Geri Dön

'Sevenlerim seferber oldu'

 Amerika’da yakalandığı koronavirüse karşı elde ettiği zaferin ardından “Yaşadım Saydın mı?”yla sevenlerine selam yollayan Demet Sağıroğlu, “Süreç normale döndüğünde ve kendimi hazır hissettiğimde Türkiye’ye geleceğim. Hakkımda çıkan haberlerle çok şükür tüm sevenlerim seferber oldu. Hepsini çok özledim” diyor.

'Sevenlerim seferber oldu'
ÖZLEM ÜLKÜ

 

Arnavut Kaldırımı”, “Kınalı Bebek” şarkılarını bilmeyen var mıdır? ‘90’lı yılların damgası olan bu şarkılardan etkilenmeyen, dinlerken içi titremeyen... Albüm kapaklarında sadece adı yazsa da hepimizin soyadıyla beraber ezbere bildiği Demet Sağıroğlu; şarkılarıyla, yorumuyla, edasıyla, hüznüyle bir başkaydı. 2000’lere gelince uzun aralıklarla dört albüm yaptı. Ama daha sessiz. Sonra gitti. New York’ta yaşamaya başladı. Yeni hikayeler ve başlangıçlar için demlenmesi gerektiğini düşündü. Üstelik kırgınlıkları da vardı. Aradan yedi yıl geçti. Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınının ABD’deki merkez üssü konumunda olan New York’ta o da kendi savaşını verdi görünmez düşmana karşı ve kazandı. “Yaşadım Saydın mı?” diyerek de seslendi şimdi herkese. İki yılın ardından çıkardığı yeni single vesilesiyle ulaştığımız Sağıroğlu’na yaşadıklarını, hissettiklerini, “Bir kısmını törpüledim” dediği kırgınlıklarını sorduk.

- Öncelikle geçmiş olsun, siz de Kovid-19’a yakalanmıştınız. Ardından “Evren, Pollyanna’nın penceresinden bakanlar için ışıltıyla gülümsemeye devam eder” diyerek virüse karşı zaferinizi ilan etmiştiniz. Neler yaşadınız o dönemde?

Pollyanna penceresi umut taşır, gülümsemeyi barındırır. Yaşadığın dünyada olup bitenlere duyarsız kalmak değildir bu. Sadece insanlığa dair inancımı yitirmemeye çalışıyorum. Hayatın tüm ikramlarına iyi de olsa kötü de olsa olumlu anlamlar yüklemeye gayret ediyorum. Yoksa dipsiz bir kuyunun içine doğru sürüklenmek kaçınılmaz. Amerika’da Türkiye’de olduğu gibi ciddiye alınıp, tedbirli ve sıkı tutulmadı işler. Ben kendi adıma tehlikeyi önceden sezip önlemlerimi almıştım; fakat tek başına bilinçli davranmak yetmiyor. İlk başta hafif atlatıyorum diyordum; ama 4-5 gün sonra semptomlarım fazlalaşıp, ağırlaştı. Kendi imkanlarımla yapıyordum tedavimi, hastanelerin durumları belliydi. Nefes alınamaz durumda ambulans çağırmak mantıklıydı. Ama ben astım hastası olarak yine de solunum zorluğu yaşamadım. Şehrazat haberimi alınca ebeveynim gibi Türkiye’den müdahale etmiş sağ olsun. Zaten annemin ona emanetiyim; evladı gibi görür, ben de kendisinde anne - kız nazını, şefkatini, samimiyetini bulurum.

Sevenlerim seferber oldu

- Türkiye’ye dönmeyi düşünmediniz mi hiç? Yaşadıklarınız neleri yeniden sorgulamanıza yol açtı? 

Planlarım vardı; bahar aylarında orada olacaktım. Olamadı. Süreç normale döndüğünde ve kendimi yeterince hazır hissettiğimde elbette geleceğim. Ailem, sevdiklerim, sevenlerim var. Hepsini çok özledim. Hakkımda çıkan haberlerle çok şükür tüm sevenlerim seferber oldu ve yalnız hissetmedim kendimi. Değerlerim ve doğrularıma paralel olarak dünyaya iyi davranan biriydim zaten. Kendi adıma notlar aldım; ama birçok insanın hâlâ ders çıkarmadığını görüyorum.

- Hem müzik sektörüne hem de kişisel kırgınlıklarınızın olduğunu söyleyerek Amerika’ya gideli yedi yıl olmuş. Zaman o dargınlıklarınızı bir kenara bırakmanızı sağladı mı? Yoksa sizinle yaşamaya devam mı ediyorlar?

Kırgınlıklarımın bir kısmını törpüledim diyelim. İdealisttim, aynı önemi gösterenlerin gitgide azalmasına içerledim. İstediğimi yapamamam, sektörün farklı yönlerini görmem biraz uzaklaştırdı müzikten. Küslük yok kimseyle, kırgınlığım olabilir. Her şeyin sonunda üretmek esastır. İnsan var olduğu sürece sorunlar hep olacak ama bunların üstesinden gelmenin yolunu bulmak gerekiyor. İki sene önce dönüş sinyallerimi verdim. Çok şarkım birikti. Süreç demlendiğinde tekrar üretmeye devam edeceğim.

- “Yaşadım Saydın mı?” şarkınızla selamladınız bizi bugünlerde. Sadettin Dayıoğlu ile ortak imza attığınız şarkıda, insanın can yeleğinin yine kendisi olduğunu söylüyorsunuz...

Müzik her zaman herkes için iyileştirici olmuştur. Ne tesadüf ki şarkı da zaten kendiyle konuşan, dinleyeni kendisiyle yüzleştiren sözler içeriyor. Gelen yorumlar mutlu etti.  Sadettin’in dili ve anlatımıyla benzer çok noktamız olduğu için birlikte üretmenin, aynı pencereden bakmanın avantajını yaşıyorum. Kalabalıklarda ya da yalnız; her koşulda insanın can yeleği elbette kendisidir. İç enerjiniz, duygu ve düşünceleriniz sizi tekrar ayağa kaldırmaya yeterlidir. Kendimize hatırlatabilmemiz önemli.

“PANDEMİ BİLE GÖLGEDE KALDI”

- Bugünler, kendimizle kalmaya en çok korktuğumuz yanlarımızla yüzleşmemize de aracı oldu. Siz bu dönemi nasıl geçirdiniz?

Ben kendimi oyalayabilen biriyim. Yalnızlıkla aram sanıldığı kadar kötü değil. Heykel, resim, mix-media, epoksi ilgi alanlarım, boş durmuyorum pek. Söz ve beste de yapıyorum. İnsanlar kendileriyle ilgili derin kazıları göze alamaz çoğu zaman. Sorumluluğu başkasına atmak daha kolay gelir. Kendiyle baş başa kaldığı zaman sorular, düşünceler başlar. Bir zaman sonra vicdan terazisinde yanlış tarttıkları önüne düşer. Bununla yüzleşmek işine gelmediği için birçok insan kendini değiştirmek yerine dışarıyı değiştirmeye çalışır.

- Şarkıda, “Şimdi yarası derinde. Yalanlar her hücresinde. Büyüdü sonunda çocuk. Dünyası küçüldükçe” diyorsunuz ya, siz ne zaman kendinizi büyümüş hissettiniz?

Annemleyken babama, babamlayken anneme hasret bir çocukluğum oldu hep. Benim büyümem sevdiklerimin aynı sene bir anda gitmesiyle oldu diyebilirim kesinlikle. 2010 yılında.

- Salgında vaka ve ölüm oranının yüksek olduğu New York bugünlerde polis tarafından öldürülen George Floyd için yapılan eylemlerle de gündemde. Yaşananları nasıl gözlemliyor, neler düşünüyorsunuz?

Herkesin fazlasıyla hassas olduğu ve insanlığın yanlışlarını sorguladığı bir dönemden geçerken yaşanan olaylar, içimizdeki isyanın ateşleyicisi oldu bence. Bazı şeyler eskiden izlediğin bir film gibi bazen; neler olacağını biliyorsun ama öylece izliyorsun. Toplumların değişmesi, dönüşmesi, sistemin kendi içinde daha insancıl bir noktaya evrilmesi kolay olmadı hiçbir zaman. Ancak kamu bilincinin ve iradesinin karşısında da hiçbir şeyin duramayacağını izliyoruz bugünlerde. Pandeminin bile gölgede kaldığı bu süreçte Amerika, bugüne kadar dünyaya yaşattıklarının bedeliyle yüzleşmek zorunda. Özgürlükler ülkesi palavrasının çöküşünü izleyeceğiz. Irk, cins, dil ayrımı olmadan insan olmanın önemini anlamak zorunda herkes. Amerika’nın en bela virüsü ırkçılıktır. 400 senedir aşısını bulmak istemediler.

Sevenlerim seferber oldu

“DUYGU, SAYILARDAN DAHA ÖNEMLİYDİ”

- “Arnavut Kaldırımı”, “Kınalı Bebek”, “Şikayetim Var” ve niceleriyle ‘90’lı yıllara imza atmış biri olarak bugünkü şarkıları nasıl görüyorsunuz?

O yılların kendine has bir saflığı ve iyimser bir tarafı vardı. Yaptığımız işe daha fazla özen gösterirdik. Hayatın ritmi de bugün olduğu gibi hızla tüketmeye yönelik değildi. Sayılardan, izlenmelerden daha önemli olan şey duygusuydu işlerin. Yeni önerilere kulak veriyorum ve kendimce takip ediyorum. Müzik çok çeşitliliği sevmiştir her zaman. Dönemsel olarak popüler olan tarzlar değişkenlik gösterebilir; ama her türün, her sözün yeri olmalı bence. Değişimler beni korkutmuyor aksine heyecan duyuyorum genç kardeşlerimin yaptığı işlerden.

Bu tünelden 7 defa geçenler şifa bulduğuna inanıyorBursa'da bulunan ve içinden su akan tünelden geçenlerin şifa bulduğuna inanılıyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber