Geri Dön

“Budala kurnaza, kurnaz budalaya dönüşebilir”

Güncel sanatçı Burak Delier yeni sergisinde dolandırıcılık hikayelerinin arkasında yatan inançları, kanmayı ve kandırılmayı sorguluyor. Delier “Dolandırıcılık hikayelerinde budala ve kurnaz birbirine çok yakın figürler” diyor

“Budala kurnaza, kurnaz budalaya dönüşebilir”

Biri 68 kadını evlenme vaadiyle kandırıp ziynet eşyalarını topluyor, diğeri Galata Köprüsü’nü satışa çıkarıyor. Bunlar iki ünlü dolandırıcı Eyüplü Halit ve Sülün Osman’ın gerçek hikayelerinden... Tüm dünyada kandırmaya müsait çok gariban, onların hayalini şıp diye gerçeğe çevirebilecek çok da kurnaz var. Dolandırıcıların öyküleri güncel sanata da ilham veriyor. Sanatçı Burak Delier, Pilot Galeri’de 1 Ocak 2017’ye dek sürecek sergisinde galerinin girişine kırmızı halı ve serginin ismi olan “Hür Budalalar ve Kurnazlar Cemiyeti” yazan bir tabela yerleştirdi. İçeri girildiğinde ise izleyicileri masa, koltuklar ve duvarları süsleyen dolandırıcıların portreleriyle bir kulüp ortamı karşılıyor. Delier’in video ve yerleştirme eserleri de sergide yer buluyor. Sanatçıyla dolandırıcılık kavramını ele alan sergisini konuştuk.

- Tümüyle dolandırıcılara odaklanan bir sergi hazırlamaya nasıl karar verdiniz?

Bu hikayelerin toplumun işleyişi, ekonomi ve kültür hakkında çok kilit dinamikleri ortaya çıkardığını fark ettiğimde karar verdim. Dolandırıcılık hikayelerinde çoğu zaman bir budala ve kurnaz yok. Budala ve kurnaz birbirine çok yakın figürler, bir an budala olan hemen arkasından kurnaza, bir an kurnaz olan budalaya dönüşebiliyor. Dahası aldatan ve aldatılanın beraber yarattıkları bir dünya var. Aynı illüzyonu beraber inanarak ve dayanışmayla gerçeğe dönüştürüyorlar bir nevi. Bir şey, bir kişi tarafından görülürse hayal denilerek kenara itilir ama iki kişi tarafından görülürse gerçeklik haline gelir. Bunun yanında dolandırıcı figürü baskıcı gücün hüküm sürdüğü toplumsal alan içinde gücü karşına almadan, oyunla ve yaratıcılıkla eleştiri sunmanın ve başka dünyalar kurmanın mütevazı bir biçimini sunuyor. Bu anlamıyla sergi hem sanatsal etkinlik ve sanatçı için bir model önerisi hem de günümüz toplumunu analiz eden pedagojik bir girişim olarak düşünülebilir.

- Sülün Osman ve Eyüplü Halit’in hikayelerinden kısaca bahseder misiniz?

Sülün Osman, Galata Köprüsü ve Kulesi, Dolmabahçe Saat Kulesi gibi kültürel hazineleri satmasıyla ünlü. Eyüplü Halit ise Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçmiş bir dolandırıcı. 1920’lerin sonunda 68 kadını evlenme vaadiyle kandırıp mücevher ve paralarını alıyor. 1922’de İngilizler İstanbul terk ettiklerinde sahte karakol kurup polis kılığında Ermeni ve Rumları tehdit ederek mallarını almaya çalışıyor. Dahası, Rıfat Bali bir yazısında, aslında Sülün Osman’ın Galata Köprüsü’nü ya da Galata Kulesi’ni satmadığını, sadece Eyüplü Halit’in hikayelerini kendine mal ettiğini söylüyor. Yani dolandırıcılar birbirlerinin hikayelerini de çalabiliyorlar. Kültür dünyası bu tavır hakkında düşünmeli.

- Sergi mekanını hazırlama sürecinden bahseder misiniz?

İşlerimde genellikle ya bir mekan yaratıyorum ya da galeri mekanına müdahalede bulunup bir yabancılaştırma etkisi yaratmayı amaçlıyorum. Burada mekan iki yönden çalışıyor. Birincisi, “Hür Budalalar ve Kurnazlar Cemiyeti” bugünkü Türkiye ve dünya toplumunun bir alegorisi olarak işliyor. İkincisi, yasanın ve gücün ortadan kalktığı, aldatma ve aldanmanın özgürce yaşandığı, oyunun serbest olduğu ütopya ve distopya arasında gidip gelen bir toplum hayal ediyor.

- Dolandırıcıların tabloları ve hikayelerinin yer aldığı “Tuhaf Dost” adlı işte öne çıkanlar hangileri?

Büyük sahtekar Walter Demara, Kuzey Kıbrıslı dolandırıcı Tavuri, Prenses Caraboo öne çıkanlar. Fakat benim için en önemlisi Selçuk Parsadan. Parsadan tek cümleyle felsefesini, politikanın, ekonominin, kısacası toplumun nasıl işlediğini anlatıyor: “İnsanlar ya korkarlarsa ya da ümit ederlerse para verirler.”

“Üyesi herkes ve hiç kimsedir”

- Serginin adını aldığı Hür Budalalar ve Kurnazlar Cemiyeti’nden biraz bahsedebilir misiniz, bu kurgu cemiyete kimler üye olabilir, düzenli etkinlikleri nelerdir?

İnsan toplumlarının örgütlenip kendilerine bir kimlik, tarih/hikaye, yasa yarattıklarından, dünyaya ve kendi kaderlerine hükmettiklerini hayal etmeye başladıklarından bu yana var cemiyetimiz. Ama fiili olarak kurulması 2016. İnsanı ve insan topluluklarını transdisipliner bir yöntemle araştırır. Üyesi herkes ve hiç kimsedir.

- Sergi kapsamında 17 Aralık’ta “Alın Teri ile Yaşamak: Dolandırıcılık, Kültür, İş, Ekonomi” başlığıyla düzenlenecek etkinlikten bahsedebilir misiniz?

Cemiyet’te kapalı bir yuvarlak masa toplantısı düzenleyeceğiz. 20 Aralık’tan itibaren toplantı kaydı mekanda izlenebilir olacak. “Alın Teri ile Yaşamak” Sülün Osman’a 60’larda Adalet Bakanlığı tarafından Anadolu hapishanelerinde verdirilen konferansın başlığı. Manchester Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden “kültürel ekonomi” çalışan yazar İsmail Ertürk, küratör Doğa Başak Temur, yazar, şair, eleştirmen Süreyyya Evren, editör Cem Erciyes, psikolog Pınar Padar ile alın teri ile yaşamanın dolandırıcılıkla ilişkisini, bugünün kültür ve iş dünyasında mümkün olup olmadığını tartışacağız. -

Kurt sürüsünün ortasında kaldı, canını böyle kurtardıBatman’ın Gercüş ilçesinde kurt sürüsünün ortasında kalan tavşan, ölümden kıl payı kurtuldu. O anlar güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber