Gezi Parkı'nda kaybettiğimiz canlar dışında, kalıcı hasarla yaşamak zorunda kalan onlarca insan var. Büyük çoğunluğu kafa travması geçirdi ya da bir gözlerini kaybetti.
Can Dündar'ın hazırlayıp sunduğu 'Gözdağı' adlı belgeselin ilk gösterimi geçtiğimiz cuma günü Caddebostan Kültür Merkezi’nde yapıldı.
Can Dündar’ın isteği; bu belgeseli öncelikle parklarda göstermek. İlk gösterim de Ataşehir, Deniz Gezmiş Parkı’nda yapılacaktı ancak hava koşulları izin vermedi.
Dündar, Gezi direnişi sırasında ve 48 saat içinde birer gözünü yitiren 6 genç arkadaşımız üzerinden anlatıyor Türkiye'yi değiştiren günleri...
'Gözdağı'; bundan sonra ülke genelinde birçok parkta, sahnede, salonda, meydanda, kampüste; forum atmosferi içinde gösterilecek. Ayrıca Türkiye dışında birçok ülkeyi, yani Gezi ruhu olan her yeri dolaşacak...

YAYINLANMAMIŞ GÖRÜNTÜLER...
Belgesel; bir yandan “Gözümüzden vurdular ama gördük görmemiz gerekeni!” derken; diğer yandan bir 'insan' gözünün dağlanmasının acısıyla sızlatıyor içinizi.
Müziklerine hiçbir karşılık beklemeden Fazıl Say’ın imza attığı belgeselde çok çarpıcı sahneler ve ustalıklı bir anlatım var.
Daha önce ortaya çıkmamış cep telefonu çekimlerinden birinde, gözünü kaybeden arkadaşımız; gözüne isabet eden kapsülün yolculuğunu bizzat kaydetmeyi başarmış örneğin. Ayrıca eylemler sırasında emniyet güçleri tarafından vurmak suretiyle düşürülen 'uçan kamera'nın çektiği özel görüntüler de var 'Gözdağı'nda.
Hafta sonu birçok park, meydan ve salonda gösterilen belgeseli bu gün 14:30’da Taksim Pitstop’ta, yarın 21:00’de İzmir Gündoğdu Meydanı’nda, çarşamba günü 20:30’da Ankara Yenimahalle Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde ve perşembe saat 20:00’de Ankara Çankaya Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde izleyebilirsiniz.
Yurtiçi ya da yurtdışı; belediye, dernek, platform, meslek odası, sendika, kolektif, kent inisiyatifi ya da üniversite; eğer siz de 'Gözdağı'nın ücretsiz gösterimi için bir organizasyon yapmak istiyorsanız gozdagifilmi@ gmail.com adresine e-posta yollayarak Can Dündar’la bağlantı kurun. 'Gözdağı'nın özgür yolculuğuna ortak olun.
Gezi direnişinin ilk gününden bugüne kaybettiğimiz canların anısına ve kalıcı izler taşıyacakların önünde saygıyla...

HAFTA SONU FESTİVAL RUHU

Adında festival kelimesi geçen birçok konser etkinliği düzenleniyor. “Tek günlük festival olmaz” ya da “Tek bir müzik türüne odaklanmış etkinliğe festival denmez” iddiasında değilim. Ancak gerçek manada festival olan etkinliklerin de bir ruhu olduğuna inanıyorum.
Kamp olanağı sunsun ya da sunmasın, şehrin göbeğinde ya da dışında; tek günlü, tek türlü ama yeter ki ruhu olsun...
Festival; sadece dilediğiniz konseri izlemek için ziyaret ettiğiniz; birden fazla konseri hayata geçirmesinden mütevellit bir şey değil.
Festival alanındayken kendinizi bir bütünün parçası gibi hissetmiyorsanız festival ruhundan söz etmek de çok zor.
Budapeşte’nin göbeğindeki Sziget Festivali; Danimarka’nın Roskilde’si, İngiltere’nin Glastonbury’si gibi bizde de H2000 Festivali’yle başlayan süreçte irili ufaklı birçok müzik festivali yapıldı.
Kimileri yok oldu, kimileri şekil değiştirdi. En köklü festival markamız olan Rock’n Coke; artık iki yılda bir yapılıyor ve bu yıl yok.
2 günlük festivalimiz One Love; bu yaz daha elektronik bir çizgiye kaydı ve bir sonraki hafta sonu Parkorman’da gerçekleşecek. İstanbul bu yaz çok büyük konserlere ev sahipliği yapıyor olsa da festival ruhunu taşıyacak en önemli etkinlik önümüzdeki hafta cuma-cumartesi KüçükÇiftlik Park’ta yapılacak '100% Fest' gibi görünüyor.
Türkiye’ye ilk kez gelen bir grunge devi, Soundgarden ve daha önce izlesek de doyamadığımız Massive Attack ve Kaiserchiefs gibi büyük isimlerin yanı sıra birçok Türk ve yabancı grubun performansını izleyeceğiz iki gün boyunca.
Rock, alternatif, triphop, rap; Türk ve yabancı; sabah 11’den gece yarısına dek KüçükÇiftlik’te ruhen doyacağımızı sanıyorum.
Babylon Soundgarden’da Pet Shop Boys’la eski günlere selam çaktık; Metal Summer Fest’te kafa sallayıp Chill Out Fest’te dinlendik. Şimdi sırada '100% Fest' var.