Geri Dön
DünyaTürkiye basında kısmi özgürlüğünü de yitirdi

Türkiye basında kısmi özgürlüğünü de yitirdi

Washington merkezli Freedom House’un 2014 raporunda Türkiye ilk kez ‘kısmen özgür’ ülkeden ‘özgür olmayan’ ülke kategorisine girdi. 134’üncü sıraya düşen Türkiye, Avrupa’daki ‘özgür olmayan’ tek ülke

Türkiye basında kısmi özgürlüğünü de yitirdi

Demokrasinin geliştirilmesi adına kampanyalar düzenleyen Washington merkezli sivil toplum kuruluşu Freedom House, 2014 Dünya Basın Özgürlüğü Raporu’nu yayımladı. Son 10 yıldır dünyada basın özgürlüğünün en düşük seviyeye indiğini belirten raporda Türkiye ilk defa ‘özgür olmayan’ ülke kategorisine geçti. Türkiye önceki yıllarda ‘kısmen özgür’ ülke kategorisinde yer almıştı. Geçen yılki raporda 120’nci sırada bulunan Türkiye, 2014 raporunda 134’üncü sıraya düştü. Basın özgürlüğünün en yüksek olduğu Avrupa’da sadece Türkiye özgür olmayan ülke kategorisinde yer aldı.

En büyük gerileme
Raporda, en büyük düşüşün Türkiye, Mısır, Libya, Ürdün, Ukrayna, Doğu Afrika ve ABD’de görüldüğü aktarıldı. En olumlu gelişmelerin ise Afrika’daki Sahara Çölü’nün güneyindeki ülkelerde görüldüğü belirtildi. Raporda yer alan 197 ülkenin sadece yüzde 14’ünde basın özgür kategorisine girerken yüzde 44’ü özgür değil, yüzde 42’si ise kısmen özgür.
Avrupa’da en büyük gerilemeyi kaydeden Türkiye geçen yıl 56 puana sahipken bu yıl 62 puan alarak özgür olmayan sınıflandırmasına girdi. Anayasanın güvenceye aldığı basın ve ifade özgürlüğünün çok az uygulandığı vurgulanırken ceza kanunundaki kısıtlayıcı maddeler ile terörizmle mücadele kanunu tarafından iyice kısıtlandığı belirtildi. Türkiye’nin 2013’ün en büyük gazeteci hapishanelerinden biri olarak kalmaya devam ettiği aktarılan raporda, Gazetecileri Koruma Komitesi’ne göre 1 Aralık itibariyle hapishanede 40 gazetecinin olduğu ifade edildi. Geçtiğimiz mayıs ayında patlak veren Gezi eylemleri sırasında gazetecilerin saldırıya uğradığı, onlarcasının kovulduğu ya da istifa etmek zorunda bırakıldığı belirtildi. Hükümet ve PKK arasında yürütülen görüşmeler ya da hükümet ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın adının karıştığı yolsuzluk skandalıyla ilgili haber yapan gazetecilerin görevden alındığı aktarıldı.
Gazetecilerin kovulmasının hükümet ve medya sahipleri arasındaki yakın ilişkilere işaret ettiği belirtilirken bunun da gazeteciler üzerinde resmi ya da resmi olmayan baskı yarattığına değinildi. Basın özgürlüğünün dünya genelinde düşmesine örnek verilen görev başındaki gazetecilere saldırılar ve içeriğin medya patronları aracılığıyla kontrol edilmesi gibi unsurların Türkiye’de de görüldüğü aktarıldı.

Rusya ve Çin ‘baskıcı’
Dünya genelinde düşüş görülmesinin sebeplerinin başında hükümetlerin gazetecilere baskı uygulamaya çalışması gösterildi. Hükümetin bu baskıyı artırmak için kullandığı yöntemler arasında ise yabancı gazetecilere kısıtlamalar getirilmesi, online haber merkezleri ve sosyal medya üzerinde baskı oluşturulması var.
Olumlu gelişmelerin kaydedilmesini sağlayan unsurlar ise özel şirketlerin televizyon ve radyoları yönetme kabiliyetinin artması, online medya, sosyal medya ve uluslararası medya aracılığıyla farklı görüşlere yer verilmesi, basın için getirilen yasal korumalara saygı gösterilmesi verildi. Rusya ve Çin medya üzerinde baskı uygulamaya devam ederken basın özgürlüğü açısından en son sırada yer alan ülkeler Belarus, Küba, Ekvator Ginesi, Eritre, İran, Kuzey Kore, Türkmenistan ve Özbekistan var.

CPJ mektubuna yanıt bekliyor
Merkezi ABD’nin New York kentinde bulunan Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) Türkiye’de bazı yayın organlarında yer alan iddialara yönelik bir açıklama yayınladı. CPJ’nin iddia edildiği gibi hapishanede sadece 15 gazeteci olduğuna dair bir raporu olmadığı ortaya kondu. CPJ’nin böyle bir bildiri yayınlamadığı açıklandı. Yapılan açıklamada ayrıca Başbakan Erdoğan’dan 9 Nisan’da kendisine yazılan ve Türkiye’deki basın karşıtı politikalar ile sansüre değinilen mektuba cevap vermesi istendi. Örgütün son raporunda Türkiye’den 40 gazetecinin hapiste olduğuna yer verildiği vurgulandı.

Türkiye basında kısmi özgürlüğünü de yitirdi

%97
Basın üzerinde en yoğun kısıtlamanın görüldüğü bölge, yüzde 97’sinde basının özgür olmadığı Avrasya.

%2
Latin Amerika ve Ortadoğu’da halkın sadece yüzde 2’si basının özgür olduğu bir ülkede yaşıyor.

7’de 1
Sadece her yedi insandan birinin yaşadığı ülkede basın özgür.

Washington’dan Türkiye’ye ‘terör tanımı’ eleştirisi
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yayınladığı 2013 Terörizm Raporu’nda daha çok PKK gibi iç tehditlere odaklanan Türkiye’nin uluslararası terörle mücadelede zayıf kaldığı belirtildi. Her yıl yayınlanan raporda, Türkiye terörle mücadelede ABD’nin uzun süredir işbirliği yaptığı bir ‘ortak’ olarak tanımlandı. Geçmişte PKK’yla mücadele alanında iki ülke arasında işbirliği yapıldığı, artık ‘çözüm süreci’ ile birlikte çatışmaların azaldığına dikkat çekildi.
Türkiye’nin Suriye’deki iç savaş ve Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) ve El Nusra gibi örgütler nedeniyle yeni terör tehdidine maruz kaldığı ifade edildi. Raporda yabancı savaşçıların Türkiye’yi transit ülke olarak kullandığı bildirildi.
ABD’nin terörle mücadelede Türkiye’ye getirdiği en önemli eleştiri, yasama alanında oldu. Raporda, Türkiye’de yürürlükte olan terörle mücadele yasasının daha çok PKK gibi iç tehditlere odaklandığı, uluslararası terörle mücadelede ise zayıf kalındığı vurgulandı. Buna neden olarak da, Türkiye’de terör tanımının yalnızca “Türk devleti ve Türk vatandaşlarını hedef alan suçlar” gibi dar kapsamda tutulması gösterildi. Raporda bu terör tanımlamasının küresel terör şebekelerine karşı operasyonel ve hukuki işbirliğine engel olduğu belirtildi. Siyasetçi, gazeteci ve eylemcilerin aralarında bulunduğu binlerce kişinin hala muğlak bir terörle mücadele yasası kapsamında gözaltında tutulması ve soruşturmaya hedef olması nedeniyle de eleştiri getirildi.

Reyhanlı en kanlı saldırı
ABD Dışişleri Bakanlığı raporunda Türkiye’de 2013 yılında 20 kadar terör eylemi düzenlendiği, bunlardan özellikle 5’inin dikkat çektiği belirtildi. Bu eylemler arasında 1 Şubat 2013’te DHKP/C’nin Ankara’daki ABD Büyükelçiliği’nin giriş kapısında düzenlediği 1 güvenlik görevlisinin öldüğü bombalı intihar eylemi bulunuyor. Bir diğer eylem, 11 Şubat’ta Cilvegözü Sınır Kapısı’nda bomba yüklü bir aracın 13 kişinin ölümüne yol açması oldu. Bu olaydan Esad rejimi adına hareket eden Suriye Direnişi örgütünün Türk asıllı lideri Mihraç Ural sorumlu tutuldu. Rapor, 11 Mayıs’ta Reyhanlı’da iki bomba yüklü araçla düzenlenen ve 52 kişinin öldüğü olayı, Türkiye’nin “modern tarihindeki en kanlı saldırı” diye niteledi. Türk yetkililerin bu saldırıdan da Ural’ı sorumlu tuttuğu ifade edildi.

‘Bilgi paylaşımı kısıtlı’
ABD’nin raporunda polisin soruşturmalarla ilgili olarak Amerikalı yetkilileri yeterli bilgilendirmemesi eleştirildi. 2011’de Türk Emniyeti’nin bir El Kaide hücresine baskın yaparak 15 kişiyi gözaltına aldığı olay gibi, 1 Şubat 2013’te Amerikan Büyükelçiliği’ni hedef alan bombalı saldırıda da Amerikalı yetkililere kısıtlı bilgi sağlandığı hatırlatılan raporda bu uygulamaya neden olarak, Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesindeki hukuki yorumlama gösterildi.

Facebook'un ismi 'Meta' olduFacebook'un kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Mark Zuckerberg, şirketin isminin Meta olarak değiştirileceğini duyurdu. Zuckerberg, "Şu andan itibaren, Facebook değil, metaverse öncelikli olacağız." değerlendirmesinde bulundu.
bu haberleri kaçırma

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler