Geri Dön

Yeni soğuk savaş ve yapay zekâ

Yeni nesil koronavirüs (Kovid-19) krizinin ortaya çıkmasıyla birlikte Batı dünyası ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında yaşanan gerilim de iyice kızıştı. Bu çerçevede, Washington ile Pekin yönetimi arasında geçtiğimiz yıllarda başlayan, Donald Trump’ın ABD Başkanı seçilmesiyle ivmelenen ekonomik ve ticari rekabet, Kovid-19 kriziyle başka boyutlara taşınacak gibi görünüyor.

Yeni soğuk savaş ve yapay zekâ
GÜLDENER SONUMUT

 

Hatırlanacağı üzere Soğuk Savaş döneminde ABD ve NATO müttefikleri ile Sovyetler Birliği arasında yaşanan rekabet siyasi, sosyal ve ekonomik alanda iki farklı modele dayalıydı. NATO’ya karşı Varşova Paktı’nı kuran Sovyetler Birliği, Batı dünyasıyla rekabeti her alanda sürdürmeye çalıştı. Batı, Sovyetler Birliği’ni, serbest pazar ekonomisinin sağladığı mali gücün fizik alandaki Ar-Ge çalışmalarının finansmanında kullanılması sayesinde yakaladığı teknolojik üstünlükle yendi. Soğuk savaş döneminde rekabet savaş uçakları, tank, füze, uzay mekiği ve kitle imha silahları üzerinden ilerliyordu. Burada biraz kimya, ama ağırlıklı olarak fizik dalında sağlanan kazanımlar farkı yaratmıştı.

Bugünün yeni  rekabeti

Günümüzdeki “yeni Soğuk Savaş”ta ise müttefikler ile Çin arasındaki rekabetin fizik dalında değil, yapay zeka alanında yaşanması bekleniyor.

Çin, yapay zeka konusunda ABD’den tabiri caizse birkaç parmak ileride. ABD’de Kasım ayında yapılacak başkanlık seçimi öncesinde bir ara Demokratlar’ın aday adayı olan Andrew Young’ın, Çin’in yapay zeka alanında Amerika’yı solladığına ilişkin yapmış olduğu uyarılar da yersiz değil. ABD’nin Yapay Zeka Ulusal Güvenlik Komisyonu’nun Aralık 2019 ve Nisan 2020 tarihli raporlarında, ABD ve müttefiklerinin, yapay zeka konusunda Çin’in gerisine düştüğünün ısrarla altı çiziliyor.

Çin’in elindeki meta verilerin yarattığı güvenlik endişesini bir kenara koyarsak, ABD’de bu veriler, Google, Amazon, Facebook ve Apple (GAFA) gibi şirketlerin elinde. Avrupa Birliği’nin (AB) kişisel verilerin korunması yönündeki yasal düzenlemeleri, evrensel boyutu sayesinde GAFA’lar ile üçüncü ülkelere yaptırım uygulama imkanı tanıyor.

ABD ve müttefikleri, tıpkı Soğuk Savaş döneminde fizik alanında yaptıkları gibi, yapay zekaya ilişkin Çin’le girecekleri rekabetle eksikliklerini telafi edebilecek. Tabii yeni Soğuk Savaş’ta da Çin’in, dönemin Sovyetler Birliği ile benzerliği yok değil. Çin’in de tek parti sistemiyle yönetilen bir ülke olması, ülkenin ekonomik gücüne rağmen yaşadığı sorunların giderilmesine engel teşkil edecektir.

Müttefiklerde ise, yapısal sorunlara rağmen demokratik ortam ve kolektif zeka sayesinde sorunların üstesinden gelecek imkan ve kabiliyet var. Ayrıca Avrupa ile ABD, çekiciliklerini hiç yitirmedi. Zira kendi alanında çok başarı olan bir bilim insanı, kariyerini Çin’de değil, ABD veya Avrupa ülkelerinde sürdürme seçeneğine sahip olacak. 

Sonuç olarak ABD ve Avrupalı müttefiklerle Çin arasında yaşanacak ayrışma sürecinde, yapay zeka konusundaki kazanımlar belirleyici olacak. Müttefiklerin o bölgede Avustralya, Tayvan, Güney Kore gibi önemli partnerleri bulunuyor. Çin ise Kovid-19 krizinden bu yana Batı dünyasına yönelik tavrından ödün vermeyerek, bu yarışta geçici teknolojik üstünlüğüyle lider konumunu sürdürebileceğini düşünüyor. Ama ABD ve Avrupa’nın demokratik üstünlüğünü göz ardı ediyor.

Krize en dayanıklı araç bisiklet

Kovid-19 salgını, bir kez daha bisikletin krizlere en dayanıklı ulaşım aracı olduğunu ortaya koydu. Avrupa’da neredeyse 250 milyon insanın tecrit edildiği bir dönemde, salgın dolayısıyla toplu taşıma araçlarına karşı oluşan güvensizlik bir kez daha bisikletin yıldızını parlattı.  Avrupa Birliği ülkelerinin çoğunda tecrit dönemi, yeni bisiklet yolları geliştirmekle geçti. Paris Belediyesi 50 kilometrelik bisiklet yolu düzenledi. Brüksel Belediyesi de var olan bisiklet yollarına 20 km daha ekledi. Üstelik şehir içinde motorlu araçların hızını 20 kim/s ile sınırladı. Tecritin sona ermesiyle birlikte bisiklet mağazalarının önünde ciddi kuyruklar oluştu. Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana bisiklet her krizde hayatımıza biraz daha girdi. Bu krizde de en dayanıklı ve sürdürülebilir ulaşım aracı olduğunu gösterdi.

Sinema ve dizi dünyası da krizde

Avrupa sineması dört gözle aşının bulunmasını bekliyor. Kovid-19’dan dolayı dizi ve film çekimleri askıya alındı. Yapımcılar tecrit kuralları, çekimler esnasında uygulanması gereken  yeni düzenlemeler ve sosyal mesafe konusunda sıkıntılar yaşıyor.

Dizi ve film çekimlerinde sosyal mesafeye uyulması zor. Bu yüzden de sigorta şirketleri dizi ve film çekimlerini sigortalamak istemiyor. Çekimlerde 10’dan fazla insanın bulunmasına izin verilmemesi de ayrı bir sorun teşkil ediyor. Teknoloji ile  sorunun üstesinden gelinemiyor. Yüzlerce figüranla gösteri veya savaş sahnelerinin nasıl çekileceği bilinmiyor. Aşı bulunana kadar da “Rüzgar gibi geçti” filminde yer alan Clark Gable ile Vivien Leigh arasındaki o masum öpüşme sahnesi veya modern sinema tarihinin önemli bir yapıtı olan “Titanic”de yer alan Leonardo DiCaprio ile Kate Winslet arasındaki romantik öpüşme sahnelerinin yenilerine uzun süre yer verilmeyecek gibi görünüyor.

Avrupa’nın önde gelen sanatçıları ve yapımcıları, gözlerini AB kurumlarına çevirmiş durumda. AB kurumları da mali destek konusunda yardımda bulunacaklarının ipucunu verdi ancak kalıcı çözüm için “aşı”yı işaret ettiler.

Milliyet'te Haftanın Özeti (29 Mayıs 2020)İşte Türkiye ve dünyada bu haftanın öne çıkan başlıkları...

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber