Geri Dön

“60 dakikalık iş yaşam standardımızı yükseltti”

Puhu TV’nin ilk orijinal dizisi “Fi”nin Özge’si Berrak Tüzünataç: “60 dakikada bir hikaye anlatmak hepimiz için yeni bir macera oldu. Bana kendimle, arkadaşlarımla ilgilenme; sevdiğim insanları görme, sevdiğim filmleri izleme, küçük seyahatler yapma imkanı da verdi”

“60 dakikalık iş yaşam standardımızı yükseltti”

Azra Kohen’in “çok satanlar” rafını uzun süre işgal eden üçlemesi “Fi Çi Pi”nin Puhu TV’de yayınlanmak üzere uyarlanacağı duyulduğundan beri büyük bir çoğunluk heyecanla bu anı bekliyordu. 60 dakika olacaktı, sansür olmayacaktı... Peki ama acaba nasıl aktarılacaktı, okuyucuyu tatmin edecek miydi, Can Manay, Duru, Özge, Deniz kim olacaktı? Kadro açıklanınca bazı soru ve şüpheler cevap bulmakla birlikte merak da ikiye katlandı. Ve 31 Mart’ta en sonunda “Fi” izleyiciyle buluştu. MIPTV 2017’de açıklanan verilere göre de yaklaşık iki günde 3.5 milyon izlenmeye ulaştı. Biz de dizinin Özge’si Berrak Tüzünataç ile bir araya geldik...

“Fi” başladı. Heyecanlı mısınız? Neler hissediyorsunuz?

Çok heyecanlıyız. İlk üç bölümümüzü izledik ve çok güzel dönüşler alıyoruz. Bu da bizi çok mutlu ediyor. Herkesin kendi payına riskler aldığı, birlikte çıktığımız bir maceraydı bu. Bunun dönüşünün böyle güzel olması bizi daha da mutlu ediyor. Hem seyirciden hem de meslektaşlarımızdan, sektörden çok güzel şeyler duyduk. İlgilenen herkese çok teşekkür ediyorum.

"Oyunculuğa aynı yerden bakıyoruz"

Karakteriniz Özge’yi kitaptan biliyoruz ama okumayanlar için bahsedebilir misiniz biraz kimdir Özge?

Biliyorsunuz Oxford Sözlüğü her sene “yılın kelimesi”ni seçiyor ve en son “gerçeklik ötesini” (post-truth) seçti. Şu an sistemin her mecrasında gerçeklik manipülasyonu var ve ben Özge’nin karakterini de sistemin bir virüsü olarak görüyorum. Bir magazin dergisinde gazeteci olarak çalışıyor. Kendilerini olduğundan farklı gösterip insanların duygularını manipüle eden, hayranlarının sevgisini kazanıp bunu ticari veya bireysel çıkarları için kullanan herkese karşı savaş açan bir kız. Şikayet etmek yerine, eyleme geçiyor. Kitabı okumuş muydunuz? Dizi ile kitap arasında bazı farklılıklar var. Siz hangisinden yola çıktınız?

Kitaplardan tabii ki haberdardım ama okumamıştım. Teklif gelince okudum. Karakteri çıkarmam adına kitap çok iyi bir kaynaktı. Çünkü bütün karakterlerin psikolojisini, yolculuğunu, güçlü ve zayıf yanlarını, karanlık ve aydınlık taraflarını detaylı bir şekilde okuyabildik kitapta; hepimize çok yardımcı oldu. Tabii ki dizinin kitaptan farklılıkları var; bütün uyarlama işlerde olduğu gibi...

Özge ile kendiniz arasında bir benzerlik kurabildiniz mi?

Aslında bu hikayede sadece Özge ile değil her karakterle kendi kişiliğim arasında bağdaşlaştırdığım bir şeyler var. Özge’den farklı olarak ben kendimi birazcık daha “karma”ya ya da “ilahi adalete” bırakabilirim. Fakat Özge kaderini kendi elleriyle çizmek isteyen, hatta kendini durduramayan bir kız.

Çok başarılı dört ismin birlikte çalışması nasıl?

Mehmet (Günsür) ve Ozan’la (Güven) “Muhteşem Yüzyıl”da çalışmıştık. Serenay’la (Sarıkaya) da tanışıyorduk projeden önce. Zaten birbirimizi tanıyan, görüşen, seven insanlardık. Bu tanışma ve ısınma süresini ortadan kaldırdı. Oyunculuğa aynı yerden bakıyoruz; işimizi en iyi şekilde yapmak, sahne üstüne konuşmak, tartışmak, birbirimizin rolleriyle ilgili de birbirimize bir şeyler katmak istedik. Bu da bizi çok yükseltti.

Her şeyi belli, 60 dakikalık bir işte çalışmak nasıl?

60 dakikada bir hikaye anlatmak hepimiz için yeni bir macera oldu çünkü hiçbirimizin bilmediği bir şey bu aslında. Daha uzun işlerde işlevin olmasa da birçok sahnede bulunabiliyorsunuz ya da bir duyguyu anlatmak için çok defa şansın oluyor. Bu sefer küçücük bir anla birçok şey anlatmak durumunda kaldık. Hepimiz, rejimiz de dahil o anları kaçırmamak zorundaydık. O yüzden çok daha atik, hazırlıklı ve konsantre olmamız gerekiyor. Bu tabii ki senaristimiz için de geçerli. Bir sahne ile birçok şeyi anlatma yükümlülüğü oluyor. Yani “60 dakikalık işler ne kolaymış” durumu olmadığını da gördük.

“60 dakikalık iş yaşam standardımızı yükseltti”

“İnternette karakterler gerçek hayattaki gibi”

Ne gibi farklılıkları var diğer işlerinizle kıyasladığınızda?

Televizyondan farklı olarak internet formatında karakterler gerçek hayattaki gibi. Daha gerçek diyaloglarla ve reflekslerle, tepkilerle hikayeyi anlatabilme lüksünü yaşıyoruz. Televizyonda başrol kadını hiç hata yapmamış, hiç karanlık tarafı yok. “Kötü karakterin” hiç iyi yanının olmaması, başroldeki erkeğin bir prens olması, aşırı iyi olması, hatası olmaması gibi bir durum yok burada. Yani her karakter gerçekten hayatta olduğu gibi zaaflarıyla karanlık aydınlık taraflarıyla, gücü ve zayıf noktalarıyla hayatımıza giriyor. Ve tabii ki bu durum çok daha gerçekçi yapıyor diziyi.

Geçen hafta senaristler de isyan etti; bir bildiri yayınladılar. Sizce şartlar düzelir mi artık?

Bütün kalbimle senaristlerin bu tepkisi yerini bulsun, bir şeyler artık değişsin istiyorum. Daha insani koşullarda çalışılsın istiyorum.

“Fi” çalışma şartları itibarıyla kendinize vakit ayırmanıza da olanak sağlamıştır.

60 dakikalık bir iş yapmak yaşam standardımızı yükseltiyor. Bana kendimle, arkadaşlarımla ilgilenme; sevdiğim insanları görme, sevdiğim filmleri izleme, küçük seyahatler yapma imkanı da veriyor. Bu koşullar altında çalışıyor olmak muazzam bir duygu.

“Birkan da çok sevdi”

“Fi”yi Birkan (Sokullu) beyin de izlediğini düşünüyorum. O nasıl buldu? Genelde birbirinizin işleriyle ilgili yorum yapar mısınız?

Üç bölümü birlikte, arka arkaya izledik. Hepimiz için çok heyecan verici bir başlangıç. Birkan da çok heyecanlandı. Sevdi de. Çünkü bu platformun etkin kullanılması hepimizin kariyerine olumlu şekilde yansıyacaktır. Evet, kesinlikle birbirimize işlerimizle ilgili yorum yaparız.

“Saçımı kestirince iyi hissettim”

Sizinle özdeşleşen saçlarınızı bu iş için kestirdiniz. Nasıldı o ilk an?

Senelerdir hep uzun saç kullandım ve kestirme kararını da sindire sindire verdik. Kesim öncesinde provalar yapıp, türlü peruklar denedik. Ekranda nasıl görüneceğine bakmak için fotoğraf ve video çektik. Kesim aşamasına gelindiğinde o kadar hazırdım ki, kendimi bile şaşırtacak bir sakinlikteydim. Kesim sonrası da kendimi çok iyi hissettim.

Dış görünüş olarak değişimdeki sınırınız nedir peki?

En büyük korkum saç olabilirdi, onu da aştım. Çok garip bir özgürleşme duygusu... Yamaç paraşütü yaptığımda hissettiğim şeyi hissettirdi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber