CumartesiKöyde söylenen türküyü stüdyoda rock’a uyarladı

Köyde söylenen türküyü stüdyoda rock’a uyarladı

13.03.2010 - 01:00 | Son Güncellenme:

Nezih Ünen pamuk tarlasındaki işçilere, Karadenizli kadınlara, köydeki çobana türkü söyletti. Şarkılara yeni düzenlemeler yaptı, stüdyoda tekrar kaydetti. Ve ortaya “Anadolu’nun Kayıp Şarkıları” filmi çıktı

Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Köyde söylenen türküyü stüdyoda rock’a uyarladı

Filmin afişinde de yazdığı gibi “Anadolu’nun Kayıp Şarkıları”nın oyuncuları Anadolu halkı. Onlar başrolü Anadolu ezgileri ve danslarıyla paylaşıyorlar: Tokat’tan semah ve türkü, Artvin’den Gürcü korosu, Bingöl’den kartal oyunu, Mardin’den Süryani ilahileri, Muğla’dan Roman davul-zurnası, Urfa’dan gazel...
Yönetmen Nezih Ünen film için Anadolu’yu karış karış gezdi. Toplam 40 bin kilometre yol yaptı. 121 ayrı mekanda 133 performans çekti. Kâh Diyarbakır’da pamuk işçilerinin iş şarkısını kaydetti kâh Kars’ta bir çobandan Kürtçe şarkı... Dört yıl süren montajda 133 performans 21’e indirildi. Şarkılardaki sololar, icracıların doğal yaşam ortamında provasız kaydedildi. Daha sonra yeniden düzenlendi. Stüdyoda elektro gitarla, klavyeyle, perküsyonla, saksofonla, davulla modern bir orkestrasyon yapıldı.
Çalışmalarına 2002’de başlanan filmin vizyon tarihi sürekli ertelendi çünkü Ünen’in çaldığı tüm kapılar yüzüne kapandı. Ne bir sponsor bulabildi ne de bir destek. Kendi cebinden milyarlar harcadı, iki çocukluk arkadaşı projeye inandı, filme sponsor oldular. Ve daha önce festivallerde gösterilen “Anadolu’nun Kayıp Şarkıları” nihayet vizyonda.


“Profesyonellere taş çıkartan pek çok performans duyduk”
Sizi Anadolu’da kayıp şarkıları aramaya çıkaran neydi?
Ben Batı müziği yapsam da albüm çalışmalarında otantik öğeleri kullanmayı seviyorum. Etnik müziğe ilgi duyuyorum. Ama türkülere özel bir merakım yok, pek dinlemem. Peter Gabriel da hayat boyu türkü dinlememiş bir adam. Ama dünyaya Anadolu ve Ortadoğu müziğini tanıtan ilk önemli albüm olan “Passion” onun eseri. “Bunu neden bir İngiliz yapıyor da ben yapamıyorum?” dedim ve yola çıktım Anadolu’ya doğru. Aklımdaki ilk fikir Anadolu’ya gidip orada yaptığım kayıtları albüme taşımaktı. “Bu işe koyulmuşken kameraları da alalım, belgesel çekeriz” dedik. Sonuçta Anadolu’nun o sıcak duygusuyla, Batı müziğinin modern tınılarını buluşturan bir film çıktı ortaya.

Anadolu yollarına düşmeden önce bir ön çalışma yaptınız mı?
Nereye gidilecek, hangi yöre müzikal anlamda daha verimli gibi...
Anadolu’da ne çekeceğimizi bilmek çok mümkün değildi. Kalan Müzik’in sahibi Hasan Saltık ve onun yönlendirdiği araştırmacı müzisyenlerden bilgiler aldık. Ancak bu yolculuğun yüzde 60-70’i bir maceraydı, bilinmezlikti. Kabaca bir yol planı yaptık, gittiğimiz köylerde sorarak, soruşturarak yöresel ezgileri dinleyeceğimiz kişileri aradık. Bazen bir çobanı durdurduk bazen pamuk tarlasında türkü çığıran köylüleri. Profesyonellere taş çıkartan pek çok performans dinledik, kayda aldık...

“Bu filmi en çok Radiohead dinleyenler sevecek”

Sadece bir yönetmen gibi kamerayı çalıştırıp kaydetmemiş müzisyen kimliğinizi de katmışsınız için işine. Her performans düzenlendikten sonra rock tınıları kazanmış.
Bizim amacımız yalnızca kayıp şarkıları bulup ortaya çıkarmak değildi. O belgeselcilerin, derlemecilerin, müzikologların işi. Benim amacım bu müzikleri 2010 yılının modern
dünyasının müzik diline uyarlamaktı. Anadolu’dan gelen samimi duygunun etkisini modern müzik diliyle katlayarak hissettirmek. Filmde şarkıların çoğunun dokunulmamış hali birkaç saniye gösteriliyor, sonra düzenlemeli hali duyuluyor. Dolayasıyla seyirci her
ikisinin de tadını alıyor. Filmimizin bir türkü ve folklor filmi olduğu düşünülmesin. “Anadolu’nun Kayıp Şarkıları”nı en çok Radiohead, Pink Floyd dinleyenler sevecek. Çünkü bizim müzikal anlayışımız onlara yakın. Bir rock orkestrası ile yaptık tüm düzenlemeleri. Bu yüzden türküleri sadece ve sadece otantik haliyle beğenenler bizim filmi sevmeyebilir.

Solistler şarkılarının değişmiş halini dinlediğinde ne tepki verdiler?
Tabii her birine yeni halini dinletmek mümkün olmadı. Kars’ta Kürtçe türkü söyleyen çoban şarkının yeni halini duyunca şu yorumu yaptı: “Tüylerim diken diken olmuş. Çok güzel!”


“Boş verin yavrum, bu türküler bu vadilerden çıkmaz!”
“Bir arkadaşım anlattı; Karadeniz’in sisli puslu tepelerinde arabayla giderlerken yol kenarında yürüyen bir teyze, hiç duymadıkları bir türkü söylüyormuş. O kadar güzelmiş ki hemen inip kaydetmek istemişler. Ama şansa bakın, teybin pili bitmiş.... ‘Boş verin yavrum’ diye gülümsemiş teyze, ‘...bu türküler bu vadilerden çıkmaz zaten.’
Yıllar süren bir çabayla gezdik dolaştık Anadolu’yu. O şarkıları bulmak ve o vadilerden,
o tarlalardan, o köylerden çıkartmak için. ‘Anadolu’nun Kayıp Şarkıları’ ile yüzyıllık sessizlik sona eriyor. Filmin afişinde de sorduğum gibi soruyorum: ‘Birbirimizi dinlemeye hazır mıyız?”

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler