Geri Dön

“Müzikte dünyanın kulağı Türkiye’de olacak”

3 Ekim’de Alanya Caz Festivali’nde çalacak olan, ilk kadın caz piyanistimiz Nilüfer Verdi’ye göre Türkiye hem konumu hem de farklı müzik geleneklerini temsil etmesi sayesinde caza büyük katkılar yapabilir

“Müzikte dünyanın kulağı Türkiye’de olacak”

Cazın sınırsızlığını, özgürlüğünü, ele avuca sığmazlığını bir kez daha fark ediyoruz, Türkiye’nin ilk kadın caz piyanisti Nilüfer Verdi’nin yorumunda... İkinci albümü “İzhar”ın renkleri hâlâ kulağımızdayken, İstanbul Caz Festivali’nde karşılaştık onunla en son. Festival kapsamında, 9 Temmuz’da Verdi ve grubu, yanlarına Alman bas gitar ustası Andreas Buchmann’ı da alarak bir konser verdiler Nardis Jazz Club’da.
Nilüfer Verdi, Caz Festivali izleyicisinin çok seçkin olduğunu vurguluyor ve bu konseri şöyle anlatıyor: “Çok yoğun bir ilgi vardı. Andreas Buchmann Almanya’nın en önemli basçısı. Bas bir grubun direğidir, en önemli elemanıdır; o direk sağlam olunca müziğin alanı açılır. Dolayısıyla böylesine donanımlı bir basçıyla çalmak çok emniyet vericiydi. Ayrıca davulda Türkiye’nin bence en iyi davulcu ve perküsyonistlerinden Selim Selçuk; vokalde de esnek ve emprovizasyona açık, bu işe yıllardır emek veren Şenay Lambaoğlu eşlik etti.”

Aile içi şiddete karşı

Konserde, hem izleyici hem de sahne üzerindeki sanatçılar cephesinden üzücü bir olay yaşanmış. Verdi’den dinliyoruz: “Sanırım konser konsepti ile kulüp konsepti çatışması sonucunda üzücü bir olay yaşadık. Oysa kültür sanat insanları birbirine yaklaştırmalı, ticari hırslar yüzünden sanatçılar yıpratılmamalı. İki saat 10 dakika sahnede kalmamıza rağmen ara vermediğimiz için rencide edildik.”
Nilüfer Verdi yoğun bir yaz döneminin ardından konserlerine devam ediyor. Sanatçı ilk olarak 3 Ekim’de Meriç Demirkol, Selim Selçuk, Kağan Yıldız ile Alanya Caz Festivali’nde izleyici karşısında olacak. Şubat ayında ise Ankara Caz Festivali’nde... Alanya’da belki bir sürprizle de karşılaşabilirsiniz; bizden duymuş olmayın ama Verdi ve grubu konserde birkaç türkü çalmayı düşünüyor. Öte yandan sanatçıyı ekim ayı itibarıyla canlı canlı dinlemenin keyfine de varabileceğiz; Tünel’de yeni açılacak olan Play Ground ve Tepebaşı’ndaki Charlotte’da.

Bol mekan, bol festival lazım

Daha önce de söylediğimiz gibi Nilüfer Verdi’nin “İzhar”ı pek çok caz severin masasında hâlâ. Temiz ve berrak müziğiyle, “kadın”lara adanan bu albümün en dikkat çekici yanlarından biri namus cinayetlerine eğiliyor oluşuydu. Albümünde Aile İçi Şiddete Son kampanyasına destek olmak amacıyla, sözleri Berrin Çağlar’a, müziği kendisine ait “Unutmayın” adlı parçaya yer vermişti. “Kapandı ölüme yazgılı gözlerim / Vurun beyler unutulur / Çaresiz ölenlerin çığlıkları / Kanımla sildiniz ilk yaramın izlerini / Ne efsaneyim ne masal / Artık duyun sesimi” sözleriyle açılan parça sayesinde kadınların sesi soluğu olan Verdi “Maalesef hâlâ çözülmüş bir sorun değil, bizlerin gayreti sadece konuya dikkat çekmek ile sınırlı” diyor.
Cazı bir başkaldırı müziği olarak tanımlayan Verdi, Türkiye’nin konumu ve farklı müzik geleneklerini temsil etmesi açısından caza sentez anlamında katkıları olacağını düşünüyor: “Bugüne kadar da olmuştur, kendi öz müziğimizi daha geniş kitlelere tanıtma fırsatımız olursa! Dünyanın kulağı burada olacak... Her zaman eksikliğini duyduğumuz önemli bir konu: Buraya gelen yabancı müzisyenler Türk halk müziği, Türk sanat müziği, arabesk müzik dinleyebileceği kaliteli mekanlara gitme arzusundalar. Bu bizler için de geçerli. Fakat maalesef böyle bir mekan hiç olmadı. İspanya’da flamenkonun en alasını canlı dinleyebiliyorsun. Ama bizim müziğimizden canlı örneklerin sunulduğu bir mekan yok. Bu konudaki hayalim üç-dört katlı bir mekanda Türk müziğinin seçkin sanatçılarının bu geniş yelpazeden örnekler sunacağı, şatafattan uzak bir merkez.”
Verdi, Türkiye’de çok nitelikli cazcılar olduğuna ve yenilerinin de yetiştiğine dikkat çekiyor. Ama gençlerin yetişmesi için “bol mekan, bol festival” olması gerektiğini vurguluyor: “Bu işe ciddi emek veren kabiliyetli gençler ve sürpriz dinleyiciler, hem büyük şehirlerden hem de Adana, Mersin, Antalya, Eskişehir, Gebze gibi yörelerden çıkabiliyor. Dünya bir yozlaşma sürecinden geçiyor ama bu, yaşanması gereken ve yeniden filiz verecek olan sanat dünyası için bir nadas dönemi gibi de görülebilir. İçgörüleri kuvvetli gençler hepimizin umudu.”

“O özel bandı silmem hâlâ anlatılan bir skandal”
Henüz ilkokul yıllarında piyanoyla tanışanlardan Nilüfer Verdi. Lise eğitiminin ardından Amerika’ya giderek New York New School ve dünyanın en önemli caz okulu olan Berklee College of Music’te müzik eğitimi alan sanatçı, 20 yıl öncesiyle günümüz Türk caz ortamını şöyle kıyaslıyor: “Bugün sahip olunan olanaklar 20 yıl önce yoktu. Hem görsel hem işitsel hem teorik bilgiler hem de müzisyenleri canlı olarak dinleme fırsatı bakımından... Bugün 20 yıl öncesiyle kıyaslanamaz bile... Yıllar önce Erol Pekcan bin bir çaba sarf ederek Hüseyin Sermet’ten elde ettiği Nat King Cole Trio canlı müziğinin olduğu bir bandı eski eşim Neşet Ruacan’a vermişti. Bu kaydı alabilmek için Erol abinin Hüseyin beye döktüğü diller, jestler hâlâ dillere destandır. İçinde ne olduğunu bilmememden ötürü bu mücevher gibi saklanan özel bandı silip üzerine Herbie Hancock kaydettiğimde neredeyse giyotine götürülecektim! Bu hâlâ müzisyenlerin birbirine anlattığı bir skandaldır.”

Ersan Şen, 3 ismin vekilliğinin düşürülmesini yorumladıBiri CHP'li, ikisi HDP'li üç ismin milletvekillikleri Meclis Genel Kurulu'nda düşürüldü! Süreci Prof. Dr. Ersan Şen, CNN TÜRK canlı yayında yorumladı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber