Geri Dön

"Çarşaf değil bikere, çador"

İnsan İrana gitmek ister mi? Niye ister? İran İslam Devriminin yıldönümünü kutlayacak değiliz ama ABD, İrana bir halt etmeden bir gitsek mi acaba?

"Yine kahvaltıdan beridir burada oturuyorsunuz, değil mi? Dünyadan haberiniz yok. Soğuk canım dışarısı. Kar fırtınası başladı" dedi. Üstünü başını çıkarırken de kibirle ekledi: "Hem çarşaf değil bikere, çador." Giydin mi peki çador? Giymiş. Bir cami ziyareti esnasında, mecburen. Başka? Saçı tabii hep örtülüymüş. Bir de tunik varmış üstünde her daim. Öyle düşük belli giyeceğim, göbeğimi açacağım falan ne gezer; pantolonun üstünden bile popo göstermek yasak. İçki zaten yasak. Kadınlara sigara da yasak.Eee? "Vallahi enteresandı" dedi. Biz buluştuk, Nilüfer de gelecek inşallah, bekliyoruz. Baktık, saçının bir teli bile görünmüyor. Öyle örtünmüş. Bara girdi. Ne bu? Çarşaf giyseydin bari güzelim. Nilüfer ve Philippe üç haftalığına İrana gittiler, turistik gezi maksatlı. Onları yolcu ederken kendi çapımızda endişeliydik biz: - Biriniz Müslüman, öteki Hıristiyan sizi oralarda taşlamasınlar? - Bulsanız da içki içmeyin sakın. Yakalanırsınız mazallah, kim bilir size neler yaparlar, dilinizi keserler. - (Bu kısmı Philippee duyurmadan, Türkçe fısıldadık) Baktın durum ciddi, oldu ya bir sebepten başınız belaya girdi, hemen Philippei harca. "A aa, kim bu adam, hiç tanımıyorum. Ben Müslümanım. Sizinle din kardeşiyiz" de, kelime-i şahadet getir. Yırt! ... nevi önerilerimiz oldu tabii.Neyse, ikisi de sağ salim geri geldi. Nilüferin yanında Hıristiyan bir erkekle dolanması hiç sorun olmamış, hatta oteller evlilik cüzdanı bile istememişler. Sadece bir tek yerde "Evli misiniz?" diye sormuşlar.İçkinin âlâsı varmış. Ama evlerde. Şarapsı bir içkileri varmış bir de. Nilüfer çok içmiş, başı ağrımış. Başınız belaya girerse Philippei harca, "Ben sizinle din kardeşiyim" de "Bizim İran endişemiz Avrupalıların, Amerikalıların Türkiye endişesine benziyor" dedi Nilüfer. "Onlar Türkiyeyi İran gibi sanıyorlar, biz de İranı daha İranlı, yani olduğundan daha yasakçı bir yer sanıyoruz."Nilüfer bakmış görmüş ki İran, evet, yasakçı bir yer ama özellikle turistler için öyle sanıldığı kadar da korkulacak bir yer değil. Bu sefer de delikanlılık yapıp sokakta sigara yakmış. Hemen yanına bir adam gelmiş. Nilüfer de "Ben yabancıyım. Bu sigarayı da içeceğim!" buyurmuş.Cesur arkadaşım benim be!Neyse ki şanslıymış, İranlı adam onunla uğraşmamış, cık cıklamış sadece.* * *Bende tabii hemen bir heves hasıl oldu: İrana gidelim! Vize istemiyor, üstelik ucuzmuş. Biz de gidelim... Ama sevgilim ilkesel olarak karşıymış efendim. Onlar istiyor diye ben saçımı mı örtecekmişim? "Azıcık örteceğim" dedim, yine kızdı. Onun asıl derdi içki. Rakı yasak olmasa... Benim sigara içmemin yasak olduğu memleket, dünyadaki cennet gibi gelirdi ona. Yerleşelim diye tutturabilirdi. Bu arada bir arkadaşına söylerken duydum. Çok istersem gelecek ay İrana gidecekmişiz. Şimdi düşünüyorum: O kadar istiyor muyum?Amerika oralarda da bir halt yemeden, bir gitmek gerek yine de... Hem gitmişken Mustafa Denizliyi de ziyaret ederiz. Selis Yayınları bir süredir türbanla ilgili bir kitap hazırlıyor. Yeni Şafaktan Fadime Özkan farklı kesimlerden kadınlarla türban üzerine konuştu. TBMM Başkanı Bülent Arınçın eşi Münevver Arınç, Meclis Genel Kuruluna türbanla gelen Merve Kavakçı, Radikal köşe yazarı Nuray Mert, yazar Elif Şafak, radyo programcısı Ayça Şen, bizim gazetenin yayın danışmanı Nurcan Akad ve yine bizim gazetenin köşe yazarı Ece Temelkuran gibi birçok kadınla yapılan röportajlar yer alıyor kitapta. İki hafta içinde yayımlanacak olan kitabın adı belli: "Yemenimde Hare Var". "Ne ben öldüm kurtuldum / Ne bu derde çare var" Necla Nazır mesela röportajında kız öğrencilerin ona tepkisini anlatıyor. Onu sokakta durdurup halka mal olmuş birinin türbanlı olmaması gerektiğini söylemişler. Nazır "Çok şaşırdım, üzüldüm. İçimden Dilerim ki Allahımdan öyle bir kapanın, öyle bir kapanın ki burnunuzun ucunu göremeyin dedim" diye anlatıyor. Ne bu şimdi; dua mı, beddua mı? "Dua, dua" diyor Nazır. "Ne yapayım, üzdüler beni."Münevver Arınç bir soru üzerine "Bülent Bey teselli de etmiyor, sabır da tavsiye etmiyor. Şaşırdınız değil mi aynen öyle. Çünkü sözün bittiği yerdir orası. Yapılanlar o kadar yanlış o kadar haksız ki, söyleyecek tek kelime bulamıyoruz. Sadece elimizi açıp duamızı çoğaltıyoruz" diye cevap veriyor. Ayça Şen soruları cevapladıktan sonra "Başörtülü bir kadın kadınların yanında başını açıyor ya, lezbiyen ise ne olacak?" diye soruyor. Ben mi? "Yasaklara karşıyım ama türbanı da savunmuyorum" demişim. "Türbanı emreden inancın kendisi bu emirle en başından bir cinsiyet ayrımcılığı yapmıyor mu?" demişim. Pazarlık da yapmışım. Mesela ben de camilere başım açık girebilme hakkı istemişim. Nilüfer niye İranda başını örtmek zorunda, niye camiye çadorla girmek zorunda?Demişim ki: "Türban yasakları kalksın istiyorum. Çünkü herkes için özgürlük istiyorum. Barcelonada sokakta çıplak gezmek serbest bırakıldı. Ben özgürlük derken, hakikaten özgürlükten bahsediyorum. Ne güzel olurdu türbanlılara özgürlükten bahsedenlerin yarın aynı özgürlüğü, giyiminden ötürü mağdur olan herkes için, bilmem hangi Anadolu kentinde göbeği görünüyor diye sokakta yürüyemeyen kadın için de istemeleri..." "Duamızı çoğaltıyoruz" İsmet İnönü döneminde İsrailin tanınmasının ardından Türkiyede İsrail yanlısı ikinci büyük kararı alarak İsrail ile strateji anlaşması yapan hükümetin başında kim vardı?Necmettin Erbakan. Sizce Türkiyede İsrail ile anlaşma yapılmasını bırakın, herhangi bir ilişki kurulmasına bile en çok karşı olan kimdir?Herhalde Erbakana oy verenler.* * *İdamı hangi hükümet kaldırdı? MHPnin de koalisyon ortağı olduğu 57nci hükümet. Tam da Abdullah Öcalan yakalanmışken, sizce Türkiyede idamın kaldırılmasına en çok karşı olan kimlerdi?Herhalde MHPye oy verenler. * * * AK Parti ne yapıyor? Türkiyeyi Avrupa Birliğine sokmaya çalışıyor. Hem de şimdiye kadar hiçbir hükümetin gösteremediği bir kararlılıkla. Sizce Türkiyenin ABye girmesine en çok karşı olanlar kimlerdir?Ben seçimlerden önce Milliyet TIRıyla 6-7 kente gitmiştim "nabız tutmak" için. AKPye oy verecek olanların gerekçesi bu partinin muhafazakar değerlerin bekçisi olduğu ve bizi Avrupalılaşmaktan koruyacak olmasıydı. Oysa AK Parti gitti, Avrupa Birliğinden müzakere tarihi aldı. * * * Ben bile baba gibi üç örnek buldum. Bu ülkede iktidarlar kendi tabanlarının karşı olduğu icraatları yapıyorlar. Böylece bir denge kuruluyor. Kendi oy verdiği partiye karşı ayaklanacak değil ya insanlar. "Elbet bizim partinin bir bildiği vardır" diyorlar. Ya da "Hata biraz da bizde" diyorlar, "Bu sefer de yanlış partiye oy verdik."Erdoğan "Üniversitede türbanın serbest olması için çalışma yapıyoruz" demiş. Yok öyle dememiş ama gazeteciye bakarsanız da elinde belgeleri varmış, kesin demişmiş.Dese ne, demese ne? Üniversitede türban yasağı kalkacaksa eğer, tabanı laikliğin en sivri savunucusu olan bir partinin iktidarı döneminde kalkacak. Mesela CHP, yeniden güçlenirse eğer DSP iktidarında. Böyle oluyor... tubakyol@yahoo.com Türbanı hangi hükümet serbest bırakacak?

28 Şubat 2020 Magazin Haberleriİşte magazin gündeminin öne çıkan gelişmeleri...

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber