Dünyaİsrail'in çirkin emeli! 'Poseidon'un bir anlamı var: 'Tayfun'u Anamur'a yerleştirsek yeter'

İsrail'in çirkin emeli! 'Poseidon'un bir anlamı var: 'Tayfun'u Anamur'a yerleştirsek yeter'

02.08.2025 - 09:28 | Son Güncellenme:

İsrail'de Kıbrıs’a yönelik analizler yapılıyor, asırlardır Yahudiler için önemli bir merkez olan Kıbrıs’ın Rumlar ve Yunanlarla ortaklık kurarak Türklerden alınmasına yönelik söylemler yayılıyor. Çünkü bölgede İsrail için en büyük tehdit Türkiye. Öyle ki Yavru Vatan’a yapılacak her saldırı Türkiye’ye yapılmış demek. İsrail’in, 'dünyanın efendisi' adını verdiği Kıbrıs planlarını ve Akdeniz’deki çirkin emellerini, Prof. Dr. Fahri Erenel ve Prof. Dr. Zuhal Mert Uzuner anlattı.

Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Orta Doğu’da herhangi bir ülkenin güçlenmesinden rahatsızlık duyacak bir ülke varsa o da İsrail'dir. Türk Savunma Sanayii’nin her gün daha da güçlü ve kendinden emin adımları da İsrail’in ‘tehdit’ olarak algıladığı gelişmeler arasında. İsrail’in önde gelen gazetelerinden Israel Hayom'da analist Shay Gal'ın, Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki (KKTC) askeri varlığına yönelik analizi de buna işaret ediyor. Üstelik bu, üstü kapalı ifadelerle de değil, doğrudan "Kuzey Kıbrıs aynı zamanda bir İsrail sorunudur" sözleriyle gündeme getirildi. Analizde ‘kritik bir eşikten’ ve bu eşiğin aşılmasıyla yapılacak müdahaleden bahsedilmesi dikkat çekti. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Kıbrıs’taki varlığı ve KKTC’nin TSK’dan yardım almaması için gerekli engellemelerin da yapılacağını savunan projenin ismi de belli: Poseidon! Yunan deniz ve deprem tanrısı Poseidon’un pek de bilinmeyen anlamı düşünüldüğünde İsrail’in niyetleri, beraberinde pek çok soru işareti yaratıyor. Poseidon ‘dünyanın efendisi’ demek. Üstelik Kıbrıs’ın güneyinde İsrail’in doğal gaz sahasının adının da İncil’de Şeytan'la özdeşleştirilen deniz canavarı olan ‘Leviathan’ olduğu düşüldüğünde, İsrail’in Akdeniz emelleri merak konusu oluyor. Peki, İsrail Kıbrıs’a el uzatırsa Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tavrı ne olur? İsrail’in Akdeniz’deki kritik noktalar için seçtiği isimler ne ifade ediyor? Neden Kıbrıs seçilmişti, tarihte ve gelecekte bu adanın Yahudiler için önemi neydi? TASAM Başkan Yardımcısı Emekli Tuğgeneral Prof. Dr. Fahri Erenel ve Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Zuhal Mert Uzuner tüm detaylarıyla Milliyet.com.tr’ye anlattı.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

İsrailin çirkin emeli Poseidonun bir anlamı var: Tayfunu Anamura yerleştirsek yeter
İsrail'in 'Leviathan' adını verdiği Akdeniz'deki doğal gaz sahası

POSEIDON VE LEVIATHAN NE İFADE EDİYOR? ‘FİLİSTİN’E BENZİYOR’

İsrail, Gazze’deki soykırımını sürdürürken, pek çok farklı noktaya da saldırabileceği konusunda söylemler ve eylemlerde bulunmuştu. Bunlar arasına son günlerde Kıbrıs da eklendi. Aslında uzun yıllardır Yahudilerin hedefinde olan bu topraklardaki Türk varlığı, İsrail için her geçen gün daha büyük bir tehdit oluyor. Çünkü Türkler ve bölgede güvenliği tesis eden TSK güçleniyor. Bölgede masum insanları öldürmeyi kutsal amaçlarına yoran İsrail ve Netanyahu’nun dozu yükselen saldırgan tavrına ilişkin, “Gazze'deki o çocukların halini gördükten sonra İsrail’in kendi kamuoyunda yükselen tepkiler var. Dün Amerika'da silah yardımı konusunda da bir oylama yapıldı. İlk kez 27 tane ret çıktı. Bugüne kadar bu ancak 2 olurdu. Bu da Netanyahu'ya karşı duyulan tepkidir. Bana göre Netanyahu eylül ayını bekliyor. Eylül ayında Netanyahu için 2 önemli eşik var. Yargılandığı mahkeme eylüle ertelendi. Ayrıca eylülde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu var. Ben Netanyahu açısından son noktanın eylül ayında konulacağını düşünüyorum” diyen Prof. Dr. Fahri Erenel, Kıbrıs için tasarlanan ‘Poseidon’u da şöyle anlatıyor:

Haberin Devamı
Haberin Devamı

“Poseidon, Yunanistan'dan gelen denizlerle ilgili bir kavram. İsrail’in bu isimleri kullanmasının Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın yönetimini, Türkiye'yi bir tehdit gibi göstererek yanlarına çekmek maksatlı bir provokasyon olarak düşünüyorum. Bu coğrafyadaki İsrail'in 300 yıllık bir geçmişi var. Yani özellikle burada bir Yahudi devleti kurulabilmesi için çabalar, 1800’lü yılların başına dayanıyor. Burada İngiltere gibi ülkelerin sonra da ABD varlığı olmasaydı, Müslümanlarla çevrelenen bir coğrafyada İsrail Devleti'nin kurulması mümkün değildi. İsrail Filistin'e giderken de Kıbrıs’ı yol olarak kullanmıştır. Kıbrıs'ta Yahudilerin yaşadıkları çok önemlidir. Burada kamplara yerleşmişler. Filistin'i götürecekleri hayvanları bile burada üretmişlerdi. 1800’lerden de önce, Rusya'dan gelen Yahudiler de ilk yerleşim olarak Kıbrıs'a geliyor. Niye buradan gidiyorlar? Kıbrıs'ın iklim yapısı en çok Filistin'e benziyor. Kıbrıs'ta belli bir süre kaldıktan sonra buradan Filistin'e gidiyorlar.”

İsrailin çirkin emeli Poseidonun bir anlamı var: Tayfunu Anamura yerleştirsek yeter
Kıbrıs'a yerleşmek için mülk satın alan Yahudilerin bölgeye göçünden bir kare

Haberin Devamı

KIBRIS'IN YAHUDİLER İÇİN KRİTİK ÖNEMİ NE?

Haberin Devamı

İsrail’in Kıbrıs planları birkaç yıllık hayallerden ibaret değil. Yahudiler Kıbrıs’ta bulunmuş ve belki de o topraklarda kalıcı olmanın yollarını aramıştı. Romalılar ve Babiller asırlar önce onları sürgün etmişti. Bu esnada Kıbrıs’a yerleşme fikri, Yahudiler arasında yayılmıştı. Üstelik Yahudilerin Kıbrıs için planları kâğıt üzerindeki analizlerden ibaret değildi. Prof. Dr. Fahri Erenel’e göre, “İsrail, Güney Kıbrıs'ı tam anlamıyla güçlendirmek ve KKTC’yi bu bölgeden çıkarmak istiyor. Güneyde Yunanistan ve Avrupa Birliği ile çatışmak yerine, en kolay mücadele edeceği yer olan Kuzey'i tercih ediyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne karşı kullanabileceği en etkili enstrüman burada Güney Kıbrıs Rum yönetimi. Bu yüzden de KKTC’nin uluslararası alanda tanınmaması yolundaki bütün çabalarda İsrail'in ön planda olduğu görülüyor. İsrail açısından Kıbrıs'ın büyük bir önemi var. Son 2 yıldır Güney Kıbrıs'ta inanılmaz bir silahlanma var. Bilimsel verilere göre İsrail'in gayrisafi milli hasılasında yüzde 6'ya yakın silahlanma oranı var. Güney Kıbrıs'ın gayri safi milli hasılasında da bu oran yüzde 5. Peki bunları nereden alıyor? İsrail'den, Amerika'dan ve Fransa'dan satın alıyor. Bu yüzden de hızla silahlanıyor. İsrail’den demir kubbe kuruyor ve diğer hava savunma sistemlerini de veriyor. Bunlar kime karşı kullanılacak? KKTC’ye karşı.” Peki ama şimdi ne olacak? Kıbrıs’tan sonra Filistin’e göz diken Yahudiler şimdi yeniden Kıbrıs’ı ele geçirmenin yollarını mı arıyor? Prof. Dr. Fahri Erenel, bunu da açıklıyor:

Haberin Devamı
Haberin Devamı

“Bugüne kadar İsrail'e yönelik tehditler iki yandan gelmiştir, Yahudi devleti 2 kere yıkılmıştır aslında. Birincisi Babil İmparatorluğu zamanında ve sürgün edilmişlerdi. Sürgünden sonra gittikleri ana yer Romalıların toprakları olmuştur. Romalılar tarafından tekrar sürgün edilmişlerdir. Peki Romalılar buraya nereden gelmiştir? Bugün Kıbrıs'a bakarsanız çok sayıda Roma izleri görürsünüz. Kıbrıs Roma için çok önemli bir valiliktir. Hatta Roma İmparatorluğu'nda Hristiyan olan ilk vali de Kıbrıs valisidir. Romalılar da günümüzeki İsrail ve Filistin topraklarını ele geçirmek için Kıbrıs'ı üs olarak kullanmışlardı. Haçlılar da üs olarak kullanılıp Filistin'in üzerine gitmişler ve Kudüs'ü alamamışlardı. Dolayısıyla İsrail'e yönelik tehditler ağırlıklı olarak Kıbrıs üzerinden olmuştur. Bu yüzden de İsrail varlığını devam ettirebildiği Mezopotamya bölgesinin korumak istiyor. Bunu da gerek İran üzerine olsun, gerek Suriye üzerine olsun, gerek Lübnan üzerine olsun harekâtlarla sağlıyor. O bölge biliyorsunuz Fransa-İngiltere arası bereketli topraklar ve Mezopotamya olarak adlandırılır. Aslında biz bunun ilk izlerini nerede duyduk? Hizbullah lideri ölmeden önce ne demişti? 'Güney Kıbrıs Rum yönetimine İsrail'e destek sağlamaması için uyarımızdır. Aksi takdirde müdahalede bulunuyoruz' demişti. Herkes 'Birdenbire bu nereden çıktı?' dedi. Aslında İsrail'in Kıbrıs ile uzun bir süredir tarihsel bağları var. Kıbrıs mutlaka öyle veya böyle kontrol altında tutulmalı. Çünkü Kıbrıs, İsrail'in Batı'dan gelen tehditlere karşı tarihsel süreçte de en yumuşak tarafıdır. Kıbrıs’ın tamamının, İsrail'in kontrolünde olmasını istiyorlar.” 

Haberin Devamı

İsrailin çirkin emeli Poseidonun bir anlamı var: Tayfunu Anamura yerleştirsek yeter
ROKETSAN'ın Tayfun Blok 4 füzeleri

Haberin Devamı

‘TAYFUN’U ANAMURA YERLEŞTİRSEK YETER’

"Bölgeden kaynaklanan tehdit kritik bir eşik aşarsa, İsrail stratejik duruşunu değiştirmek zorunda kalacaktır. Böylece, Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile koordineli olarak adanın kuzeyine yönelik her an müdahale edebilecek şekilde acil durum planı hazırlanmalı" sözleri Shay Gal’ın analizlerinde en dikkat çekici noktalardandı. İsrail’in KKTC’ye saldırması ‘gerekeceği’ konuşuluyor, bunun da oldukça açık ve rahat şekilde ‘eşik aşılması’ durumunda olacağı ifade ediliyordu. Peki TSK’nın KKTC’deki varlığı ne olacaktı? Yavru Vatan’a yapılacak herhangi bir saldırıda Türkiye sessiz mi kalacaktı? Prof. Dr. Fahri Erenel’e göre İsrail için bu kalkışma hiç de kolay değil. Günler önce İDEF’te ses getiren savunma sistemleri tanıtılmış ve Türk Savunma Sanayii’nde gurur tablosu göz doldurmuştu. Bu savunma araçları fuarda sergilenen birer süs değil, gerçek anlamda İsrail’e 'dur' diyecek araçlardı. Peki olası bir saldırıda TSK’nın tavrı ne olurdu? Prof. Dr. Fahri Erenel şöyle açıkladı:

“Typhoon Block dediğimiz sistemler 800 km menzilli. Onlar da bölgede konuşlu. Bırakın Kıbrıs’ı, Anamur'a bile konuşlu olsa rahatlıkla İsrail hedef alınır. Türkiye'nin geliştirdiği ve Kıbrıs'a koyduğu her türlü sistemi İsrail tehdit olarak algılıyor. Yani Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti demek İsrail açısından Türkiye demek. Kuzey Kıbrıs'ın Türkiye Cumhuriyeti varlığı, Türkiye tarafından çevrilmişlik kaygısı yaratıyor İsrail'de. İsrail, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin de içinde bulunduğu bu acizlik durumundan da yararlanarak kendi yanına çekmek, Yunanistan'la birlikte hareket ederek Türkiye'ye karşı ortak bir güç oluşturmak yolunda. Bu yüzden de bu Poseidon ve benzeri gibi isimlerin kullanıyor olmasını, bu kesimini de kendi yanına çekme çabası olarak düşünebiliriz. İsrail'le yaşanacak bir çatışmada Kuzey Kıbrıs'ın yanında koşulsuz şartsız Türk Silahlı Kuvvetleri'ni görürüz. Orada Türk Silahlı Kuvvetleri'nin çok güçlü bir kolordusu vardır. Ayrıca Kuzey Kıbrıs'ın da kendine ait Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı vardır. İDEF’te gördüğümüz 800 km menzilli Tayfun Blok 4 füzeleri var. Bora füzeleri var. Bunların her birinin menzili 500-800 km. Deniz Kuvvetleri'nde Türkiye'nin açık ara farkı var. Yani İsrail'in yumuşak karnı Deniz Kuvvetleri. Türkiye'nin de en güçlü olduğu yerlerden biri Deniz Kuvvetleri. İsrail bir devletle 1923-1924'ten sonra savaşmadı. Karşısında kim vardı? Lübnan'da Hizbullah vardı. Yıkılmış bir Suriye'ye karşı savaştılar, Hamas'ı vurdular. Gerçek bir devletle karşılaşmadılar. Türkiye gibi 40 yıl sürekli savaşan bir ülkeyle karşılaşmadılar.”

İsrailin çirkin emeli Poseidonun bir anlamı var: Tayfunu Anamura yerleştirsek yeter

‘KIBRIS SORUNUNU ASKERİ OLARAK ÇÖZMEK LAZIM, RÜZGÂR DÖNDÜ’

İçinde İsrail’in geçtiği her konu, şiddet ve saldırganlık içeriyor ancak dünya, buna yeterince ses çıkaramıyor. İsrail henüz kendisine ‘dur’ diyebilecek kimseyle karşılaşmadı. Ancak İngiltere, Fransa gibi bazı Avrupa ülkeleri Filistin’i tanıma kararı alabilecekleriyle gündeme geldi. Peki başından beri soykırıma sessiz kalan bu ülkeler ne olmuştu da şimdi ses çıkarıyordu? Tüm bunların yanında Kıbrıs’ın Türkiye’ye eş değer olması ve oraya yapılacak bir saldırının Türkiye’ye yapılacak olması söz konusu. Yıllardır farklı şekillerde gündeme gelen ‘Kıbrıs Sorunu’ artık çözülmeliydi. Bu da Prof. Dr. Zuhal Mert Uzuner’e göre şöyle yapılabilir: “Kıbrıs sorununu artık askeri olarak çözmek lazım, masada değil.” Prof. Dr. Zuhal Mert Uzuner Kıbrıs’taki süreci Ukrayna-Rusya Savaşı’ndan da öncesine ışık tutarak sözlerini noktaladı:

“İsrail’in 'Türkleri buradan atarız' söylemleri vardı. Biraz daha önceye giderseniz Ukrayna Savaşı çıkmadan önce Türkiye'deki bazı aktörlerle, operasyonel bir şeyle Türkiye'yi sıkıştırmak, askeri şekilde Kıbrıs'ı kurtarmak gibi amaçlar vardı. İsrail çok rahat bir şekilde silah kullanabiliyor. Kimse de bir şey diyemiyor. Bunu tabii Amerika'yla ilişkilendirebiliriz. Ancak dünya değişti. Dünya artık tek kutuplu değil. Bu da Amerika'nın çıkarına değil, Amerika'ya zarar veriyor. Onu anlatmaya çalışıyor Türkiye. Bölgedeki aktörler de hâlâ Amerika'nın ‘yardımcı’ yüzünü kullanarak kendi çıkarlarını gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Ancak bu nereye kadar gidecek? İsrail'in soykırımının savunulabilir bir tarafı yok. Netanyahu yargılanacak ve ceza alacak. Bu iş burada bitmeyecek. Bu tarz şeyler yavaş gelişiyor. İnsanlar ölüyor orada. Ancak etkisi yıllarca sürüyor. Biz Holokost'u hâlâ konuşuyoruz. Yani Avrupa ülkelerinin Filistin’i eylülde tanıyacaklarını söylüyor olmaları ve tanıma çabaları bu yapılanların altında kalmak istememe dürtüsü de olabilir. Rüzgârın dönmesi olarak da okunabilir."

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler