Dark'ın final sezonunda bizi neler bekliyor?

Gün saydık, takvimleri devirdik; o büyük gün nihayet geldi çattı. 27 Haziran 2020 itibariyle Dark'ın final sezonu yayınlandı ve ekranlara veda etti. 'Peki, bu muhteşem sonda bizi ne gibi sürprizler bekliyor' sorusunun cevabına gelin hep birlikte Molatik olalım...

Dark'ın final sezonunda bizi neler bekliyor?

Ben şahsen Dark ile çok geç tanışarak şipşak hatmedip final sezonunu bekleyenlerdenim. Başlarda olay örgüsünü anlamak için karakter isimlerini Google üzerinden aratıp soyadına göre hangi sülaleye mensup olduğunu bulmaya çalışıyordum. Sonra soyağacı üzerinden bu işi halletmeye başladım derken son aşamada da artık kimin kim olduğunu çözmüştüm tabii tüm bunlar ilk 2 sezon için geçerliydi yani Adam’ın dünyasındayken… Evet, Adam ve Eva yani Jonas ve Martha’mız dizinin iki ayrı dünyasını oluşturuyor. Boşuna değilmiş o sitemler, gayrimeşru çekimler ve dökülen kanla gözyaşları… Dark’ın en sevdiğim özelliği her şey karmakarışık görünürken bir anda şeffaflığa kavuşması. İlk 2 sezonda yine olay örgüsü belliydi; 2019-1986-1953 bir ya da iki kez de 1920 yılına gittik sanırım ama 3. sezonda maşallahımız vardı hani; 1920’leri mi görmedik, 1888’leri mi gezmedik, 2050’lere mi göç etmedik 2023’leri mi ezberlemedik... Her bölümde ayrı bir yıl ayrı bir ambiyans, izlerken "Allah’ım aklımıza mukayyet ol" dedik bir ara. Geçtiğimiz 2 sezon, Adam’ın dünyasında yaşanan olaylarmış aslında ve farkında olmadan biz de bir çekişmenin ortasındaymışız. Bu sezon Eva’nın dünyasını ziyaret ettik Eva diye tanıtılan hayali karakter de Martha’dan başkası değildi elbette. Adam kendi dediği olsun istiyor, Eva ona meydan okuyor, hikâye ise sürpriz sonla bitiyor.

 

 

Savaş gibi savaş, kazanan kim olacak?

Burada durup sayfalarca yazsak da diziyi anlata anlata bitiremeyiz, ben sadece belli başlı olaylara değineceğim aslında. Hannah, Eva’nın dünyasında sonunda saplantılı aşkını evliliğe dönüştürerek Ulrich ile evleniyor ama huylu huyundan vazgeçer mi, tabii ki hayır. Adam’ın dünyasında olduğu gibi kendisi de Ulrich tarafından aldatılıyor, üstelik Ulrich burada da daha önce yine Katharina ile evlenip boşanmış ve bu birliktelikten; Magnus, Martha ve Mikkel doğmuştu. Aldatan değil aldatılan taraf olarak Hannah bu sezonda yine karşımıza çıkıyor. Hep diyorum türlü entrika bu kadının etrafında dönüyor ve birçok felaketten bir şekilde sağ çıkıp her hâlükârda yolunu buluyor, helal olsun. Jonas, geçen sezon Martha’yı kaybedip yeni bir Martha’yı karşısında bulmuştu daha buna anlam veremeden neler olup bittiğini anlamak adına Eva’nın dünyasına bir şekilde geliyor ki o da ne? Kendisinden eser yok çünkü burası farklı bir evren ve burada ne Mikkel mağaraya kaçtı, ne Michael ile Hannah evlendi. Bu gerçekle yüzleşen Jonas, neyin ne olduğunu biraz geç idrak etse de sonunda bazı olayları kavrıyor artık. Ama dizinin asıl bombası Noah ve Agnes’in babalarının Bartosz olması skandalı sanırım. 1900’lü yılların başında gerçekleşen bir doğum ile su yüzüne çıkan olayların peşi sıra öğrendiğim bu gerçek ile bir parçadan hallice şaşkınlık yaşamış olabilirim. Adam ve Eva’nın yani Jonas ve Martha’nın bu sezon bir de çocukları piyasaya çıkıyor; 3 nesil hallerini hep bir arada gördüğümüz bu karakterler, kapı kapı dolaşıp intikam almakla meşguller... Suçu genelde yetişkin birey işliyor, çocuk ve yaşlı birey, kurbanları korkutan ve onları sindiren suskunlar olarak karşımıza çıkıyor. Buradaki çocuk karakterin seçimi de çok iyi bence, rolünün hakkını bizim bazı yetişkin oyunculardan daha iyi veriyor. Ürkütücü ve korkak bakışlarının altında sempatik bir ufaklık da yatıyor, bu tavrı benim sempatimi kazandı hep sinirlendirin bu çocuğu dedim. İşler böyle böyle iyice kafa karıştırırken durdular durdular ve final bölümünde bombayı patlattılar. Adam ve Claudia bu birbirinden farklı ama bağlantılı iki dünyanın sırrını izleyici ile paylaştı ve hep bir ağızdan bırakalım da kopsun kıyamet yahu dedik…

 

 

Sır düğümleri çözülüyor, döngü ile gelenler yok oluyor!

Ben dâhil birçok izleyicinin hayretine mazhar olan o sır nihayet gün yüzüne çıktı. Aslında Adam ve Eva’nın dünyası kimin katkıları ile oluşmuş dersiniz, cevap veriyorum; Tannhaus yani Charlotte’mizin dedesi olarak tanıdığımız saatçi amca… Bu zaman makinesi için epey ter döken ve zamanı bir ileri bir geri alıp herkesin alıcı ayarlarıyla oynayan bu fedakâr baba, tüm bunları evlat sevgisinden yapmış… Geçen haftaydı ama tüm kasabanın hayatını çocuğun için değiştirdiğin için senin de babalar günün kutlu olsun Tannhaus! Başlarda bencilce gelen bu durumun sebebini dizinin sonlarında anlıyoruz. Tannhaus; oğlunu, gelinini ve torununu korkunç bir trafik kazasında kaybetmiş aslında. Zamanı geriye alıp bu yanlışı düzeltmek adına tasarladığı zaman makinesi ise işleri çığırından çıkarmış ve Winden’de neredeyse herkes birbiriyle akraba olmuş, evlilikler yapmış ama kimsenin ruhu bile duymamış. Sonra üstüne bir de Adam ve Eva çekişmesi baş gösterince artık buna bir dur demek de Claudia’ya düşmüş. 27 Haziran 2020 ile son döngü yaşanmış ve bitmişti zaten artık işler normale dönebilirdi. Adam’a tüm bu olan biteni anlatan Claudia, bitmiş döngüyü tamamen yitirerek son verilmesi gerektiğini ve zamanı Tannhaus’un oğlunu kaybettiği korkunç güne geri döndürüp Jonas ve Martha’ya kazaya engel olmalarını söyler. Neyse ki işler bu sefer yolunda gider ve korkunç kaza önlenir ama döngü kırılmış ve ‘ana dünya’ya dönülmüştür. Yani bu ne demek oluyor; Martha, Jonas, Mikkel/Michael, Charlotte, Noah, Elisabeth, Magnus hatta Ulrich gibi döngü ile gelenler ile vedalaşma zamanıdır, çünkü onlar Adam ve Eva’nın döngüsü sonucu doğmuştur yani kökleri döngüye bağlıdır. Böylece bu dünyada kavuşamayan Jonas ve Martha sıkça duymaya alışkın olduğumuz o replik ile diziye ve birbirlerine hüzünlü bir şekilde veda etmişlerdir; Bence birbirimize çok yakışıyoruz, başka bir şeye inanmaBu kısa ama içerisinde derin anlamlar barındıran kavuşamama cümlesi sonrasında döngü ile gelenler bu dünyadan bir toz bulutu olarak uçup giderler…

 

 

Ana dünyanın sahipleri kim?

Kelimenin tam anlamıyla Winden üzerine döngü ile gelenler elendi, mekân ise asıl sahiplerine kaldı. Dizinin son sahnesi öyle sıcak bir şekilde veda hazırlanmış ki tam katarsis yapmalık bir final olmuş diyebilirim. Arkadaşça, sıcacık bir yemek masasında toplanan 6 kişilik bir grup karşılıyor bizi ama bu masada kimler kimler yok ki… Tam İsa’nın Son Akşam Yemeği Freski tadında bir masa hani… Döngü ile değil de doğal yollarla dünyaya gelen; Hannah, Katharina, Peter, Regina, Torben Wöller ve Peter’in sevgilisi, masada mutlu mesut eğleniyor, sohbet ediyor keyiflerine diyecek yok. Tam o sırada yine o tarihi soru Torben’e sanırım Peter tarafından yöneltiliyor; ‘Gözüne ne oldu?’ Bizim de cidden merak ettiğimiz bu sorunun cevabını artık öğreneceğimizi umut ederek çıt çıkmadan dinlemeye koyuluyoruz… Torben ‘Geçen yaz…’ diye cümleye başladığı an da bu sefer de elektrikler kesiliyor ve bu adamın gözüne ne olduğunu biz yine öğrenemiyoruz… Regina’nın babası ana dünyadan bir birey ama anonim, bu yüzden onu burada canlı, kanlı ve sağlıklı bir vaziyette görüyoruz. Peter de Helge’nin oğlu ama anne tarafından kurtarıyor gibi geldi bana… Sevgilisi deseniz zaten onun hiçbir şeyden haberi yok ama Peter sonunda istediği gibi bir hayatın içinde buluyor kendini, bu mutlu etti bizi. Katharina… Ah Katharina, hakikaten acıların kadını, döngülerde iki kere kocasından iki kere anasından vurgun yiyen koca yürekli okul müdürümüzü de şimdiki zamanda mutlu buluyoruz… Adam’ın dünyasında Michael, Eva’nın dünyasında Ulrich ile evlenen Hannah sultan burada da Torben ile evlenmiş ve ondan hamile… Bir erkek çocuğu bekliyorlar, bilin bakalım adını ne koyacaklar?

 

Bu makaleye ifade bırak