Geri Dön

Ruhumu elde edebilirsin ama bedenimi asla!

"Sıcak" bir ortamda yenen iş yemekleri, mutlu ve modern "aile" ortamları, gittikçe yakınlaşan çiftler. Ama bazen "pazarlama"yı yıvışlığa vardıranlar da oluyor...

Hani şirketlerde halkla ilişkilerle uğraşan elemanın görüntüye ve etkileyiciliğe göre seçilmesi gibi... Artık eşler de birbirinin iş ilişkilerine daha uygun bir zemin yaratmak üzere, yani iş yapılacak kişiyle yakınlaşmak, ortamı sıcaklaştırmak, samimiyeti "dost" kıvamına hatta bazen yıvışlığa vardıracak bir boyuta taşıyacak kadar zeki ve etkileyici görünenleri arasından seçiliyor. Bir arkadaşımın eşiyle ortak şirketi vardı. Eğer müşteri erkekse karısı görüşmeye gider, işi aldıktan sonra bir kenara çekilir; yok eğer müşteri kadınsa kendi gider işi alırmış. Sonrasında da birlikte yemeğe çıkar, başka işler için zemin hazırlarlarmış. Yani bu durumun pratik çözümünde ustalaşmışlar. "Sıcak" bir ortamda yenen iş yemekleri, mutlu ve modern "aile" ortamları, gittikçe yakınlaşan çiftler... Ama bazen "pazarlama"yı yıvışlığa vardıranlar da oluyor. Kocanız ya da erkek arkadaşınız azıcık sosyal ve egosu da tatmin edilmeyi istiyorsa, durum, iş ilişkisi içinde olan "diğer" kadının onun üstüne tünemesine kadar varabiliyor. Ama asla yatakla son bulmayacak bir yakınlaşma! Ne de olsa amaç iş için zemin geliştirmek. Yakınında olup ilk akla gelen olmak. Üstelik dostluk ve samimiyet adına! O işi yapan bir "dost" varken, başkası akla gelir mi? İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:Bu "kim kimin kucağında" modeli evliliklere, "ekstra large evlilikler" ya da "iş ilişkileri" de diyebiliriz. Tabii asıl dikkat edilmesi gereken nokta, o fazla samimi olup işi kapacağını zanneden çiftin, diğer çiftteki kıskanç eşi yeterince hesaba katmamaları sonucunda ciddi risklerle karşılaşacaklarını unutacak kadar hırslarına kurban gitmesi. Durumun tersine dönmesi, o fazla samimiyetin adeta bir pazarlama olarak algılanmasıyla, çiftin kaybedeceği ahlaki değer imajı, iş konusunda da karşılaşılacak ciddi bir güvensizlik ve "Beni kesin satar" paranoyasını aynı anda barındırıyor. Bugünkü yazımın ana fikri şu: Yani diyeceğim şu ki, herkes haddini bilsin. Hayat ya da ilişki bir pazarlama sistemine dönüşmeye başladıysa, o ilişkiden de o işten de hayır gelmez. Millet salak değil ya, adınız adi sıfatlarla beraber anılmaya başlayıverir. İş miş de "Kısa günün kârı tez harcanır" tarzından millete ders özeti oluverir. İyi oyunlar herkese... Bir evlilik modeli var. Aslında sadece evliliklerde de geçerli değil, ilişkilerde de sıkça rastlanan bir model bu; "iş" için prezantabl eş (ortak) modeli. Erkek: Ne olur beni bu kadından kurtar, resmen konuşurken üstüme yapışıyor! Kadın: Tatlım, o kadar tatlı olursan sinekler de, arılar da yapışır, değil mi ama ya? Senden yüz buldu demek ki... Kılavuz karga oyunu! Gizem Özdillinin Savaş Aya verdiği röportajı okudum da, içim daraldı. Yani artık "Ay hamileyim, evleniverdim işte" dönemini de aştık sayesinde. Zira kız "Ay evlenemeyenler"den. E, madem bu yaşına geldin, hâlâ ya kafan korunma yöntemlerine ermiyor ya da müsait bir tuzak ortamına yatılıyor. İşe yaramayınca da reklamın iyisi kötüsü bir mantığıyla, elde ne varsa ilan ediliyor... Akıl fikir için onu öpelim mi? Bilahare öpeceğim ben bu türü ama şimdilik siz öpüverin... Öptüm sizi Biraz da istatistik İkisini görüştürmem Yüzde 60.47Sevgilimi överim Yüzde 22.09Arkadaşımı eleştiririm Yüzde 9.30Sevgilimi eleştiririm Yüzde 5.81Arkadaşımı bir daha görmem Yüzde 2.33Sevgilimden ayrılırım Yüzde 0.00 Arkadaşım sevgilimi beğenmezse... ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN! Çok ama çok kötü durumdayım. Bir yıl önce birbirimize aşık olduk ama ikimiz de evliydik. İki çocuğum var. Onun için boşandım. O da çok mücadele etti. Ayrı yaşadı ama şimdi karısıyla tekrar görüşmeye başladı. Benden de vazgeçemiyor, ben de ondan. Ama tahammül edemiyorum. Tartışıyoruz. O da üzülüyor. Ama ben hayatımı ona adadım. Kariyer sahibi güzel bir kadınım. Onda çocuk yok. Altı aylık evliyken benimle birlikte olmaya başladı. Ama ne aşk anlatamam. Kadın ayrılsın diye çok mücadele ettim, adam da ayrılmak istiyordu. En sonunda bir gün ondayken karısına telefon açtırıp bizi yakalamasını sağladım. Sonra boşanma eşiğine geldiler ama kadın yine vazgeçmedi. Şimdi de millete karşı, ailesine karşı bu yüzden ayrıldığı belli olmasın diye formalite diyor. Aynı evde yaşamıyorlar ama görüşüyorlar. Ne yapacağımı bilmiyorum, ne olur yardımcı olun bana, ne olur! Onun ayrılmasını nasıl sağlayabilirim? Beni çok kıskanıyor. Ondan ayrılmama da izin vermiyor. Ben de çok seviyorum ama ya hep ya hiç oldu hayatımda! Ne olur yardım edin! Çok kötüyüm ama çok! İntiharı bile denedim manyak gibi! Ne olur yardım edin. Ö. G. * * * Canım, delirdiniz mi? Siz iki çocuğunuzla boşanmayı becermişsiniz, adam nasıl beceremiyor? Bu arada, altı aylık evli bir adam o hızla aradığını bulamadı da gözü nasıl dışarıya döndü? Pek de tekin bir tip olmadığı ya da kaçak oynadığı bariz. Siz de kendi tutkulu halinize adamı bahane etmeyin. İntihar mintihar da ne oluyor? Hayatınızda radikal değişiklikler yapacak kadar güçlü bir kişiliğiniz olduğu her halinizden belli. Boşanmayı bile beceremeyen bir adam için mi harcayacaksınız hayatınızı? Ha, illa yol yordam istiyorsanız çözüm basit: Adamı aramayın sormayın, ararsa da "Sıra sende, ben çoktan hareket ettim, çok istiyorsan sen de yaparsın" deyin, bir daha da konuşmayın. Alın size "sıra tabanlı strateji oyunu" hamlesi... Hem size ne onun ayrılıp ayrılamamasından, bunu da siz yönetecek değilsiniz ya, bırakın kendi sorununu kendi halletsin. Kendinize de durduk yere eziyet etmeyin! Hadi bakalım... www.ilhanuckan.com "Onun için boşandım!"

28 Şubat 2020 Magazin Haberleriİşte magazin gündeminin öne çıkan gelişmeleri...

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber