Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Münih 1916’da başarılı bir mühendislik şirketinin kuruluşuna ev sahipliği ediyordu. Şirket uçak motorları üretecek ve Avrupa’yı göklerin lideri yapmak için ilklere ve enlere imza atacaktı. İlerleyen günlerde, Bayerische Motoren Werke yani Türkçesiyle Bavyera Motor Fabrikaları diye tanınan BMW uçak motorları üreterek güçlendirdiği varlığını tek bir anlaşma yüzünden sonlandırmakla yüzleşmek zorunda kalacaktı. Üstelik BMW’den uçak motoru üretmeyi durdurmasını isteyenler, uçaklarına BMW markalı motorlar takmak isterken… Dünyanın en iyisi olduğunuzu düşündüğünüz bir konu oldu mu? Bazı insanlar için bunu düşünmeye gerek yoktur. Çünkü onların başarıları zaten herkes tarafından bilinen bir boyuttadır. BMW de 1900’lerin başında tam da öyleydi. Bugün onu tanıdığımız gibi araba üretmiyor, hatta bunu aklının ucundan bile geçirmiyordu. Ona göre arabadan daha büyük bir iş vardı. Gökyüzünde hâkimiyet kurmak isteyenler yönünü uçak ve uçak motoru üretmeye dikmişti. Öyle ki bir uçak üretmek, motorunu üretmekten çok daha kolay ve hızlı ilerliyordu. Ne olursa olsun uçak motorsuz, motor uçaksız gökyüzüyle buluşamazdı. O dönemler BMW bunun farkında ve uçak motoru üretmek konusunda söz sahibi olma noktasındaydı. Ancak büyük hayalleri büyük güçler üreten pervanelerle buluşturan BMW’nin kaderi beklenmedik şekilde değişecekti. Ya yok olacak ya da pervaneyi kaputa kuvveti 4 tekere taşıyacaktı!

DÜNYANIN EN İYİSİNİ ÖNCE KAPATIP SONRA MÜŞTERİSİ OLDULAR
BMW amblemindeki mavi renk gökyüzünü, beyaz renk ise markanın doğduğu Almanya'nın Bavyera eyaletinin bayrağını temsil ediyordu. Çünkü dünyanın en önemli uçak motoru üreticisi insanları gökyüzüyle buluşturan o gücü ellerinde tutuyordu. Üstelik logoda renklerin dizilimine dikkatli bakıldığında dönmekte olan bir pervanenin görünümü insanın aklında canlanıyordu. 1916’da kurulduğu ilk günden beri Alman uçaklarına ve II. Dünya Savaşı sırasında ürettiği yüksek performanslı uçak motorlarını Sovyetler Birliği (SSCB), Türkiye, Japonya, Çin, Macaristan gibi pek çok ülkeye doğrudan satmış ya da bu ülkelerde lisanslı olarak üretilmesini sağlamıştı. Asya ve Avrupa’da söz sahibi olan bu üretici için, 1930'ların sonlarında standart büyüklükteki bir uçak motorunun üretim maliyeti ortalama 200 bin dolardı. BMW’nin büyümesi ve kazancı öyle tek tek motor satarak da sağlanmıyordu. İstikrar, büyümek için olmazsa olmaz bir faktördü. BMW de asıl büyük ciroyu kitlesel üretim hacminden yakalamıştı. II. Dünya Savaşı boyunca sadece tek bir modelden (BMW 801) 61 bin adetten fazla üretmeyi başarmış ve bu da şirketin finansal büyümesini sağlamıştı. Artık ürettiği motorlar gibi şirket de çok daha güçlüydü. Yıldırılamaz bir mühendislik dehası insanlığı göklere taşımıştı. Öyle ki BMW için de istikbal zaten göklerdeydi.
BMW’nin baş mühendisi Max Friz, yüksek irtifalarda güç kaybetmeyen devrimsel bir motor tasarlayarak işe başlamıştı. Bu devrim niteliğinde bir icattı ve sıralı 6 silindirli bu su soğutmalı motora BMW IIIa adı verilmişti. Tarihe geçecek mühendislik ürünü, BMW’nin ilk üretimiydi. Bu motor 1917'nin sonlarında test edilip 1918'in başlarında seri üretime geçtikten sonra dönemin en gelişmiş Alman avcı uçaklarına takılmıştı. Dünya savaşları görecek, dünyaları geçecek bu motorlar ilk olarak Fokker D.VII’lere ve sonra LFG Roland D.VIb’e takılmıştı. Şirketin temellerinde askeri uçakların gücünü üretmek yatıyordu. Yani doğasında her türlü zorlukla savaşmak en başından beri vardı. Bu da gelecek 30 yılda yaşanacak mücadeleler için yetmişti. Herkesin bittiği yerde BMW, daha yeni başlıyordu!

TEK ÇARE FABRİKALARI KAPATMAK MI? 2 KANATTAN 4 TEKERE!
Gökyüzüne bakarak dünya genelinde sivil ve askeri toplamda 120 binden fazla uçak motorunun aktif olduğunu düşünün. Dünyayı döndürdüğünü söyleyebiliriz. Yollara baktığınızda ise yaklaşık 1.6 milyar araba görürsünüz. Elbette uçak motorundan daha fazla araba üretiliyor. Bir uçak motorunun ortalama değeri 3 milyon dolardır. BMW markalı bir arabanın ortalama değeri ise 65 bin dolar civarıdır. 1.6 milyardan fazla aracın bulunduğu dünyada ise her bin binek arabadan yaklaşık 25 tanesi BMW'dir. Yani dünya genelindeki otomobillerin yaklaşık yüzde 2.5'ini BMW oluşturur. Hal böyle olunca araba üretmek, uçak üretmekten daha fazla ve hızlı kazandırabiliyordu. Parası olan birileri uçak motoru almaz ama bir BMW arabası almak ister. BMW de bunu görmüş olacak ki II. Dünya Savaşı’ndan sonra imzalanan Versay Anlaşması’ndan sonra batış yerine ‘yeniden doğuşu’ seçmişti. BMW’nin hikâyesi yeni değil yeniden başlıyordu. BMW, I. Dünya Savaşı bittiğinde İtilaf Devletleri’ne karşı kaybeden taraftaydı. ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya, Almanlarla masaya imza atmak için oturduğunda en önemli madde 231’inci sıradakiydi. Bu bir ‘Savaş Suçu Maddesi’ydi, yani savaşın tüm sorumluluğunu ve yıkımını Almanya ile müttefiklerine yüklüyordu. 28 Haziran 1919’da imzalar atıldığında Versay Antlaşması Almanya'nın uçak ve uçak motoru üretmesi tamamen yasaklamıştı. Ancak kısa bir sürede havacılık sektöründe büyük bir söz sahibi olan BMW’nin hikâyesi burada böyle bitemezdi.

Versay'ın Almanya'ya yüklediği aşırı ağır ekonomik ve psikolojik yük, Alman halkında büyük bir gurur kırıklığına ve ekonomik çöküşe yol açıyordu. Bu onlar için katlanılmaz bir yüktü. Bu öfke ortamı, 1930'larda Adolf Hitler'in ve Nazizmin yükselişine zemin hazırlayarak doğrudan II. Dünya Savaşı'nın çıkış nedeni olacaktı. BMW savaşla doğmuş, savaşla büyüyordu. Bir sonu olacaksa bu da savaşla olacaktı. Ancak sonu konuşmak için henüz çok erkendi. BMW, I. Dünya Savaşı sırasında harika uçak motorları üretirken 1919’dan itibaren batmamak için tencere, tava, tarım aletleri ve ardından motosiklet ile otomobil üretmeye yönelmişti. 1930'larda Nazi yönetiminin Almanya'da gücü ele geçirmesi ve Versay Antlaşması'nı tanımadığını ilan edip yeniden silahlanmaya başlamasıyla, BMW asıl kökeni olan havacılığa geri çağrılmıştı. 7’sinde neyse 70’inde de oydu. Bu nedenle bu dönüş BMW için hiç de zor olmamıştı. Savaş boyunca BMW, Alman Hava Kuvvetleri için 30 binden fazla askeri uçak motoru ve hatta dünyanın ilk jet motorlarından biri olan BMW 003'ü üretmeyi başardı. Savaş sırasında araba üretimi tamamen durdurulmuş ve fabrikalar sadece uçak motorlarına odaklanmıştı. BMW, uçak motoru üretmeyi kalıcı ve kesin olarak 1945’te, II. Dünya Savaşı'nın bitimiyle bıraktı. 1945'te Almanya savaşı kaybedip Müttefik Devletler tarafından işgal edilince, BMW'nin uçak motoru üreten ana fabrikaları bombalanmıştı. Artık paramparçaydı. Kazanan devletler BMW’nin askeri veya sivil hiçbir şekilde uçak motoru üretmesine bir daha izin vermedi. 1940'ların sonundan itibaren küllerinden yeniden doğan BMW, motosiklet ve bugün hayalleri süsleyen lüks otomobillere odaklanma kararı aldı. BMW bugün asfaltın gözde otomobillerini, motor sporlarının şampiyonlarını ve pek çok kişinin hayallerinin doğuşunu sağlıyor. Formula 1 ve Superbike başta olmak üzere pek çok önemli yarışta finişi ilk gören BMW olmayı başarmıştı.
Ne olursa olsun göklerin büyükleri yerde de büyüktü. Hem de ona hayallerini yasakladıkları her hamleye rağmen! 1990'larda Rolls-Royce ile kısa süreli bir uçak motoru ortaklığı bile denemişlerdi. Hatta yasaklarla dolu dönemde kendilerine uçak motoru üretmeyi yasaklayan ABD’nin en büyük markalarından biri olan ve havacılığın 2 yıldızından biri olan Boeing, üretilen tüm 717 modeli için BMW ve Rolls-Royce’un ortak üretimi olan BR715 motorları seçmişti. BR715, BMW’nin yıllarca içinde kalan uçak motoru üretme hayalini son kez gerçekleştirdiği andı. Ancak bu motor da uzun süre üretilmeye devam etmedi tıpkı sadece 156 tane üretilen Boeing 717 gibi…