Geri Dön

'Mucizevi bir dönemdeyim'

“Ben Varım” adlı müzikli oyunla karşımıza çıkan Didem Balçın, kendi mucizelerini bulduğu bir dönemde olduğunu söylüyor.

'Mucizevi bir dönemdeyim'

Ölümün her an güncellendiği bir dünyada yaşıyoruz. Herkesin dilinde “gülmeye hasret kaldım” cümlesi var. DasDas’ın yeni oyunu “Ben Varım”ı salonda çınlayan kahkaha sesleri arasında izlerken, “sanatın gücü bu olsa gerek” diye düşünmem de bundan ötürü sanırım. 1990’larda Peter Lund tarafından yazılan oyun, “mucize”yi gündemine alıyor. Didem Balçın’ın canlandırdığı Jasmin karakteri üzerinden umutla umutsuzluk arasında bitmeyen bir kaosu, gülümseterek anlatıyor. Ekranda, beyazperdede ve sahnelerde neredeyse 20 yıldır karşımızda olan oyuncuyla buluştuk; “oynarken rol yapıyormuşum gibi gelmiyor” dediği karakterinden yola çıkarak “mucizeleri”, kişinin ne zaman “varım”, ne zaman “ yokum” demesi gerektiğini konuştuk.

Mucizevi bir dönemdeyim

 - Gülmeye hasret kaldık derler ya, tam da öyle bir zamanda “Ben Varım” adlı müzikli oyunla karşımızdasınız. Sanatın iyileştirici gücüyle...

Bence aslında hep acının, ölümün, felaketlerin ortasındayız ve sanat da her zaman iyileştirici, onarıcı. İnsanın yaratma arzusu daha dünyaya geldiği ilk anda başlıyor. Sonuçta yaşam mücadelesi veriyoruz ve mücadele yaratıcılığı getiriyor.  “Ben Varım” yaşadıklarımızın farkına varmamızı, kendimi bulmamızı sağladığı için kıymetli. Depremden dolayı acılar yaşıyor insanlar. Kimsenin vicdanı, acısı, yaptığı yardım kıyaslanamaz. Üzülmek ve yardım etmekten sonra daha ne yapabilirimi düşünmek lazım. Çünkü Türkiye bir deprem bölgesi, üzülmek yetmiyor. Farkındalığımızın artması gerekiyor.

- 1990’larda yazılmış oyun, bugün güncelliğini koruyan bir konu olan “yok sayılma, görmezden gelinme”yle başlıyor...

Okuyunca, yaşananlar hâlâ öyle demiştim. Dünyanın sorunları benzer aslında. Nereden baktığınız önemli. Aile kurmak, çocuk sahibi olmak isteyen bir kadın, aynı zamanda belirli şartlarda çalışmak durumunda... Bir inşaatın örnek dairesi gibi. Her şey var. Onun durumu o kadar gerçek geliyor ki, Jasmin’i oynarken rol yapıyormuşum gibi gelmiyor.

- Merkezde mucizelere inanmak var. Aslında hepimiz bir köşede kendi mucizesini bekleyen insanlar değil miyiz?

Öyle tabii sadece kriteri yok. Herkese göre değişen bir kavram aslında. Bir gün çocuk sahibi olmak mucize iken, sonrasında çocuğumuzun yurt dışında okul kazanması mucize oluyor, ertesi gün hastalığımızın geçmesini istememiz.Sonuçta inanmaya, umut etmeye ihtiyacımız var.

- Peki, siz kendi mucizenizi buldunuz mu? 

Evet, buldum. Bu oyun mesela, üç yıldır bekliyordu. Şimdilerde mucizevi bir dönemdeyim, maşallah demek istiyorum. Benim ektiğim tohumlar büyümeye başladı. Bugüne kadar olmayan şeyler için “iyi ki” diyorum. Bu da pozitif tarafından bakmak oluyor. Şimdi emeklerimin karşılığını alma zamanı.

- Gösterimden “Hayat dediğin biraz kanarak yaşamaktır” sözünüz kalmış aklımda… Mutlu olmak için biraz da ona inanmak, öyleymiş gibi mi yapmak gerek?

Ben dünyaya pozitif bakan, umut etmekten vazgeçmeyen ve yılmayan biriyim. Karşıma çıkan şey, eğer çözülebilecek durumdaysa ona problem diyorum. Ama çözülmeyecek bir şeyse o bir problem değildir deyip, düşünmeyi bırakıyorum. Kendimi negatif düşünmemeye alıştırdım. Çünkü mutluluğun da hüznün de sirayet ettiğine inanıyorum. Her şeyin bir nedeni olduğuna, kötü gibi görünen bir durumun aslında uzun vadede iyi bir şeye yol açtığını düşünüyorum. Örneğin bir diziye başladım ve pat diye bitti. Demek ki daha iyisi gelecek şeklinde kendimi pozitif yöne çeviriyorum. Büyüdükçe anlıyorum, hep daha iyisi geliyor. Birinden nefret etmek ya da kin duymak yerine de kendimi sorgulayarak başlıyorum. Aslında önce herkes kendini sorgulasa bugün yaşadığımız krizler daha farklı olur.

“BEN DE AİLE KURMAK İSTİYORUM”

- Para için, para uğruna yaptığımız birçok şey bizi kölesi haline getiriyor ya... İnsan ne zaman “Yeter, ben yokum artık” diyebiliyor?

İnsan kendi fikirlerinden, hayatından, arzularından vazgeçmemeli. Hepimiz çalışmak durumundayız. Ben de bugüne kadar hep, kimse işimin önüne geçemez derdim. İşime aşığım ama hayatımda biri var. Ve canım kadar değer verdiğim biri. Artık hayatımdaki insanla bir dengeye oturtmaya çalışıyorum. Önemli olan denge. İnsan, kendinden ödün verdiğini hissettiğinde, ben yokum demesi gerektiğini bilmeli.

- Bu durumda sevgiliniz Can Aydır’la “yaza nikâh var” haberleri doğru mu?

Evlilik niyetimiz var, inşallah. Ondan dolayı yaza doğru olması mümkün. Tarih koymadık ama en uygun sürede biz de aile olmak istiyoruz.

Mucizevi bir dönemdeyim

“BENİ CEZBEDEN DİŞLİ KARAKTERLER”

- Özellikle beyazperdede “komedi” projelerinin aranılan isimlerindensiniz. Bu durumun sizi sınırlandırdığını düşündüğünüz oluyor mu?

Beyazperdede daha ziyade komedi oynamış oldum. Beni cezbeden dişli roller. Kötü, iyi ya da komik olması değil. Uç noktaları olan, sivrilen, “ben varım” tarafı olan karakterler ilgimi çekiyor.

- Neredeyse 20 yıldır oyunculuk yapan biri olarak şu dönemi nasıl görüyorsunuz? 

Yeni nesilde, şöhret olma isteği yüksek. Herhangi bir kanalda 10 dakika bile görülsek, ünlü sayılabiliyoruz. Ama ünlü olmak kadar unutulmak da kolay. Mahalledeki Ayşe bir yarışma programına katıldığında gelip geçici de olsa ünlü oluyor.  Önemli olan bunun devamını getirebilmek.

- Yanınıza gelip oyunculuk tavsiyesi isteyenleri konservatuvar yerine fitness salonlarına yönlendiriyormuşsunuz…

Bunu dediğimi hatırlamıyorum ama oyuncu, yemesine, sporuna dikkat etmeli. Elini sallasan oyunculuk eğitimi veren kurumlara çarpıyor ya, onlara gitmeyin demek istemişimdir. Şu ünlü oyuncudan şu kadar ders, şu fiyata denilen yerlere gidilmemeli. Bazıları, orada 20 dakika dinledikleriyle eğitim aldığını düşünüyor. Ama eğitim bu değildir.

“GÜZELLİK GEÇİCİ, BİR SİVİLCE YETER”

- Bir kadını günümüzde güçlü kılanın hangi özellikler olduğunu düşünüyorsunuz?

Üretebilmek. İnsanı güçlü kılan budur. Bence kişinin bir proje ortaya koyması, düşünmesi ve canlandırabilmesi, varlığının en büyük başarısıdır. Bu birey olarak herkes için en önemli özellik. Benim için uyandığımda yapacak bir şeyim yoksa o gün kötüdür. Hayatım öyle geçiyor. Bunu illa maddi bir şey olarak görmemek gerek. Annemle geçireceğim keyifli bir gün, izleyeceğim film, okuyacağım kitap,  hepsi çok kıymetli. Her gün bir listem olmalı. Benim motivasyonum bu.

- Annesi tescilli güzel biri olarak, doğuştan şanslı genetiğinizle güzelliği bize nasıl anlatırsınız? 

Annem, 1975 Türkiye güzeli ama bu, bana sanki çok normal bir şeymiş gibi geldi hep. “Güzellik geçici, ona güvenme bir sivilce bile yeter” sözüyle büyüdüm. Oyuncu olarak ne zaman özellikle güzel olmaya çabalayan birini görsem, onun oyunculuğa yansımasının çok negatif olduğunu düşünmüşümdür. Ben de oynarken hiçbir zaman güzelliğimi düşünmedim. Benim için güzellik, için dışın aynı olması. Benim birini güzel bulmamı sağlayan da karşımdakinin iyi niyetinin ve doğruluğunun ışıldayarak dışa vurmasıyla ilgili.

Magazin Haberleri Bülteni 19 Şubat 2020İşte magazin gündeminin öne çıkan gelişmeleri...

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber