Geri Dön

Oyuncularımı kıskanmam ben de ünlüyüm!

Andaç Haznedaroğlu “Deli Yürek”te oyuncuyken işin mutfağına geçerek kısa zamanda yönetmenlikte öne çıkan isimlerden biri oldu.

Oyuncularımı kıskanmam ben de ünlüyüm!

Andaç Haznedaroğlu “Deli Yürek”te oyuncuyken işin mutfağına geçerek kısa zamanda yönetmenlikte öne çıkan isimlerden biri oldu. Özcan Deniz ve Naz Elmas’ın oynadığı “Haziran Gecesi”nin ardından Reşat Nuri Güntekin’in aynı adlı kitabından uyarlanan “Dudaktan Kalbe” dizisinde yönetmen koltuğuna oturan Haznedaroğlu televizyon piyasasına iş yapıyor ama asıl hedefi kendi filmlerini çekmek.  Gülben Ergen’in oynadığı ve Türkiye’nin ilk sitcom’u olarak kabul edilen Dadı’nın Star’daki bölümleri, TRT’de yayınlanan Çınaraltı bilinen diğer dizileri...
Konservatuvarı bitirdikten sonra 6 yıl Osman Sınav’ın asistanlığını yapmış. “Osman Sınav iyi bir okuldur” diyor. Türkiye’de çok önemsenmese de oyuncu yönetimi onun için çok önemli. Bu konuda eğitim almış. Dizilerden kazandığı parayı Hindistan’da, ABD’de, Avrupa’da kendini geliştirmek için kurslara harcıyor. Öğrendikleriyle oyuncularına work-shoplar yapıyor. 

 Nasıl diziler tutuyor? Bir sezon içinde bile birçok dizi yayından kaldırıldı?

İyi ekip ve iyi senaryo, formül bu. Hikâyenin çok sağlam olması lazım. Tabii aşk hikâyeleri her zaman tutuyor. Entrika çok tutuyor. Seyirci artık diziler konusunda o kadar uzmanlaştı ki birkaç bölümü izleyip gelişmeleri tahmin edebiliyor. O yüzden daha şaşırtmalı, daha zekice senaryolar yazmalı. “Dudaktan Kalbe”de bunu başardığımızı sanıyorum.

Kadınlara dizi yapıyoruz

Sizin diziniz sonradan patladı. Ne oldu, seyirci Burak Hakkı’nın yakışıklılığını sonradan mı keşfetti?

Bizimki de “Yaprak Dökümü” gibi oldu. Bazı hikayeler ilk başta seyirciyi içine almayabilir. Ama seyirci içine girdikçe durum değişiyor. Dizi 9-10’uncu bölümden sonra tutmaya başladı. Bunun nedeni de sanıyorum karakterlerin, oyuncuların aynı tutarlılıkta yürümesi oldu. Bu benim çok dikkat ettiğim bir şey. Çünkü karakter dengesi bozulduğunda seyirci de bunun karşılığını veriyor. Reytingler düşüyor.

Siz filmlere damganızı nasıl vuruyorsunuz?

Artık Türkiye’de birtakım yönetmenlerin tarzları oluşmaya başladı. .  Benim için “Tarzını biliyoruz” demeleri, “Ne kadar iyi çekiyorsun” demelerinden çok daha önemli.

Dikkatimi çekti. Tabağın masaya nasıl konulacağını, hangi renk bardak kullanılacağını size sordular. Her şeyi bilir misiniz siz yönetmenler?

Vallahi bilmek zorunda kalıyorum. Günde bana herkes üç soru sorsa minimum 150 soru cevaplamış oluyorum. Yönetmenlik biraz görgü bilgi gerektiren bir iş. Yurtdışındaki trendleri takip ediyorsun, kitap okuyorsun, sürekli film izliyorsun. Çünkü bunlar seyirciyi uyaran şeyler. Ve sonuçta biz kadınlara dizi yapıyoruz. Mesela “Haziran Gecesi”nde Özcan Deniz’in giydiği takım elbise modaydı. Şimdi de Burak Hakkı’nın giydiği ceket moda oluyor. Bırakın gömleği, “Haziran Gecesi”nin bir bölümünde puanlı bir çaydanlık kullanmıştık. Ertesi gün yapım şirketine bir çok telefon gelmiş, çaydanlığı nereden alabileceklerini sormuşlar.

Siz oyuncuları yönetiyorsunuz. Ama onlar sizden çok ünlü oluyor. Mesela bu dizide birçok oyuncu öne çıktı. Kıskanmıyor musunuz?

Kıskanmıyorum çünkü oyuncuları çocuklarım gibi görüyorum. Çok gurur duyuyorum onlar ünlendiklerinde. Ama artık Türkiye’de kameranın arkasındaki insanlara da hak ettikleri değer veriliyor. İsim olarak da onlar kadar biliniyoruz artık. Yalnız benim kadın mı erkek mi olduğumu anlamıyorlar. Biraz daha fazla röportaj vermeliyim galiba. 

Her dizide başka başka oyuncularla çalışıyorsunuz. Ekip ruhu nasıl yaratılıyor?

Bu işe başladığımda çok öfkeli bir yönetmendim. Sonra Amerika’da yogayla tanıştım. Hindistan’da çalışmalar yaptım. “Ben kendimi anlamazsam oyuncuları nasıl anlarım?” diye düşündüm ve hayatımda çok şey değişti. Oyuncularla dizilerden önce work - shop yapıyorum.  Bu eğitimler oyuncunun karaktere bürünmesini kolaylaştırıyor. Sesleri, vücutları çalıştırıyorum. O arada elediğim oyuncular da oluyor. O çalışmadan dolayı tüm ekip birbirini çok seviyor. Ekipte hiç kavga olmadı mesela.

Hani eski Türk filmlerinde olur ya yönetmen  “Kartını verir beni arayın sizi ‘artiz’ yapacağım” der. Sizin böyle hikâyeleriniz oluyor mu, sokaktan oyuncu topluyor musunuz? 

 Kartımı uzatıp yarın beni ara dediğim otobüste, metro çıkışında dikkatimi çeken ve setlere kazandırdığım insanlar oldu. Mesela  Cenk Ertan’la Gümüşlük’te güneşlenirken karşılaşmıştım. Kartımı verdim, ara mutlaka dedim. Ve “Haziran Gecesi”nde bayağı parladı biliyorsunuz. Bu fena halde duyulmuş ve facebook’ta yüzlerce kişi oyunculuk için benimle tanışmak istiyor.
 Filminde kadını anlatacak

Bu dönemde RTÜK’ün de dizilere yönelik baskısı oluyor. Siz de böyle bir baskı hissettiniz mi veya oyuncularınız çok öpüşüyor gibi tepkiler oluyor mu?

RTÜK’ten değil de, babamdan oluyor. “Kızım lütfen sevişmesinler” diyor ciddi ciddi. “Baba senaryoda var, seviştirmek zorundayım” diyorum. Babam Anayasa Mahkemesi mali işler müdürüydü. Annem emekli öğretmen. O kuşağın beklentileri farklı. Ki babamla yaptığım işleri çok paylaşan birisiyim. Tekniğimin oluşmasında babamın çok katkısı vardır.

Sette iktidar sizde. Bu iktidarın gücünü ilişkilerinizde de kullanıyor musunuz? Mesela istediğiniz oyuncuyla çıkabiliyor musunuz?

Monitörün arkasından bakmayı tercih ediyorum! Şaka bir yana sette rolleri karıştırmamak lazım. Sevgililerim dışarıdan oluyor.

Kendi filminizi çekmek istiyormuşsunuz?

Almanya’da bir kadın filmi çekmek istiyorum. Onun senaryosuyla uğraşıyorum. Yurtdışında en çok kültür şoku yaşadığım yer Berlin oldu. Bu yıl 4 ay kaldım. 13 yıl evinden bile çıkmayan üç çocuğuyla yaşayan bir kadınla tanıştım. “Beni ne olur havaalanına götürün Türkiye’ye gideyim” dedi. Avrupa’nın ortasında böyle hayatlar var. O modernliğin ortasında Türklerin geleneksel yaşantısı inanılmaz bir çelişki. Galiba işte sinema en çok bunun için.

Yönetmenim, illüzyonist değil  

 Dizilerde oynayan özellikle genç kızların çoğu birbirine benziyor. Hele de sarışın olanlar. Estetikli oyuncuları dizilerinizde oynatıyor musunuz?

Açıkçası çok tercih etmiyorum. Estetik yaptıran insanın kendiyle ve duygularıyla ciddi problemleri oluyor. Ayna karşısında role çalışılmaz diye bir deyim vardır bizde. Çünkü hep yapmacık ve duygusuza götürür sizi. Rolü kendi duygusunda aramalı oyuncu. Estetik ameliyatları böyle görüyorum. Dışarıdan çok güzel ama içi sizi karşılamıyor.

Hande Ataizi estetikli olduğum için teklif almıyorum demişti.

Çok iyi bir oyuncu aslında, ilk yaptığı işlerde mesela “Mum Kokulu Kadınlar”da çok iyiydi. Ama estetikli bir yüze sette ışık yapmak çok daha zordur. Doğal gösteremezsiniz.   O yüzden de estetikli oyuncuya karşı mesafeli duruyorum. Estetikli oyuncu mimiklerini kullanabiliyorsa problem yapmıyorum. Ama botoks çok çok iyi yapılmamışsa mimiklerini kullanamıyor ki. Karşımda dudağının silikonu kayan çok oyuncu oldu. Estetikli bir oyuncu “Şuram nasıl, buram nasıl görünüyor?” diye soruyordu bana. Böyle soran birçok oyuncuya “hanımefendi ben yönetmenim illüzyonist değil” dediğim olmuştur. Bu psikolojideki oyuncular görüntüsünü düşünmekten role konsantre olamıyor. Bu da oyunculuğu öldürüyor.

4 Mart 2021 Magazin Haberleri Bülteni4 Mart 2021 Magazin Haberleri Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet