Sosyal medyanın yumuşak karnı ‘koronavirüs’ oldu. Dedikodu ve panikle ‘haber veren’, ‘iletişimin yıldızı’ vs... Twitter dünyası, bir nevi ‘distopya’ya dönüştü. Bloomberg kanalında büyük marketlerin yöneticileri konuşuyordu. “Stok yeterli” diyen de vardı, “Sınıra geldik” diyen de... Market görüntüleri, sosyal medyanın vazgeçilmeziydi. Sanırım bu işin başı da İstanbul’du. Pamuk ipliğine bağlı şehre güven, en ufak bir işarette darmadağın olabiliyordu. ‘Akşam haber bültenleri bakalım ne yapacak?’ ve ‘reyting’ için torba torba evine gidenler ve boşalan raflar verilir mi?’ diye merak içindeydim. Fiyatlara ve 1-2 teyzeye kamera uzatmışlar, o kadar. Bu görüntülerin hiçbirinin yayınlanmaması taraftarıyım. Habercilik evet ama bir de toplumsal halimiz var. Bir parmak şaklatması yeter, virüs paniğindeyiz. Bunu yatıştırmanın ve akıllı hareketin adresi televizyon. Aman bir süre daha...

İLK ÖĞRETMEN ŞARKISI VE DİZİSİ

Ali Rıza Binboğa’nın ‘İlk Öğretmen’ şarkısının ‘naifliği’ kaldı mı acaba? ‘Öğretmen’ dizisinin kalıcı müziği oldu. Binboğa’nın parçası böyle ‘sert bir öğretmen’ halinin sözleri değil. Siyah önlüklü bir sınıfın, küçük öğrencileri için söylenmiş gibi... Ne öğretmenin ‘ahlak dersi’ ne de öğrencilerin ‘bunu anlayabilmeleri’nin yöntemi böyle mi olmalı? Ev ahalisi, “Böyle öğretmenler lazım” dedi yine de. Eşimin kuzeni Türkçe öğretmeni. Geçenlerde bize geldi. ‘Nasıl gidiyor?’ muhabbeti yapıldı. Bir öğretmen arkadaşını, yakın zamanda bir veli okula gidip dövmüş. Böyle örneklerin yaşandığı bir ülkeyiz. Başka bir ‘öğretmen’ gerçeği var. Sektörde tecrübeli bir isme sordum, “Nasıl buldun diziyi?” diye. “Fazla sert ama merak uyandırıyor. Karakter hikayeleri güzel oluyor. İlker’in performansı başarılı. Ama sosyopat bir toplum ve Japon formatlarında duygusal şiddet yüksektir. Burada da fiziki şiddet var” dedi.
Yani evet, mesaj var “Birlik olun, arkadaşlarınızı üzmeyin” derken, birden öğretmen yerde, üzerinde öğrenciler pata küte. Okulun içi bombalı tuzaklarla dolu. Hepsi birer simge aslında, yoksa altında temiz duygular var diyebilir miyiz? Şiddete öncelik veriyorlar ve bunu seviyorlar. Olan değil, yaratılan şiddeti anlatıyorlar.