Dünyaİsrail, Süveyda'yı neden vurdu? Dikkat çeken Yeni Ahit detayı: 'Türkiye aleyhine planlar var'

İsrail, Süveyda'yı neden vurdu? Dikkat çeken Yeni Ahit detayı: 'Türkiye aleyhine planlar var'

18.07.2025 - 07:04 | Son Güncellenme:

İsrail ile Suriye arasındaki bugünkü gerilimin kökleri tarihsel, dini ve stratejik derinliğe sahip. Bölgedeki gelişmeler ise birer sonuç değil, zincirleme yaşanan olayların halkaları. Zira Orta Doğu'da hiçbir sonuç sebepsiz, hiçbir gün yarından bağımsız değil. Peki İsrail neden Süveyda'yı hedef aldı? Suriye'yi nasıl bir gelecek bekliyor? Dürziler bu denklemin neresinde duruyor? Uzmanlar Milliyet.com.tr'ye değerlendirdi.

İsrail, Süveydayı neden vurdu Dikkat çeken Yeni Ahit detayı: Türkiye aleyhine planlar var

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – 16 Temmuz Çarşamba, tıpkı 2024’ün temmuz ayında yaşananlar gibiydi. İsrail 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’ye saldırılarını sürdürürken geçen yıl temmuzda Yemen’e, bu yıl ise İran’ın ardından bir de Suriye’ye saldırdı. Bölgede kendisinden başka kimsenin güçlenmesine tahammülü olmayan İsrail, Suriye’ye saldırarak neyi planlıyor olabilirdi? Osmanlı döneminde ‘Mecdel Sevde’ adıyla anılan Süveyda neden vurulmuştu? Yani Ahit’te geçen birkaç sözcük, bugünlerde yaşananların kaynağı mıydı? Türkiye nasıl adım atmalıydı ve tam da PKK silah bırakırken bölge yeniden mi karıştırılmak istenmişti? Netanyahu’nun yargılanması da sık sık gündeme gelen sorulardan biriydi ve aslında hiç de yeni değildi. Yıllardır işgal ve zulümle hâkimiyet kurmaya çalışan İsrail, belki de sınırları değiştirecek bir savaş çıkarmak için elinden geleni yapıyor gibiydi. İsrail ve Suriye arasındaki bu çatışmalar sürerken perde arkasındaki her şeyi, Yeni Ahit detayı ve Türkiye’nin duruşuna ilişkin şifrelerini Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı ve Orta Doğu ve Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (ORDAM) Müdürü Prof. Dr. Zekeriyya Kurşun ve Suriye’nin kritik hamlelerini ve durumun askeri-terör boyutunu TASAM Başkan Yardımcısı Emekli Tuğgeneral Prof. Dr. Fahri Erenel, Milliyet.com.tr’ye anlattı.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

İsrail, Süveydayı neden vurdu Dikkat çeken Yeni Ahit detayı: Türkiye aleyhine planlar var

İSRAİL’İN VURDUĞU SÜVEYDA ASLINDA NERESİ?

8 Aralık 2024’te Esad Rejimi’nin düşmesiyle kutlamalara sahne olan Şam Meydanı’ndan bu kez dumanlar yükseliyordu. İsrail, Süveyda ve Şam’ı hedef almış ve önemli noktaları vurmuştu. Bunlar arasında Suriye Genelkurmay Başkanlığı da vardı. İsrail’in hedefindeki, Dürzilerin yoğunlukta olduğu Süveyda, aslında hiç de sıradan bir yer değildi. Çünkü Süveyda, Suriye’nin bölünmesine yönelik adımların atıldığı bir noktaydı. Suriye Geçici Hükümeti Başkanı Ahmet El Şara’ya göre de Süveyda demek Suriye’nin tamamı demekti. Bunun yanında Osmanlı Dönemi'nde ismi ‘Mecdel Sevde’ olan Süveyda’nın İsrail için başka bir anlamı daha olabilir miydi?

Haberin Devamı

Bu soruyu sorduran sebep, İbranice ‘kule’ anlamına gelen ‘Mecdel’, Talmud'da ve Yeni Ahit'te bahsi geçen, antik Filistin'de iki farklı yerin adıydı. Mecdel sözcüğü ile iki noktadan birinin kastedildiği düşünülüyordu. İlki Mecdel Gadar'dı. Yani Ürdün Nehri'nin kollarından Yarmuk Nehri'nin kıyısında, günümüz Umm Kais yakınında bir nokta. İkincisi ise Mecdel Nunayya'ydı. Yani, Celile Denizi (Taberiye Gölü) kıyısında bir kasaba. Nunayya ‘balık’ anlamına gelir. İsrail'deki Kirbet Mecdel kasabasının da, bu tarihi kasabanın yerinde olduğuna inanılırdı. Peki eski ismi Mecdel Sevde olan Süveyda'nın bununla bir ilgisi olabilir mi? İsrail’in Şam ve Süveyda’yı hedef almasının nedenleri arasında Yeni Ahit’in etkisinin olup olamayacağını Prof. Dr. Zekeriyya Kurşun şöyle anlattı:

Haberin Devamı
Haberin Devamı

“Yaşananlar çoğunlukla bir kehanet ya da Tevrat'a dayandırılan birtakım anlatılar, Musevi ve Yahudi kahinlerin ifadeleriyle hem bölge üzerinde hem de gelecekle ilgili kafalarında kutsallaştırdıkları anlayışlarla anlatılıyor. Ancak bugünkü mesele sadece Süveyda. Suriye'deki Dürzilerin, yaşadığı bölgeleri kendileriyle doğrudan doğruya anlamlandırmak yerine aslında bölgede ciddi bir istikrarsızlaştırma arayışları içerisinde olduklarını unutmamalıyız.”

Haberin Devamı

Prof. Dr. Kurşun, sözlerine Süveyda’daki Dürzilerin yoğunluğuna dikkat çekerek devam etti. Çünkü bugün yaşananlar Dürzilerle yakından ilgiliydi. Netanyahu, "Dürzi kardeşlerimizin hakkını savunacağız" derken, Ahmet El Şara da benzer cümleler kuruyordu. Peki ama hangi lider Dürzileri nasıl koruyacaktı?

Haberin Devamı
Haberin Devamı

“Dürziler tarihsel olarak, Fatımilerden itibaren bu bölgede bulunan bir etno dini grup. Bu grup, her dönemde güçlü olanlarla iş birliği yapmayı alışkanlık haline getirerek varlığını sürdürebildi. Bir bütünlük içerisinde değiller. Mesela Lübnan Dürzileri İsrail'e karşı çok net tavır alırken,Süveyda'daki Dürziler daha önceki rejimle iş birliği yapan, rejimden sonra da kendi varlıklarını İsrail'le yakınlık kurarak sürdürme arzusunda bir grup. Elbette tarihi eskiye dayanan bir toplum olması sebebiyle varlıklarını sürdürme hakları vardır. Bugüne kadar yaşanan gerek çeşitli gruplar arasında gerekse onlarla rekabet içerinde olan diğer gruplar arasındaki meselenin bir intikama dönüşmeyeceğini net ve açık bir şekilde Suriye yönetimi beyan etmiştir. Buna rağmen bugün gelinen noktada yani birtakım sözleşmeler, anlaşmalar yapıp birkaç saat içerisinde bunlardan vazgeçilerek yeni bir durum ortaya koymanın doğrudan doğruya bir manipülasyonla ilgili olduğunu varsayıyorum. İsrail bunu doğrudan doğruya kehanetle anlatmak yerine esas itibarıyla dikkatleri farklı noktalara yoğunlaştırdı. Son zamanlarda çoğumuzun gözünden kaçmayan Gazze üstündeki kolonileştirme faaliyetini genişletme ve bunu da uluslararası kamuoyunun baskısından uzak bir şekilde yapmak için kendisine yeni bir alan seçti. Dolayısıyla buradaki asıl mesele İsrail'in bölgeyi istikrarsızlaştırma amacıyla başlattığı bir harekettir diyebiliriz. Türkiye bu noktada acilen diğer Müslüman ülkelerle birlik olmaya ve bölgede barışı tesis etmeye bakmalıdır.” – Prof. Dr. Zekeriyya Kurşun

İsrail, Süveydayı neden vurdu Dikkat çeken Yeni Ahit detayı: Türkiye aleyhine planlar var

AMAÇ, SINIRLARI DEĞİŞTİRECEK 3’NCÜ DÜNYA SAVAŞI ÇIKARMAK MI?

İsrail, İran’a saldırdığında da benzer konular konuşuluyordu ve bölgede kendisinden başka bir güç istemediği çok açıktı. Ancak bugünlerde Esad Rejimi’nin bitmesiyle ‘yeni bir Suriye’ kuruldu ve farklı bir güç doğdu. Üstelik Türkiye’nin desteği ve bölgedeki söz hakkı da bu gelişmeyle arttı. Prof. Dr. Zekeriyya Kurşun, İsrail’in kuruluşu için anlatılanların bir komplo teorisi değil, gerçek bir hayal olduğunu ise bölgede yükselen her gücü baltalayarak nasıl gerçekleştirmek istendiğini şöyle anlattı:

“Bölgeyi istikrarsızlaştırma çabasındaki İsrail, bir şekilde bütün sinir uçlarına dokunmak suretiyle bölgede var olan dengeleri altüst etmek istiyor. İsrail'in kuruluşuyla ilgili söylemleri eskiden bir komploymuş gibi anlatılırdı. Ancak yaşananlar, bunun bir komplo değil, hayal olduğunu ve bu hayali hayata geçirmek için de İsrail'in silah baronlarıyla müşterek hareket ettiğini gösteriyor. Bölgedeki genişleme İsrail'in mevcut durumunu kendi lehinde birazcık daha ilerletmesi, konuyu Türkiye'yi de ilgilendir hale getiriyor. Aslında İsrail 1969'dan bu yana bölgede kendisine ‘dur’ diyecek bütün güçleri kontrol ede ede bu noktaya kadar gelmiştir. Büyük ölçüde uluslararası sistemin meseledeki duyarsızlığı, eylemsizliği ve Birleşmiş Milletler'in daha 1967'de aldığı 202 sayılı kararı, yani yaptırım gerektiren o kararı hayata geçirmemiş olması sürekli bölgedeki önemli yapıları baskı altına almıştır. Özellikle Arap toplumunda başta Mısır olmak üzere keskin şekillerde eylemsiz ve etkisiz kılınmıştır. İsrail’in, bölgede barışı ve istikrarı sağlamaya çalışan Türkiye'nin aleyhinde olabilecek, oluşabilecek bir arayışın içerisinde olduğunda kuşku yok. Çünkü Türkiye, yeni Suriye devletinin oluşmasından sonra açık ve net bir şekilde Suriye'nin bütünlüğünü ve bölgede barışını isteyen açıklamalar yaptı. Bu da İsrail’in istikrarsızlaştırma çabasına ters.”

Haberin Devamı

İsrail, Süveydayı neden vurdu Dikkat çeken Yeni Ahit detayı: Türkiye aleyhine planlar var

Haberin Devamı

Çatışmaların bölgesel boyutunun yanında, İsrail içinde Netanyahu karşıtları ve yargılanmasını isteyenleri kapsayan noktaları vardı. Peki Netanyahu’nun 2025’te yargılanması gündemdeyken pek çok noktaya saldırıyor olması bir çırpınış olabilir miydi? Yoksa her şey, sinir uçlarından sonra ‘sınır uçlarına’ da dokunmak mıydı?  Prof. Dr. Kurşun bu konuya ilişkin şöyle konuştu:

“Netanyahu üzerinden yapılacak bu okumaların tamamı aslında birer bahane. Netanyahu'nun hakikaten içeride çok ciddi bir şekilde eleştirilmesi söz konusu. Nihayetinde siyonist akıl tüm bunları bertaraf ederek, bölgede ve dünyada barışın ortadan kalkması için elinden geleni yapıyor. Şu uyarıyı yapmak zorundayız: Uluslararası kamuoyu eğer bu durumu göz ardı ederse ve İsrail'i durdurmak için bir teşebbüste bulunmazsa, sadece bölge değil, bütün dünya tehdit altındadır. İsrail'in burada şunu tetiklediğine dikkat çekmek istiyorum: Büyük bir dünya savaşı çıkartarak tıpkı I. Dünya Savaşı'nda olduğu gibi kendisi için yeni bir bölge ayırmak. Yani sınırları değiştirmek istiyor, yeni bir İsrail de oluşturmak istiyor. Güvenliğini yeniden böyle sağlayacağına inanıyor. Gidebileceği yeni bir coğrafyaya ihtiyacı var ve bunun tek yolu yeni bir Dünya Savaşı'ndan geçiyor. Maalesef uluslararası Yahudi sermayesi buna destek veriyor. Bir başka destek de ABD'nin evanjelik yani Hristiyanlığa davet eden anlayışı. Dolayısıyla bütün bunlar bir araya geldiğinde şu anda İsrail'in faaliyetlerinin sadece Netanyahu üzerinden okunması ya da işte Dürzilerin orada birtakım sıkıntılarının çözülmesi karşısında sözde insanlığa soyunup Dürzileri kurtarmak olmadığı bilinmeli.”

‘SURİYE ESAD’DAN SONRASINA HENÜZ HAZIR DEĞİLDİ’

Suriye yıllar süren Esad Rejimi’nden sonra her şeyin düzeleceği ve halka yapılan zulmün biteceği umuduyla 8 Aralık 2024’te Şam meydanında kutlamalara sahne olmuştu. Ancak yeni rejim, acı tablolara sahne olan eski rejim gibi bir düzeni hemen kuramazdı. Bu kez halkla ve çevre ülkelerle sağlıklı bir ilişki kurulmalı, akan kan ve gözyaşı durmalıydı. Prof. Dr. Fahri Erenel, bu noktada yeni kurulan geçici hükümetin bazı noktalarda hazırlıksız yakalandığına dikkat çekiyordu. Üstelik yaşananlar da tek bir olay gibi değerlendirilemezdi. Zincirin halkaları İran’dan sonra Suriye topraklarındaydı!

“Esad'ın en azından ortaya koymuş olduğu bir gücü ve kendi tarzında, Suriye'nin birliğini sağlama isteği vardı. Ancak sonrasındaki sürece Suriye hiç hazır olmadığı için anayasa görüşmeleri yapılsa, çok çalışma yapılsa da hiçbir sonuç vermedi. Bu sürecin de İsrail'in İran'a yöneliş saldırısının bir parçası olduğunu düşünüyorum. Yapbozun parçalarını yerine koyduğumuzda tek başına bir hamle değildi. Bu hamle ile birlikte ne oldu? Lübnan'ın gücü zaten etkisiz hale getirilmişti. Bu hamle İran'daki 3’ncü direniş ayağının da kırılmasına yol açtı. Yani Hamas'ı etkisiz hale getirmek, cumhurbaşkanını etkisiz hale getirmek ve İran'daki Filistinlileri etkisiz hale getirmek hareketi vardı. İsrail akabinde ne yaptı? Şara bile gelse yine bombalamalara devam etti. Yani aslında İsrail'in bugün yaptığını gördüğümüz şeyin tek farkı nedir? Suriye'nin direkt merkezini, genelkurmay yönetim merkezini hedef almasıdır. Aslında onun öncesinde Halep'e, Hama'ya ya da Şam'ın kenar mahallelerine, Şam'ın dışındaki Dara’ya birçok saldırılarda bulundu. Hatta Golan Tepeleri'nden daha da içeriye girdi. Dolayısıyla şu mesajı vermişti aslında ABD'yle birlikte: Evet Şara, biz seni yönetime getirdik, yönetimdesin. Şu anda ama bizim dışımızda ve bizim bilgimiz dışında hiçbir şey yapamazsın.” – Prof. Dr. Fahri Erenel

İsrail, Süveydayı neden vurdu Dikkat çeken Yeni Ahit detayı: Türkiye aleyhine planlar var

PKK’NIN SİLAH BIRAKMASININ ETKİSİ NE OLACAK? ‘10’A YAKIN TERÖR ÖRGÜTÜ VAR’

Terör örgütleri ülkemizde ve sınırlarımızda pek çok komşumuza rahatsızlık veriyor, maddi manevi kayıplara neden oluyordu. 40 yıldan uzun bir süre sonra geçen günlerde PKK’nın silah bırakması ‘kanın durması’ anlamında umut ışıkları yakmıştı. Ancak bölgedeki tek terör örgütü PKK değildi. Peki PKK’nın silah bırakması Suriye’de neleri beraberinde getirecek? Prof. Dr. Fahri Erenel de buna dikkat çekerek ‘Beka Vadisi’ndeki terör yapılanmasını anlatarak sözlerini şöyle noktaladı:

“KCK dediğimiz bir yapı var. Bu yapının altında, Irak'taki, İran'daki yapılar var. Bir de bunların ötesinde çok önemli bir şey var. Sadece PKK olarak bakmıyoruz veya PYD de değil. Bugün HTŞ'nin de kontrolü altında olan, İdlib'in batısında daha çok sayıda terör örgütü var. Terör örgütleri, Suriye'nin bence en önemli sorunu. Yani YPG nasıl Fırat'ın doğusunda önemli bir sorunsa, aslında İrbid'den Hatay'ın güneyine kadar uzanan bölgede 10'a yakın değişik terör örgütü var. Buraya eskiden Lübnan'ın Beka Vadisi  denilirdi. Terör örgütleri orada eğitim alırlardı. Şimdi burası özellikle İslami odaklı terör örgütlerinin beslendiği büyüdüğü yer. Bence aslında Şara'ya verdikleri süresi belli bir zaman dilimiydi. ABD'nin zaman kazanmaya çalıştığını düşünüyorum. Şara'yı hükümete getirerek Suriye'nin bütünlüğü vesaire gibi birtakım kurgular ortaya attılar. İsrail de 'Netanyahu görüşecek ve Suriye, Abraham Anlaşmaları'na dahil edilecek' dendi. Tam bunlar yolunda giderken Suriye’de Dürzilerin faaliyetleriyle Şam rejimini iyice kötü hale getirmek isteniyor. Dün Dışişleri Bakanı da ifade etti, 'YPG veya SDG’de hareketlenme var' dedi."

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler