Geri Dön
Cumartesi“Bana güzel gelen başkalarına da geliyor”

“Bana güzel gelen başkalarına da geliyor”

Geniş bir hayran kitlesine sahip Emre Aydın’ın yeni albümü “Eyül Geldi Sonra” çıktı. Aydın, şarkılarının bu kadar sevilmesiyle ilgili “Bana güzel gelen şeyleri sunuyorum. Bana güzel gelen, kalabalık bir topluluğa güzel geliyor; şanslıyım” diyor

“Bana güzel gelen başkalarına da geliyor”

Karlı bir İstanbul gününde buluşuyoruz Emre Aydın’la. Bir gün önce yoğun kar yağışı nedeniyle yarıda kesilen Galatasaray-Juventus maçı başlamak üzere... Emre Aydın’ın ortağı olduğu yapım şirketi 565 Müzik Yapım’ın ofisinde birçok Galatasaraylı “ekran başına kilitlenmiş” durumda. Onları orada bırakıp sohbet etmek üzere bir odaya geçtiğimizde Emre Aydın’ın aklı maçta kalmış gibi geliyor bana, soruyorum “yok” diyor. Ama belli ki kibarlıktan, odadan çıktığımız gibi “Maç kaç kaç?” diye soruyor çünkü.
Aydın çok kibar bir adam, insanları
hiç kırmak istemiyor gibi bir hali var. Konuşurken söylediği şeyin ucu başkasına dokunur mu acaba diye endişeleniyor.
“Bu böyledir, şu şöyledir” diye ahkam kesmiyor. “Köşeli bir adam değilim” diyor zaten kendisi de...

Bu albüm için ne kadardır çalışıyorsunuz?

2.5 yıldır. İlk şarkı kaydını 1.5 yıl önce yaptık. Önce yazıldı, sonra Mustafa Ceceli ile demoları kaydettik. Canlıları çalmak üzere Stockholm’e gittim. Burada da birkaç tane yerli enstrümanı kaydettik.
2.5 sene bir albüm kaydı için çok kısa bir süre değil aslında. Epey yorucu oldu, her ayrıntısıyla ayrı ayrı uğraşıldı.

Genelde arayı açıyorsunuz siz albümlerde ya da biz Türkiye’de neredeyse her sene albüm çıkaran şarkıcılara alıştık.

Bir senede çıkan albümlerin nasıl çıktığını anlamıyorum sahiden. Biz çok hızlı çalışıyor olmamıza rağmen uzun sürüyor. Yılda bir, 1.5 yılda bir albüm yapmak biraz ticari bir şey. Popülarite uçar mı; sosyal hafıza güçsüzdür, başımıza bir şey gelir mi diye yapılır. Öyle yapanları eleştirdiğimden de değil... O da bir yol ama bence uzun aralık daha etkin bir yöntem.

Şarkı sözleri size ait genelde. Nasıl çıkıyor o şarkılar?

Değişiyor aslında. Mesela aklınızda bir konsept olabiliyor. Kendi yaşadığınız bir şeyi yazmak işinizi kolaylaştırıyor tabii. Oturup bir şarkı yazayım diye de çıkabiliyor. Çünkü sadece bir şey yaşayıp onu yazmayı beklerseniz yıllarca bekleyebilirsiniz bir albüm için. Sağda solda da not alabiliyorsunuz. Mesela benim bir defterim vardı, oraya kısa kısa notlar alıyordum. Onları açıp yazıyordum. Bu işin bir matematiği yok. Ama sessiz bir ortam her zaman daha kolay oluyor.

Gece yarısı olsun, elime bir kadeh içki alayım, mumlarımı yakayım gibi bir durum yok yani...

Yok. Zaten içki sizi yavaşlatır. Kafanızın gayet iyi çalışıyor olması lazım. İçinde matematiksel durumlar da vardır şarkı sözünün. Hece ölçüsüne göre yazarsınız, kelime dağarcığınızı sürekli yoklarsınız yazarken...

Eskiden beri yazar mıydınız söz?

Ben ortaokuldayken bir gitar furyası olmuştu, Guns ‘N Roses tişörtleri, Metallica tişörtleri... Çok ısrar ettim, bana da bir klasik gitar alındı. O zaman esas havalı olan şey Metallica’nın bir şarkısını klasik gitarda çalabilmekti. Bir grup kuralım istiyorduk. Dünyanın en büyük rock grubunu kurabileceğimizi düşündüğümüz yaşlar... O zaman İngilizce bir şarkı sözü yazmıştım. Metallica çalamadım ama bir beste yapmıştım.

Çevremde Emre Aydın şarkıları seven çok insan var. Radyolarda da çalınıyor sürekli... Sizce neden bu kadar seviliyor şarkılarınız?

Bana güzel gelen şeyleri sunuyorum. Bana güzel gelen kalabalık bir topluluğa güzel geliyor, bu konuda şanslıyım. İyi şarkının her zaman başarılı olacağını düşünüyorum ama iyi de göreceli bir şey.

Türkiye’de en sadık ve geniş fan kitlesine sahip müzisyenlerden birisiniz...

Fan kulüp yıllar içinde ekibin bir öğesi oldu. Nasıl menajer, plak şirketi, prodüktör var bir de fan kulüp var. Fikirlerini de alıyoruz onların. Baskı da oluşturabiliyorlar bazen, bunu olumlu anlamda söylüyorum. Albüm için acele ettiriyorlar mesela. Yalnız olmadığınızı bilmek güzel bir şey.

“Edebiyatla ilgili, arşivcilik yapan dinleyicilerim var”

Kadın hayranlarınız da çok fazla...

Kadın-erkek hayran diye bakmıyorum hiçbir zaman. Kadınlar belki müziği biraz daha fazla takip ettiği için olabilir. Erkekler kızacaklar belki ama kadınlar kültür-sanat işlerine daha meraklıdır. Onunla ilgili bir şey olabilir belki.
n Yıllar önce Bornova’da barlarda müzik yaparak başladınız. Bugünlere geleceğinizi düşünür müydünüz?
Evet. Aslında Bornova’da çalışma motivasyonum farklıydı. Orada bir grup kurup sadece barlarda müzik yapmaktan hoşlanan bir kesim vardı. Ben öyle değildim. Bir basamak olarak gördüm her zaman. Dolayısıyla bugünlere gelebilmek için uğraşıyordum.

İşsanat’ta konser verdiniz. Oranın çizgisinin dışında bir müzisyen gibisiniz...

Benim İşsanat konserlerini takip eden bir dinleyici kitlem de var aslında. Albümlerimin satmasındaki
esas dayanak da o. Benimle yaşıt hatta benden daha büyük, iş güç sahibi bir dinleyici kitlem var. Edebiyatla ilgilenen, şarkı sözlerine dikkat eden, arşivcilik geleneği olan, kitap ve CD alan bir kitle. Onlarsız olmazdı bu iş.

“Özel hayatımı basına anlatmamı isterse sevgilime bozulurum”

Mutlu şarkı duymayacak mıyız sizden hiç?

O bir stil biraz. Mutlu şarkı da yazabilirim, yazamam asla diye bir şey yok. Genellikle dinlediğiniz şeylerle ilgilidir ya, neşeli şeyler dinlemiyorum.

Neşeliyken bile neşeli şarkılar dinlemez misiniz?

Dinlerim. Robbie Williams’ın son işine bayıldım mesela.

Genelde aşk şarkıları yazdığınız için “Sevgiliniz

var mı, sevgilinize mi yazıyorsunuz bu şarkıları?” sorularıyla karşılaşmışsınız hep. “Sevgilim varsa da sana söylemem” diye cevap vermişsiniz hatta. Sevgiliniz bozulmaz mı buna, herkesin okuduğu bir gazetede “Sevgilim yok” demenize?
Sevgilim eğer basının önünde bizim yaşadığımız şeyle ilgili konuşmamı beklerse ben sevgilime bozulurum.
Adı üstünde özel hayat. Bu sorunun sorulmasına ekstra bir tepkim yok. İnsanlar öyle alıştı. Hatta sorulsa da cevap versem, buradan çıkan başlık internet sitelerine düşse diye bekleyen şarkıcılar var.

“Bütün şarkılarını birinci albümde harcamasaydın”

Aileniz ne düşünüyor oğulları hakkında?

Mutlular. Doğal olarak endişe duydukları zamanlar geride kaldı mesleğimle ilgili. Birinci albüm tutunca ikinci albüm için endişelenmeye başladılar. Babam “Kaç tane şarkın var?” diye soruyordu. O zaman da çok şarkım yoktu. Ben hiç anlamam öyle “evde bekleyen 120 şarkım var” diyenleri. Daha yapacaktım yeni şarkıları yani. “Yok daha” deyince babam telaşlandı, “O zaman hepsini birincide harcamasaydın” dedi.

Müzik dışında ne yaparsınız?

Fotoğraf çekiyorum. Kendi videolarımı ve arkadaşlarımın videolarını çekiyorum. Görüntü yönetmeniyim. İnternette sinematografi ile ilgili forumları takip ediyorum. Kameraları kıyaslıyorum. Kendi kendime denemeler yapıyorum.

Kimlere çektiniz şimdiye kadar?

Mustafa Ceceli’ye, Gülden Mutlu’ya çektim. İki tane kendime... Önümüzdeki hafta Atiye’ye çekeceğim. Onun dışında kendi ekibimle, 40 yılda bir dışarı çıkıyoruz. Albüm çıktığında kutlamak için mesela.

Bir korku filmi yaptığınızı okumuştum...

Başladık da yarıda bıraktık. İyi olmayacaktı. İyi olmamaya doğru gidiyordu, çok da tehlikeli bir tür korku. Kötü korku filmi çok kötü oluyor.

Eleştirilere yanıt: 1-2 saat gitmekten doğal bir şey olmaz
İmamoğlu'na peş peşe tepkiler! 'Ne görüştüğünü açıklamak zorunda'
Omicron ile savaşta ilginç yöntem! Yükselişi frenledi...
Millet İttifakı'nda 'yok sayma' çatlağı! CHP'li belediyelere eleştiri
Neye uğradığını şaşırdı! Bizzat yüzüne söyledi: Utanç verici bir manzara
Rüya ev! Görenin ağzı açık kaldı...
Kuryeler itiraz etmişti! Trendyol'dan zam açıklaması
Anne ve babasını aynı anda kaybetmişti: Eksi dört derecede yan yana ölüm
Galatasaray'dan bomba golcü hamlesi! Eski Fenerbahçeli...
Emre Karayel bebeğinin yüzünü gösterdi: Baba oldum ben!
'Kar' bereketi! Randevu patlaması yaşanıyor
Gözler saat 22.00'de! Piyasalar nasıl etkilenecek?
ABD'de korkunç cinayet! Türk öğretmen öldürüldü
G.Saray istiyordu, F.Bahçe kapıyor! Resmi transfer girişimi
Kuzey Kutbu'nda yeni cephe açıldı! Savaş gemileri adım adım izleniyor