Siirt’te birbirinden dehşet verici iki olay ortaya çıktı. Bu ne ilk, ne de son. Ancak siyasetçilerin ‘çocukları koruma’ bahanesiyle medyayı suçlaması kabul edilemez

Siirt’te birbirinden dehşet verici iki olay ortaya çıktı. Bu ne ilk, ne de son. Ancak siyasetçilerin ‘çocukları koruma’ bahanesiyle medyayı suçlaması kabul edilemez...

Medya bir kez daha siyasetçilerin hedefi. Bu defa ‘eski’ çocuk tecavüzleri ve cinayet olayını ortaya çıkardığımız, kurcaladığımız için suçluyuz.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun mağdur çocukları medyadan koruma çabasını anlıyorum. Doğru; üç yaşında tecavüze uğrayıp öldürülmüş bir çocuğun otopsi masasındaki fotoğrafını yayınlamak, gazetecilik ilkeleriyle bağdaşmaz. Doğru; mağdur olan çocukların korunması zaten çok zorken, medyada afişe olmak hayatlarını karartıyor. Devlet yetkililerinin (Başbakan ve Aile Bakanı) asıl şikayeti, ‘eskiden olmuş olayların bugün olmuş gibi gösterilmesi’ ve bir şehrin ‘psikolojik olarak yıpratılması’.
Derde bakın! Bu birbirinden vahşi, kan donduran olayların gizli kalması daha mı iyiydi? Böylesine korkunç suçları sıradanlaştırmak, suçların en büyüğü değil mi?

Keşke tek değer yargımız haber olsaSevilmeyen haberler
90’ların başında gazeteciliğe başladığımda, yöneticilerin ‘büyütmek’ istemedikleri haberler listesi vardı. Bu yazılı olmayan kuralların arasında ensest ve çocuklara tecavüz haberleri ilk sıradaydı. Anlayacağınız, bugünkü hükümetin tavrıyla gayet paralel bir anlayış hakimdi.
Çok şükür o günleri yavaş da olsa geride bırakıyoruz. Bugün biliyoruz ki pek çok ‘namus’ cinayeti, ensest bağlantılı. Babadan oğula (veya amcadan, dayıdan, dededen) genetik yolla değil, davranış kalıbı olarak geçen bir suç ortaklığı söz konusu. Gülden Aydın’ın Hürriyet Pazar’da konuştuğu Prof. Betül Ulukol’un dediği gibi, ‘cinsel istismar bulaşıcı’...
Son yıllarda medyada ‘namus’ cinayetleri, çocuklara tecavüz ve istismar olayları daha fazla yer aldığı için bu suçlar sanki yeni bir şeymiş gibi algılanıyor. Ne yazık ki değil. Ancak üstü kapatılmaya, suçlular korunmaya devam edildiği sürece katlanarak artacağı, ‘suçun bulaşacağı’nı söyleyebiliriz.

Kız çocuklarına namus tehdidi
Dikkat edin, her Siirt’teki iki olayda da kız çocukları ‘namusları’ için akıl almaz suçlara boyun eğmiş. Tartışmamız gereken budur: Kız veya erkek, bebekleri, çocukları seks metası olarak görebilen gözlerde. 100’e yakın kişinin dahil olduğu söylenen, bazı Siirtli vatandaşların ‘fuhuş’ diye tabir ettikleri vaka, dünya literatürüne geçecek denli korkunç bir tecavüz zinciridir. Buradaki fakir çocukların ‘çubuk kraker, ciklet’ karşılığı fuhuşa zorlanmasına fuhuş değil, tecavüz denir.
İkinci haberde, yani Pervari’de tehdit ve şantajla kız çocuklarının bebekleri erkek öğrencilerinin eline teslim etmesi, yine bu toplumun utancıdır. Yaklaşık 10 çocuğun dahil olduğu bu canavarlıkta, suçluların tutuksuz yargılandığı söyleniyor. Yine pislikleri halının altına süpürme vaziyeti.
Bakan Çubukçu, bu çocukların bir kısmını korumak adına sert bir çıkış yaptı. Başbakan Erdoğan ise ‘şehrin haysiyeti’ni düşünmekle meşgul. Gönül isterdi ki medyaya çemkirmek yerine teşekkür etsin, bu çocukları devlet olarak koruyamadıkları için özür dilesinler.
Gayet iyi biliyoruz ki, toplumun içindeki bu habisin temizlenmesi için birbirimizi suçlamak yerine, toplu bir rehabilitasyona acilen ihtiyaç var.

Keşke tek değer yargımız haber olsaBEKLENTİLERİM
* Siirt doğumlu Emine Erdoğan’ın bu rezalete bizzat el koyması. Üstünü kapatarak değil, bizzat ilgi göstererek. Biliyoruz ki istenince pekala her şey olabiliyor.
* Başbakan’ın, çocuk sevgisini göstermesi. Bakan Çubukçu’yu seferber edip o okulları baştan aşağıya reforma tabi tutması.
* Devlet Bakanı Kavaf’tan beklentim, susması.
* Muhalefetin, bu toplumsal sorunu AKP’ye mal etmemesi.

ADALET TECELLİ ETMİYOR
Newsweek Türkiye’nin bu haftaki sayısında Adem Demir ve Yenal Bilgici imzalı bir haber dikkatimi çekti: “Siirt’te adalet tecelli edecek mi?” Muhabirler, daha önceki vakalara ve Siirt için de alınan gizlilik kararına dikkat çekmiş:
* Mardin’deki davayı hatırlıyor musunuz? İki kadın, 12 yaşındaki bir kız çocuğunu pazarlamakla, 26 erkek de çocuğa tecavüz etmekle suçlanıyordu. Suçlananların arasında, bir kaymakamlık görevlisi, bir yüzbaşı, bir de ilköğretim müdür yardımcısı bulunuyordu.
* Şubat 2003’te Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayan davaya Hürriyet gazetesi, ‘Yüzyılın Utanç Davası’ adını verdi. Dava halen devam ediyor; sanıklar tutuksuz yargılanıyor. Yüzyıl uzun sürecek gibi; utanç davalarına yenileri ekleniyor.
* Bilecik Merkez ve Bilecik’e bağlı Gölpazarı ilçesindeki, 2008’deki iki ayrı olayda yine ilköğretim öğrencisi iki kızın toplu tecavüze uğradığı iddiasıyla açılan davalarda gizlilik kararı var.
* Mardin’in Midyat ilçesinde ve Kars’taki 2008 tarihli benzer vakalarda da aynı gizlilik var.
* Bilecik’teki iki vakada 21, Kars’ta 8, Midyat’ta ise 11 kişi tutuklanıp adli mercilere sevk edilmişti. Davaların tümü devam ediyor; sanıklar tutuksuz yargılanıyor.
* Hukukçular tıpkı Mardin’deki N.Ç. davasında görüldüğü gibi, bu davaların yıllarca sürüp gittiğini, sonuçsuz geçen yılların mağdurların psikolojilerini daha da bozma tehlikesi içerdiğini savunuyor.
* Bilecik’teki cinsel istismar davasına da giren avukat Mehmet Kaymak, bu tür davalarda en önemli sorun olarak Adli Tıp raporunun gecikmesini gösteriyor.
* Adalet Bakanlığı’nın 2009 verilerine göre taciz ve tecavüz nedeniyle adli makamlara 15 bin dosya ulaştırıldı. Bu rakamın yarısı çocuk istismarı üzerine. Ama bunun buzdağının görünen yüzü olduğunu söyleyenler de var.
* Konya merkezli Şefkat-Der Genel Başkanı Hayrettin Bulan, Adalet Bakanlığı verilerinin mevcudun en fazla yüzde 5’ini gösterdiğini savunuyor.
* 128 ülkeden 781 örgütün (Türkiye’den Mor Çatı Vakfı da aralarında) geçen sene açıkladığı deklârasyona göre dünyada her dört çocuktan biri cinsel istismara uğruyor.
* Çocuk İstismarı ve İhmalini Önleme Derneği Başkanı Doç. Figen Şahin (Gazi Üniversitesi Sosyal Pediatri Bölümü’nden) buluğ çağına gelmiş kız çocuklarının yüzde 25’inin erkeklerin ise yüzde 15’inin cinsel istismara uğradığını söylüyor.