Geri Dön

Ona “tasarımın Lady Gaga’sı” diyorlar

Düğümlü İskemlesi ile ünlenen ve New York Times tarafından “tasarımın Lady Gaga”sı olarak adlandırılan Marcel Wanders, İKSV’nin konuğu olarak İstanbul’daydı. Yakında eski likör fabrikasının yerine yapılan rezidansların iç tasarımcısı olarak yine şehrimize misafir olacak. Wanders, projelerini ve tasarım hayallerini anlattı. GÜLİZ ARSLAN 3’de

Ona “tasarımın Lady Gaga’sı” diyorlar

Cami yapmak onu da heyecanlandırıyor

The New York Times tarafından “tasarım dünyasının Lady Gaga’sı” olarak nitelendirilen Marcel Wanders’in en büyük hayali günün birinde bir cami tasarlamak

Ona “tasarımın Lady Gaga’sı” diyorlar

“Tasarımlarımda kaotik, mükemmel olmayan bir dünya yaratmaya çalışıyorum.
O?zaman ‘canlı’ oluyor çünkü. Yaratmaya çalıştığım dünyayı burada bulabildiğim için seviyorum İstanbul’u.”

Tasarım dünyasının en renkli isimlerinden biri o. 1996’da tasarladığı “Knotted Chair” (“Düğümlü Sandalye”) hâlâ en heyecan verici tasarımlar listesinde üst sıralarda. Firması Moooi ile birlikte pek çok ödüle layık görüldü. Çalışmaları başta New York Modern Sanatlar Müzesi olmak üzere pek çok ünlü müzede yer alıyor. Google, KLM, Puma, Alessi, M&S gibi markalar için tasarımlar yaptı. The New York Times onu “tasarım dünyasının Lady Gaga’sı” olarak nitelendiriyor.
Marcel Wanders, İstanbul Tasarım Bienali’nde konuşmacı olmak üzere İstanbul’a geldi. Yakında onu burada daha sık göreceğiz çünkü Eski Likör Fabrikası’nın bulunduğu yerde yükselecek olan rezidansların iç mekanını o yapacak. Ünlü tasarımcıyı bir dolu toplantının arasında yakaladık, en büyük hayali olan cami tasarlamayı sorduk.

* Şimdilerde Türkiye’nin gündemini meşgul eden konulardan biri de İstanbul’a yapılması planlanan iki cami... Neler olup bittiğini duydunuz mu?

Evet, duydum. Ama tam olarak kimin, ne dediğini bilmiyorum. Aslına bakarsan bilmek de istemiyorum. Ben sadece olayları dışarıdan gözlemleyen biriyim. Her şeyden önce iletişim kurmanın bir yolunu bulmalısınız. Herkesi tatmin edecek bir yol bulmak belki zor ama deneyin. Karşı tarafa doğru bir adım atın. Konuşun. Ve lütfen birbirinizi dinleyin.


* Sizin de bir cami tasarlamak istediğinizi biliyoruz...

Ben hayatta önemli bir şey tasarlamak istedim hep. Önemli biri olmak istiyorum çünkü. İnsanlar arasındaki bağı güçlendirebilecek bir iş yapmak, kültüre olan saygımı göstermek ve insanlığı göklere çıkarmak istiyorum. Hepsi bu.

* Ama herhangi bir ibadet yeri değil, bir cami tasarlamak istiyorsunuz...

Haklısın. Din beni çok heyecanlandıran bir şey değil. Ama bir yandan da İslamiyet’in karşı karşıya kaldığı durumlar malum. Ben insanların birbirlerine saygı duymalarını istiyorum. Bir tasarımcı olarak bu konuda gerçekten harika bir iş çıkarabilirim.

* Hollanda’da yetişmişsiniz. Hollanda’nın çokkültürlü toplum yapısının bu hayalinizde payı var mı?

Mutlaka vardır. Hollanda’nın da bu konuda sorunları var. Dünyanın sorunları var bir kere. Şimdi zaman, sorumluluk alıp bu sorunlarla savaşma zamanı. Tasarım alanında da bu konuda yapılabilecek şeyler var. Ne duruyoruz ki?

* İstanbul’da bir cami tasarlama görevi size verilse nasıl bir şey yapardınız?

İnan ki bilmiyorum. Gidip huzur bulabileceğiniz şahane bir cami olurdu. Ama neye benzerdi hiçbir fikrim yok şu an.

Ona “tasarımın Lady Gaga’sı” diyorlar

“Knotted Chair’ gücünde başka şeyler de yaptım. Ama onun yarattığı etkiyi yaratmadı. Dünyanın en güzel resmini bir Van Gogh resminin yanına koyarsanız onu geçemediğini görürsünüz. İşte bu fark zamanın yarattığı etkidir”

“Sahnede çırılçıplak koştum”

* Çok kalabalık bir kitleye çıplak vaziyette sunum yaptığınızı okudum...

Kendine karşı gerçekten dürüst olmak çok önemli ve bir o kadar da zordur. Bence dürüst olmak tamamen çıplak olmaktır. New York’ta yaptığım o konuşma sırasında, 10 maddelik felsefemin her bir maddesini açıkladıktan sonra üzerimden bir şey çıkardım.
10’uncu maddeye geldiğimde mayomla kalmıştım. Evet, pantolumun altında mayo vardı! Kürsünün arkasına geçip
onu da çıkardım ve belime bir havlu bağladım. Sonra da sahnenin arkasına geçip havluyu çıkardım ve elime içi şeker dolu bir kutu aldım. Bir anda bütün ışıkları kapattım ve bir anda yeniden açtım. Slaytta “Kural 11” yazıyordu, ki ben hep 10 kural olduğunu söylerim, 11’inci kural “Her zaman insanların beklentilerinden fazlasını verin” idi. Birden kutuyu ve içindekileri insanların üzerine fırlattım, onlar ona bakarlarken ben sahnenin bir ucundan öbür ucuna doğru tamamen çıplak olarak koştum. Galiba gerçekten herkes için unutulmaz bir konuşma oldu.

* The New York Times sizin için “tasarım dünyasının Lady Gaga’sı” demekte haklı galiba...

Mesajımı iletmek için kullanabileceğim her yolu kullanıyorum. Lady Gaga da işini harika yapan biri bence. Bunun gibi birçok nitelendirme yapıyorlar. Elvis Presley de diyorlar örneğin. Ama “dünyanın en iyi tasarımcısı” demiyorlar. Başka bir ligte görüyorlar beni ve bunu ifade etmek için de böyle ifadeler kullanıyorlar.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber