Bir milyon dolara kurduğu siteyi 315 milyona satan kadın olarak ününe ün kattı Arianna Huffington. Tıpkı facebook’taki gibi onun da başına dert olan bir “fikirlerimi çaldın” davası var


Arianna Huffington’la üç yıl önce, New Yorker dergisinin düzenlediği özel bir organizasyonda tanıştım. 2005’te kurduğu huffingtonpost.com adlı internet sitesi Amerika’da epeyce tanınmıştı, Türkiye’de ise tek tük meraklısı vardı. Ama bugünkü popülerliği ve maddi değerinden hayli uzaktı.
Doğrusu, New Yorker’ın ‘gelecek’ temalı paneline konuşmacı olarak katılan Huffington’ın spotların altındaki tavrıyla sahneden indiği zamanki hali farklıydı. Tıpkı resimlerindeki gibi bir ‘demir lady’ olduğunu, ünlü veya zengin olmayan insanlara gazeteciler dahil- yukarıdan baktığını hissetmek için de medyum olmaya gerek yoktu.
Ne de olsa kendisi, bir zamanlar Türk medyasında da kullanılan deyimle bir ‘sosyelit’ ti (Elitle sosyetiğin bir karışımı). Siyasetten Hollywood’a, herkesi tanıyordu. Bir arkadaşının deyimiyle ‘dünyanın en başarılı networker’ı idi: Uygun kişileri tanıştırıp bir araya getirmekte üzerine yoktu.
Arianna Hanım, bugün medyanın en güçlü kadınları arasında. Hatta ona “Dişi Murdoch” bile deniyor. Geçen hafta 1 milyon dolara mal ettiği siteyi 315 milyon dolara satmayı başararak tarihe geçti.

‘Sosyal Ağ’ filmi gibi
Elbette böylesine ağız sulandıran bir yükseliş, hasımlarını da harekete geçirdi. Bu ayki Vanity Fair dergisinde ‘Sosyal Ağ’ filmi tadında bir haber yayımlandı: Tıpkı Mark Zuckerberg’in hikayesi gibi, Arianna Huffington’a da iki danışmanı dava açmıştı.
Peter Daou ve James Boyce’un gerekçesi, ‘Drudge Report’un liberal versiyonu’ olarak temelleri atılan sitenin kuruluşunda kritik bir rol almalarına rağmen, hiçbir şekilde adlarının geçmemesiydi. İyi de neden bunun için altı yıl beklediler?
Başa saralım: 3 Aralık 2004’te Arianna’nın malikanesinde, kalabalık bir grup buluştu. Amerika’nın hayli forslu Demokratlar’ının bir araya geldiği bu toplantıda, Kerry kampanyasının online kısmını yürüten James Boyce da vardı. Gerçi Kerry kaybetmişti... Ancak bu elit kalabalık, bir sonraki başkanlık seçimlerinde neler yapabileceklerini konuşuyordu.

Hadi bir site kuralım
İşte bu toplantı öncesinde Boyce, kankası Arianna’ya ‘1460’ adında bir site kurmayı önermişti. İsmi, iki başkanlık seçiminin arasındaki gün sayısıydı. Amaç, “internetin tüm potansiyelini kullanmak ve Demokrat Parti’yi içeriden dışarıya değil, dişarıdan içeriye doğru organize etmek”ti.
Doğrusu ‘Drudge Report’un liberal versiyonu site kurma’ fikri o günlerde bile pek orijinal değildi. Buna rağmen Boyce ve Daou, iş ve strateji planını hazırladı. Huffington, güçlü arkadaşlarını kullanarak finansal destek sağlayacaktı. Ancak Huffington, Kenny Lerer ile samimiyeti ilerletip ortaklık kurdu. Boyce-Daou ekarte edildi. Herkes kendi işine gücüne kaptırdı. Sitenin ismi soyadından esinlenerek kondu. Ve ‘HuffPo’, seçim döneminde gerçekten etkili oldu.

“Sustuk, çünkü...”
İki kafadar, bugün “İlişkileri bozmamak adına sustuk” diyor. Oysa Arianna Hanım, iddialarını ‘gülünç’ olarak yorumluyor. Huffington’ın “Benden para koparmaya çalışıyorlar” demesi, bardağı taşıran son damla olmuş.
Boyce ve Daou’nun isteyecekleri tazminat henüz netleşmemiş. Ancak kazanırlarsa, parayı ‘bloggerlar ve aktivistler’e vereceklerini söylüyorlar. Elbette böylesine bir anti reklam, medyanın demir kraliçesi için hiç de hoş olmaz. Hakkında yazılıp çizilenlere çok duyarlı olduğu, internette yayınlanan herhangi bir negatif yoru-ma derhal müdahale ettiği söyleniyor.
Heyhat! Yükseklerde hava sert eser, derler. Arianna Huffington (60), yükseldikçe üzerine basıp çiğnediği veya kirli bir çamaşır gibi attığı insanlar, bir bir ortaya çıkıyor.


25
The Huffington Post’un aylık ziyaretçi sayısı (milyon)

NEVROTiK, TEMBEL VE ÇOK KOMiK
Gazeteci Yiğit Karaahmet, çok eğlenceli bir kitap yazdı: ‘Yiğit Karaahmet’in Şahane Hayatı’ (Nemesis Kitap).
* Kapakta, Munzur Çayı’nda pembe şişme yatağında bir elinde kokteyli, bir elinde kendi kitabını okuyan Yiğit var.
* Yiğit’i bu kadar özel ve komik kılan, asit dilini sadece başkalarına değil, kendisi için de kullanması.
* İşte giriş: “’Gazetecilik çocukluk hayalimdi. Hep Uğur Mumcu gibi olmak isterdim’ deyip, hayallerinin peşinden koşmuş biri imajı çizmeyi gerçekten çok isterdim. Ama maalesef öyle değilim. Ben de şu anda neysem küçükken de aynen oydum: Nevrotik. Kıvırcık. Tembel.”