Geri Dön

Sihirli fasulye masalını oku

Zamanın birinde annesiyle birlikte yaşayan bir çocuk varmış. Babasını yıllar önce kaybetmiş ve çok yoksullarmış. Ellerinde kalan sadece bembeyaz bir inekmiş, adı da Süt Beyaz’mış.

Sihirli fasulye masalını oku

Bir gün o kadar parasız kalmışlar ki annesi çocuğa ineklerini satmaya pazara gitmesini ve eline geçen parayla eve erzak almasını söylemiş. Biraz saf olan çocuk ineği almış ve pazara doğru yola çıkmış. Yolda beyaz sakallı ve yaşlı bir amcayla karşılaşmış. Adamcağız ona yaklaşmış ve elindeki beş fasulye tanesini göstermiş.

Adam bu beş fasulye tanesinin sihirli olduğunu ve inek karşılığında bunları çocuğa vereceğini söylemiş. Çocuk ilk başta tereddüt etse de sihir kelimesini duyunca kabul etmiş.

Elindeki fasulyelerle eve gelmiş ve heyecanla olan biteni annesine anlatmış. Annesi olanları duyunca çok sinirlenmiş ve çocuğa odasına gitmesini ve çıkmamasını söylemiş. Kadıncağız bütün gece kara kara ne yapacaklarını düşünmüş.

Sabah kalkmışlar ve tam sofraya oturacakken bahçedeki fasulyelerden birinin kocaman, dev bir ağaca dönüşüp gökyüzüne uzandığını görmüşler. Çocuk, hemen ağaca tırmanmaya başlamış ve bir süre sonra değişik bir ülkeye varmış. Her şey kocamanmış bu ülkede.

Yürümeye başlayınca yolun sonunda kocaman bir ev görmüş. Geçen zamanda çok acıkan çocuk eve girmiş ve bir kadınla karşılaşmış. Ona çok acıktığını söylemiş ve yemek istemiş. Kadın ona yemek vermiş ama çabuk olmasını istemiş.

Çünkü kadının kocası bir devmiş ve çocukları hiç sevmezmiş. Çocuk tam ilk lokmasını ağzına atacakken devin sesi duyulmuş.

-Tam, tom, dum… Çocuk kokusu duydum, diyormuş.

Kadın hemen çocuğa fırına saklanmasını söylemiş ve Dev gelince ona:

-Et kokusu duyduğun herhalde, demiş.

Kadıncağız Dev’e yemeklerle dolu bir sofra hazırlamış. Dev hepsini yemiş ve cebinden altınlarını çıkarıp saymaya başlamış. Paralarını sayarken uyuyakalmış. Dev’in uyuduğunu gören çocuk altınların içerisinden bir kese alıp fasulye ağacından aşağı inmiş.

Paraları hemen annesine vermiş ve bir süre rahat bir hayat yaşamışlar. Para bu ya, suyunu çekmiş. Çocuk tekrar yukarı çıkmaya karar vermiş ve başlamış tırmanmaya. Hemen yine yolun sonundaki devin evine gitmiş. Kapıyı çalmış ve yine aynı kadın kapıyı açmış.

Kadın bu sefer ona biraz soğuk davranmış ve geçen sefer altınlarının kaybolduğunu söylemiş. Çocuk duymamazlıktan gelmiş. Çocukları çok seven kadın yine çocuğa yemek hazırlamış.

Yemeğini bitiren çocuk yine Dev’in sesini duymuş:

-Tam, tom, dum… Çocuk kokusu duydum, diyormuş.

Kadın:

-Hemen fırına saklan, demiş çocuğa.

Kocasına da:

-Dün yaptığım yahninin kokusudur o, demiş.

-Tamam o zaman. Bana tavuğumu getir, demiş.

Dev bir yandan yahnisini yiyor bir yandan da tavuğuyla konuşuyormuş.

-Yumurtla bakalım, demiş tavuğa.

Tavuk birden altın yumurtlamaya başlayınca çocuk gördüklerine inanamamış. Dev uyuyunca hemen o tavuğu alıp aşağı kaçmış yine. 

Çocuk ve annesi tavuk sayesinde çok zengin olmuşlar. Çocuk artık büyümüş ve yakışıklı bir delikanlı olmuş geçen sürede. Tüm bu zenginliğe rağmen aklı Dev ve sihirli evindeymiş.

Son bir kez daha yukarıya çıkmaya karar vermiş ve Devin evine gitmiş. Bu sefer devin kapısına da haber vermeden evin içindeki kutulardan birine saklanmış. Dev hemen delikanlının kokusunu duymuş ve karısına sormuş.

Karısı:

- Kesin fırının içindedir, demiş.

Ne Dev ne de karısı çocuğu bulamamışlar. Yemeklerini yedikten sonra dev kapısından altın harpını istemiş. Darısı harpı getirmiş ve Dev:

-Çal bakalım, demiş harpa.

Harp çok güzel melodiler çalarak onları uyutmuş. Onlar uyuyunca çocuk harpı alıp kaçmaya karar vermiş. Tam harpı eline alınca harp başlamış:

-İmdat, diye bağırmaya.

Dev uyanıp çocuğun peşinden koşmuş ve fasulyeden aşağı inmeye başlamış. Evine yaklaşan çocuk hemen annesinden bir balta istemiş ve ağacı kökünden kesmiş. Dev hemen yukarı evine kaçmış.

O günden sonra bir daha yukarı çıkmak istememiş ve çok zengin bir hayat yaşamışlar.