Taksim’i ‘yayalaştırma’ projesi ve Topçu Kışlası’nın yeniden inşasına yönelik tepkiler çığ gibi büyüyor... Blogcu Cengiz Özdemir, ‘İttihatçı’ mantığın hiç değişmediğini anlatıyor

İttihatçı mantık Taksim’de
Taksim Meydanı düzenlemesinden sonra

Açık Radyo, Taksim projesini şahane bir şekilde ti’ye alıyor. Ömer Madra “Taksim’e Topçu Kışlası değil, çağın gereğine uygun bir askeri sembol lazım! Mesela füze rampası konsun!” diye dalgasını geçiyor.
Eh, madem kışlayı diriltme çabasına girildi... İstanbul’un bir numaralı kamusal alanına TC’nin füze rampası koymasından daha anlamlısı olamaz!
Şaka bir yana, bugün tartıştığımız ‘Taksim projesi‘ ve belediyeciliği AVM, butik otel, meydan-cadde açmazına sıkıştıran zihniyet, aslında yeni değil. Cengiz Özdemir’in ‘kültüristanbul’ adlı blogspot’undaki yazı, tam da bunu anlatıyor...

İttihatçı mantık Taksim’de
Cemil Topuzlu Paşa

Sultanahmet’ten Taksim’e
Özdemir, tam 100 yıl önce, İttihat ve Terakki devrinde de aynı sorunların farklı şekillerde yaşandığına dikkat çekmiş...
Buna göre, Cemil Topuzlu Paşa, bugün hala tartışılan bir kararla Sultanahmet Meydanı’ndaki tarihi Türk mahallesini kaldırarak bugünkü meydanı açmış ve bunu “Büyük hizmet” diye lanse etmiş...
“Oysa” diyor Özdemir, “Yıkılan Türk mahallesinin bakiyesi olan Soğukçeşme Sokağı’nı hayran hayran gezenler, bu sokağa yeniden can veren Çelik Gülersoy’u sevgiyle yad ederler. Cemil Topuzlu ise sadece Kadıköy’de bir bulvar adresidir...”
‘Sultanahmet Meydanı’ndan Taksim’e 100 yıldır değişmeyen tarzı’ başlıklı yazısında Özdemir, Cemil Topuzlu’nun ‘Avrupa görmüş’ bir Osmanlı münevveri olarak, oralarda gezip dolaştığı meydanları ve bulvarları çok beğendiğini, tatlı tatlı anlatıyor: “Topuzlu, ‘Neden bizde meydan yok’ diyerek, medeniyeti meydan ve bulvar açmak olarak algılamıştır. Tıpkı Süleyman Demirel’in Colorado Nehri üzerindeki Boulder Barajı’nı üç gün boyunca hayranlıkla seyredip, ülkeye döndüğünde ilk iş dağı taşı barajla doldurması gibi...”


İttihatçı mantık Taksim’de
Taksim Topçu Kışlası

İttihatçı mantık Taksim’de
Taksim Topçu Kışlası Yıkılırken-1939


Paşa’nın hamam sorunu
“Topuzlu Paşa, ilk iş Üsküdar’da Doğancılar Parkı, Fatih’te Hava Şehitleri Parkı gibi parklar açmış. Ancak onun en büyük ideali, yüzyıllar içinde kendine ait bir doku oluşturmuş, İstanbul’un kadim merkezi Sultanahmet ve Ayasofya civarını ‘temizleyerek’ bir meydan açmak düşüncesi olmuş.”
Tam da bu sırada meşhur İshakpaşa yangını çıkıyor... Yeterince müdahale edilemediği için yangın, Sultanahmet Meydanı’ndaki tarihi mahalleye de sıçrıyor. Bu yangına kasten müdahale etmemekle itham edilen Topuzlu ise “Yalan!” dese de anılarında sevincini gizlememiş. Ancaak...
“Ancak paşanın bir de sıkıntısı vardır. Meydanın tam ortasında bir hamam! Üstelik Sinan’ın eseri! Kanuni’nin eşi Hürrem Sultan tarafından yaptırılmış Haseki Hürrem Hamamı. Paşa burayı da yıkmayı çok arzular, ancak muvaffak olamaz.

Dindar değil, yabancılaşmış
Özdemir, Tarlabaşı, İstiklal Caddesi ve nihayet Taksim’deki kentsel dönüşüm projelerinin temel açmazın aynı olduğu görüşünde: “Kimseye danışmadan alınan kararlar, gelecek kuşakların sosyal hayatını, yaşam tarzını etkiliyor, yöndendiriyor. Paris’in asfaltlı meydanlarına hayran olan zihniyet, o meydanları oluşturan mimari dokuyu, o dokuyu oluşturan yaşam kültürünü görmezden geliyor.
Yoksulları kovalayıp AVM tapınakları dizerek şehri dizayn ederseniz
50 yıllık periyotlar halinde kompartımanlaşmış, birbirine yabancılaşmış nesiller yetiştirirsiniz. Ziya Gökalp’in deyimiyle ‘kaideci fakat an’anesiz bir toplum’ oluruz.”
Anlayacağınız bu süratle, bu mantaliteyle gidersek dindar falan değil, birbirinden iyice kopuk, kültürsüz bir nesil yetişir!
Yazının tamamını okumak için: http://kulturistanbul.blogspot.com/2012/02/sultanahmet-meydanndan-taksime-100-yldr.html