Geri Dön

Karantina ve sokak sanatçıları

Karantina ve sokak sanatçıları
Güldener Sonumut

Yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle uygulanan tecrit süreçleri sırasında dünyanın pek çok ülkesindeki sokaklarda adeta “in cin top oynuyordu” desek yeridir. Sokakta bulunan ender sayıdaki insanlar da, ya devletin olmazsa olmaz cesur çalışanlarıydı ya da ekonominin asgari çarkını döndürmek için depolarda veya fabrikalarda dirsek çürüten işçilerdi... Ve tabii ki sağlık sektörü çalışanları... Kısacası bizler evlerimizde otururken, neredeyse bomboş olan sokaklarda zamanın durduğunu filan düşünüyorduk.

Ancak tecrit kuralları hafifletildikçe, insanlar da sokaklarda yavaş yavaş yerlerini almaya başladı. İlk aşamada bir kilometre karelik bir alanda tabiri caiz ise “volta” atılabiliyordu. Salgın ihtimali azaldıkça, “volta atılabilecek alan” da genişledi. Genişledikçe de, şehirlerin aslında tecrit sürecinde bile uyumadıkları ortaya çıktı. Nitekim, duvar resimleri yapan sokak sanatçıları, tecrit döneminde halkın yaşadığı sıkıntıları, düşüncelerini güzel bir şekilde şehirlerin duvarlarına resmetmişler.

Kuşkusuz en ünlüsü Banksy... Hemşire ve sağlık çalışanlarını onurlandırmak amacıyla İngiltere’de yapmış olduğu o muhteşem eser... Hollanda’nın Amsterdam kentinde ise Fake, yüzüne, Superman logolu maske takmış bir hemşireyi resmetmiş. John d’Oh ise, tecrit arifesinde yaşanan tuvalet kağıdı krizini mizah dolu bir şekilde ifade etmiş.

Bundan 30 yıl sonra torunlarımız, yeni nesil koronavirüs sırasında yaşadıklarımızı ve ruh halimizle ilgili belleğimizde kalanları anlattığımızda muhtemelen inanmakta zorlanacaklar. Ancak şimdiki zamanda, Brezilya Cumhurbaşkanı Jair Bolsonaro’nun sıra dışı politikasının dünya tarafından nasıl algılandığını, Aira Ocrespo’nun güzel resimleri harika bir şekilde ifade ediyor.

Kitaplarda yer almasa bile, Eme Freethinker, Berlin sokaklarındaki
bazı duvarlara siyasetten toplumsal olaylara, tecrit sırasında halkın öfkesini, isyanını ve sevinçlerini çok güzel yansıtmayı başardı.

Anlayacağınız, evimizde Kovid-19’dan korunmaya çalışırken, sokaklar uyumamış, sanatçılar da o anları es geçmemişler. Tecrit sürecinin sona ermesiyle sokakları yeniden keşfettik. Zevkine yeniden vardık. O sanatçıların da katkısıyla elbette...

AB’de geleceğin 5 sektörü

Kovid-19 salgınına ilişkin tedbirlerin hafifletilmesinin ardından ekonomisini yeniden canlandırmanın yollarını arayan Avrupa Birliği (AB), gelecek vaat eden yeni sektörleri tanımladı. Bu çerçevede yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık vermeyi hedefleyen AB, geleneksel rüzgar ve güneş enerjisinin yanı sıra, hidrojenden enerji elde etmeye de ağırlık vermeyi hedefliyor. Bununla birlikte biyogaza da öne vermeyi düşünen AB, hem temiz enerji kaynakları hem de enerji bağımsızlığı konusunda kararlı.

AB açısından önem taşıyan bir diğer sektör ise tarım. Bugüne kadar hava şartları veya maliyet nedeniyle birçok tarım ürününü ithal eden Brüksel, artık tarımda da üretim çeşitliliğini artırmayı hedefliyor. Ayrıca “karbondioksit izi” vergisi getirecek olan AB, uzak yerlerden yapılacak ithalatları da bu sayede engellemiş olacak. 

Meta veriler ve bilgi otoyolları da, AB’nin yatırım yağacağı bir diğer alan. AB’nin savunma bütçesi, beklendiği üzere olağanüstü tırpanlandı. Buna karşın meta veri ve bilgi otoyolları konusunda AB ciddi yatırımlarda bulunacak. Yapay zeka ve sağlık sektörü alanı da AB’nin öncelikli yatırım alanları arasında. 

AB’ye aday ve komşu olan Türkiye, birliğin sadece tedarik zincirine değil, değer zincirine de katkı yapması gerekiyor.  Bu, Türkiye’nin hem ekonomisini canlandırma hem istihdam sağlama hem de cari açığını kapatması için önemli. 

Sağlık çalışanlarında ‘Rambo sendromu’ riski

Avrupa ülkelerinde sağlık çalışanları, son dönemde olağanüstü bir çaba içerisine girdiler. Batı Avrupa ülkeleri ani krizlere veya felaketlere “ruhen hazırlıklı” olmadıklarından, bu ülkelerin sağlık çalışanlarının büyük bölümü de, yeni nesil koronavirüs (Kovid-19) salgınının başlamasıyla birlikte hastanelere hasta akını yaşanmasıyla ciddi şekilde şaşkına döndü.

İtalya ve İspanya gibi imkanların kısıtlı olduğu ülkelerde yaşanan hasta yoğunluğu, yoğun bakım ünitelerinin yetersizliği ve zaman zaman tedavi konusunda yaşanan çaresizlik, sağlık çalışanlarını olumsuz yönde etkiledi. Sağlık emekçileri, kendi emekleriyle ayakta kalma ve çözüm yaratma çabasına girerken,
halk da, sağlık çalışanlarına moral vermek amacıyla onları adeta kahramanlaştırdı.

Kovid-19’a karşı verilen savaşta, hemşireler ve doktorlar adeta halkın “yeni Ramboları” oldu. Her akşam saat 20’de onların çabalarını hatırlamak amacıyla çalınan müzikler, toplu alkışlar ve gösteriler de sağlık çalışanlarını kahramanlaştırma sürecinin önemli bir parçasıydı. Hatta sağlık çalışanlarının markette müşteri kuyruğuna girmeden sadece kimliklerini ibraz ederek sıranın en önüne geçmelerini sağlayan toplumsal bir imtiyaz da sağlandı.

Avrupa kıtasında hayatın normale dönmesiyle birlikte uzmanlar, Avrupa’daki sağlık çalışanlarının duygusal tükenmişlik sendromu veya kısa adı “PTSD” olan travma sonrası stres bozukluğu sorunu ile karşı karşıya kalabilecekleri konusunda uyarıyorlar. Zira en çok merak edilen konu,
“Kısa süre de olsa kahraman muamelesi gören sağlık çalışanları, hayatın normale dönmesiyle birlikte sıradan bir yaşantıya alışabilecek mi?” yönünde... Çünkü uzmanların uyarılarına rağmen AB üyesi ülke hükümetleri, mesailerinin büyükçe bir bölümünü ekonomiyi kurtarma konusuna ayırmayı tercih ediyor... 

 

 

Milliyet'te Günün Özeti (11 Temmuz 2020)İşte Türkiye'de ve dünyada gündemin öne çıkan başlıkları...

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber