Dünyanın en büyük 8 ekonomik krizi

Ekonomik kriz sürekli daha kötüye giden ekonominin, fren mekanizmalarının da işe yaramaması sonucu uçuruma yuvarlanmasıdır. Fakat ekonomik krizler ayrıca daha farklı fırsatların da ortaya çıktığı dönemler de olabiliyor. Öyleyse dünya çapında yaşanan en büyük ekonomik krizlere göz atalım.

Dünyanın en büyük 8 ekonomik krizi

1. İsveç Ekonomik Krizi (1990-1994)

1. İsveç Ekonomik Krizi (1990-1994)

1985'te İsveç, kredi pazarında devlet denetimi şartını kaldırdı ve ticari emlak spakülasyon balonu patlak verdi. 1990-1994 yılları arasında emlak balonu patladı ve aralarında İsveç'in en büyük bankasının da bulunduğu bankacılık sektörünün yüzde 90'ı dev kayıplar yaşadı.

İsveç Hükümeti bankalara mali destek vererek krizin önüne geçmeye çalıştı, iki bankayı kamulaştırdı ve bankalara kredi sağlayan kurumlara garanti temin etti.

Fakat bu sebeple bankalar daha büyük zarar gördü. Hükümet, 9.9 milyar dolar değerindeki sorunlu aktifleri üzerine aldı ve kar payı hissesindeki kayıplar ve kamulaştırılan bankalardan varlıkların yeniden satışı ile tazmin sağladı. Hisse sahiplerinin eli boş kaldı fakat vergi mükellefleri borçları ödemekle yükümlü olmadı.

2. ABD Kredi ve Tasarruf Mevduatı Krizi (1986-1989)

2. ABD Kredi ve Tasarruf Mevduatı Krizi (1986-1989)

ABD Kredi ve Tasarruf Mevduatı Krizi 160.1 milyara, 747 ABD tasarruf mevduatı ve kredi kurumunun batmasına sebep oldu.

ABD Hükümeti, uzun vadeli ve sabit oranlı ipotek senetlerini finanse edebilmek için kısa vadeli teminatlarla fonlanan kredi ve tasarruf mevduatlarını topladı. Kısa vadeli faiz oranları yükseldiğinde kredi ve tasarruf mevduatları, uzun vadeli ipotek senetleri üzerinde değer kaybetmeye başlıyordu. Bu sebeple negatif ipotek senedi faizi ortaya çıktı.

Kredi ve tasarruf mevduatı sektörü, bankaların teminatlarıyla ödeyebileceği faiz oranını kısıtlayan düzenlemenin konusuydu. Faiz masraflarını kontrol altına almak için kredi ve tasarruf mevduatları, 10 ila 20 yıl sabit oranlı ipotek senetlerinden faiz geliri elde edebilmek için tasarruf sahiplerinin fonlarını ev satın alan kişilere kaynak yaratabilmek amaçlı kullandı.

Faiz oranlarındaki kısıtlamalar, piyasa fiyatının altında orana sahip kredi ve tasarruf mevduatlarını işini çinden çıkılamaz hale getirdi. 

Dönemin ABD Merkez Bankası FED başkanı Paul Volcker, 1980'li yılların başında stagflasyonla mücadele için doların büyümesini kısıtlama kararı alınca faiz oranları sert yükseldi ve kredi ve tasarruf mevduatları çöktü.

ABD, 1989 tarihli Finansal Kurumlar Reform, Kurtarma ve İcra Yasası uyarınca tasarruf ve şirket güveni için iki yeni kurum kuruldu. Fannie Mae ve Freddie Mac gibi şirketlere de ipotek senedi ihtiyacı olan aileleri desteklemek için yetki verildi.

3. Britanya Northern Rock Kurtarma Paketi (2007)

3. Britanya Northern Rock Kurtarma Paketi (2007)

Northern Rock'ın kazançlı ipotek iş modeli, vergi sığınağı olan Manş Adaları'ndan Granite'de yer alıyordu. 

Granite, Down Sendromlu bireylerin faydalanması için kurulan hayır kurumu gibi görünse de 45 milyar sterlin değerindeki hiçbir varlığını bu amaç için kullanmadı. Granite'in tek amacı, menkul kıymetleştirme işlevi görmesiydi, varlığa dayalı menkul kıymetleri yatırımcılara satıyordu ve vadesi gelecek ipotek senetlerini yenileriyle değiştiriyordu.

Küresel likidite dönemi suyunu çekince Northern Rock para piyasası borçlarını ödeyemedi. Birleşik Krallık Merkez Bankası olan İngiltere Bankası'ndan acil finans yardımı talep etti.

Kurtarma talebi haberleri ortaya çıkınca müşteriler toplamda 1 milyar sterlini bankadan çekti ve Northern Rock'ın yüzde 5'lik varlığı bir anda buhar oldu. 17 Eylül'e kadar 2 milyar sterlin daha çekildi ve bankanın hisseleri yüzde 72 değer kaybetti.

Britanya HÜkümeti, Northern Rock teminatları için hükümet garantisi verse de bankadan sermaye çıkışlarının önüne geçilemedi. Ocak 2018'de Northern Rock, konut ipoteği portföyünü JP Morgan'a sattı ve satıştan elde edilen 2.2 milyar sterlinlik kazancı, İngiltere Bankası'ndan aldığı krediyi kapamak için kullandı.

Mart 2008'de yayınlanan raporda, Northern Rock Krizi sürecince hükümetin müdahalesinin yetersiz olduğu bilgisi paylaşıldı ve bankanın iflas etmesinden banka yönetimi sotumlu tutuldu.

4. Hollanda Lale Çılgınlığı (1637)

4. Hollanda Lale Çılgınlığı (1637)

Kayıtlara geçen ilk ekonomik krizin parasal mal, mülk ya da şirketlerle bir ilgisi yoktu. Kayıtlara geçen ilk ekonomik krizin sebebi lale soğanıydı. Lale soğanı 1500'lü yılların ortalarında Osmanlı Devleti'nden Hollanda'ya getirildi. Hollandalılar lale yetiştirmeyi bir tür statü sembolü olarak gördü.

Belli bir virüs tipinden etkilenen laleler daha farklı renk, koku ve desene sahip oluyordu. Bu şekilde ortaya çıkan yeni lale çeşitleri çok büyük ilgi gördü. Virüslü lalelerin çiçek vermesi zaman zaman 12 yıl kadar sürebiliyordu ve virüslü lalelerin satıldığı bir ticaret pazarı oluşturuldu.

Lale ticareti yapan çok sayıda kişi, lalelerin belirtilen süre sonunda çiçek açacağı garantisini kontratlarla teminat altına aldı. Profesyonel lale yetiştiricileri daha popüler laleler için daha çok para ödüyordu. Bazı lale türleri, çalışanların yıllık kazancına eş değerdi.

1630'larda lale ticareti ile beraber aniden zengin olan kişiler, lale piyasasının da sonunu getirdi. Hollanda Hükümeti, Lale Çılgınlığı'nı kontrol altına almak için laleyi konu alan vadeli iş sözleşmelerinin açığa satışını yasakladı. Bu sebeple her bir ticaret için daha düşük oranda ödeme yapılan resmi pazarlar ortaya çıktı.

Lale soğanı fiyatları 1637 yılının ilk aylarına kadar son derece yüksekti. Fakat lale soğanı ticareti yapanlar yüksek fiyattan ürün satacak alıcı bulamadıkları için lale soğanına olan talep çöktü ve fiyatlar inanılmaz oranlarda azaldı. 

Lale soğanı spekülatorleri, Hollanda Hükümeti'nden destek istedi. Hükümetse vadeli iş sözleşmelerinin yüzde 10'luk ücretle geçersiz kılınacağı kararını verdi. Çok sayıda vadeli iş sözleşmesi iptal edildi ve lale soğanı tüccarları ellerinde laleleri ile kalakaldı.

5. 1929 Wall Street iflası

5. 1929 Wall Street iflası

1920'li yıllarında sonunda yüzlerce yatırımcı, borsada spekülatif balon yarattı. Hisse satın almak isteyen birçok kişi 8.5 milyar dolarlık borçlara imza attı. O tarihte bu rakamdan daha az para dolaşımda bulunuyordu.

24 Ekim 1929'da piyasada fiyat düşürücü etkenler tetiklendi ve yatırımcılar büyük bir panikle borsalardaki tüm yatırımlarını topluca sattı ve 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'na benzin döktü.

Piyasada güvenin tekrar sağlanması için Rockefeller Ailesi ve büyük bankaların yöneticileri büyük çaplı hisse alımı yaptı. Fakat bu adım bile paniği durdurmadı. 24 Ekim haftasında piyasadaki değer kayıpları 30 milyar doları buldu. Bu rakam ABD'nin Birinci Dünya Savaşı'nda harcadığı rakamdan bile daha yüksekti.

Borsa çöktü, iş yerleri kapandı ve toplu iflaslar yaşandı. Dolara olan yüksek talep, faiz oranlarının yükselmesine sebep oldu.

Ekonomik krizle ilgili yürütülen soruşturmanın ardından ABD Kongresi, 1933 Bankacılık Kanunu olarak bilinen ve yatırım ve ticari bankalar arasındaki ayrımı şart koşan Glass -Steagall Act'i kabul etti. Bu yasanın panik satışlarını durduracağı düşünülse de 1987 yılında yeniden panik satışları yaşandı fakat 1929'daki kadar ciddi bir ekonomik kriz yaşanmadı.

6. 1997 Asya Ekonomik Krizi (1997-1999)

6. 1997 Asya Ekonomik Krizi (1997-1999)

Asya'daki ekonomik kriz öncesinde Güneydoğu Asya ülkeleri yatırımcılar için son derece cazip merkezlerdi. Güneydoğu Asya Uluslar Birliği ASEAN ülkelerinin kısa vadeli faiz oranları yabancı yatırımcılara son derece uygun oranlar sağlıyordu. Sermaye tüm bölgeye hücum etti.

Varlık değerleri yükseldi ve 1990'lı yılların başında büyüme oranları yüzde 12'lerin üzerine çıktı. Ekonomik uzmanları bu ülkelere ' Asya Kaplanları' ve 'Asya Ekonomi Mucizesi' gibi lakaplar taktı.

Aynı zamanda Tayland, GÜney Kore ve Endonezya'da bütçe açığı çok yüksek rakamlara ulaştı. Bahsi geçen ülkeler dışarıdan yüklü miktarda borç aldı ve faiz oranlarını sabit tutmak için çaba harcadı. Fakat bu davranış bahsi geçen ülkelerin yabancı piyasalardaki değişimlere karşı zayıf kalmasına yol açtı.

1990'ların başında yabancı yatırımcılar Asya'dan çekilmeye başladı ve yüksek faiz veren ABD'ye doğru yol aldı. Güneydoğu Asya ülkelerinin ihracat rakamları düşüktü ve ihracat rakamları 1996'nın başında daha da yavaşladı. İhracat pazarındaki tek etkili oyuncu Çin'di.

Önü alınamayan borç ekonomik krize yol açtı. Uluslararası yatırımcılar panikledi ve kredilerini geri çekti. Bölgeyi yabancı yatırımcılar için cazip hale getirmek isteyen ASEAN hükümetleri faiz oranlarını yükseltti ve yabancı rezervleri kullanan aşırı miktarda yerli para satın alındı. Bunun sonucu olarak hükümetlerin merkez bankalarının elinde olan yabancı rezervler tükenmeye başladı ve sermaye bölgeden kaçmayı sürdürdü.

1997'de Tayland Hükümeti para birimi olan bahtı piyasaya sürdü ve Asya Ekonomik Krizi patlak verdi. Bölge ülkelerinin para birimleri hızla değer kaybetti. Bölgedeki tüm ekonomi sektörleri çöktü, insanlar fakirleşti, borsada aşırı değer kayıpları yaşandı, siyasi istikrarsızlık ortaya çıktı ve radikal örgütlerin sayısında artış yaşandı.

Uluslararası Para Fonu IMF, bölgedeki ülkelerin borçlarını kapamaları için kurtarma paketleri oluşturdu. Kurtarma paketlerinin kapsamında hükümet harcamalarının kesilmesi, bankaların batması, faiz oranlarının yükseltilmesi ve daha şeffaf ekonomi anlayışı gibi faktörler yer aldı.

IMF'nin Asya Ekonomik Krizi'ndeki etkisi bugün bile tartışmalıdır. Bazı uzmanlar Asya Ekonomik Krizi sebebiyle ABD'deki emlak krizinin tetiklendiğini öne sürmektedir.

7. Rusya Ekonomik Krizi (1998)

7. Rusya Ekonomik Krizi (1998)

1993'te Rusya Hükümeti bütçe açığını kapamak için GKO olarak bilinen sıfır enflasyon kısa vadeli hazine bonoları fikrini hayata geçirdi. GKO'lar döviz borsalarında alınıp satılıyordu. Çoğunluğunu devletin elinde bulundurduğu GKO'ların 3'te biri de yüksek faiz cazibesi için yatırım yapan yabancı spekülatorlar tarafından fonlanıyordu. Hükümet, yeni GKO'ların satışından elde edilen kazançları, vadesi gelen senetlerin faizlerini ödemek için kullanıyordu. Sistem tipik bir saadet zinciri gibi işliyordu.

Haziran 1997'de sermaye artırmak isteyen hükümet GKO'daki faiz oranını yüzde 150 artırdı. 1998 yılının başında GKO faiz ödemeleri, hükümetin bütçesinin yarısından daha fazlasına eşit orandaydı. GKO'lar yerli bankaların ana bütçe kaynağı haline gelmişti.

Aynı sürede hükümetin çalışanlara olan ödenmemiş borcu 12.5 milyar dolar civarındaydı. GKO'lar sayesinde vergi gelirine kıyasla daha çok para kazanılıyordu. Yatırımcılar, Rusya Hükümeti'nin tüm parçaları bir araya koyarak Rus tahvilleri ve rubleyi satması sebebiyle güven kaybı yaşadı. Rusya Merkez Bankası rubleye istikrar kazandırmak için başarısız girişimlerde bulundu ve 27 milyar dolar rezervini harcadı.

Ağustos 1998'de Rusya piyasası çöktü. Yatırımcılar rublenin devalüasyo yaşayacağı endişesiyle panikledi ve Rusya piyasasını terk etti. Ekonomide kayıplar bir günde yüzde 65'e ulaştı. Çok sayıda büyük banka kapandı, enflasyon arttı ve orta sınıfın banka birikimleri buhar oldu.

Rusya Hükümeti sosyal ve belediye harcamalarını kesi. 1999 yılında uçuşa geçen petrol fiyatları sayesinde Rusya, ekomik krizin yaralarını hızlı sardı.

8. Arjantin Ekonomik Krizi (1999-2002)

8. Arjantin Ekonomik Krizi (1999-2002)

Arjantin, fiyat dalgalanmasının çok sık görüldüğü ülkelerden biri. 1980'li yıllarda Latin Amerika Krizi patlak verdi ve ithalat bağımlısı haline gelen Arjantin'de halk parasını dolar olarak tutmaya başladı.

Arjantin ayrıca yüksek enflasyon ve para birimi pasoya karşı duyulan güvensizlik sebebiyle ekonomik krizlerin ülkesi haline geldi. Arjantin Hükümeti, ülkenin endüstri altyapısını sürekli olarak bir kenara itti ve gereksiz harcamalar yaptı.

1980'li yıllarda Meksika, Brezilya ve Arjantinli ticaret partnerleri, Latin Amerika ülkelerine yayılan ekonomik krizle boğuşuyordu. Brezilya 1999'da devalüe oldu ve Arjantin'in ihracatı da Brezilya'nın durumundan etkilendi. Aynı zamanda dolar da yeniden değerlendi ve Arjantin pesosu değer kaybetti. 

1999'da Arjantin 3 yıl süreli resesyona girdi. Hükümet pesoyu devalüe etmedi ve dolara karşı önlem almadı. Kriz derinleşti.

Resesyon daha da derinleşti. Yatırımcılar dolar alabilmek için bankalara hücum etti ve bankalardan aldıkları dolarları yurt dışına tansfer etti. Hükümet bu furyanın önüne geçebilmek için ülkedeki herkesin banka hesabını dondurdu.

Arjantin'in büyük kentlerinde eylemler patlak verdi, çok sayıda ev ve iş yeri yakıldı, şiddet gösterileri başladı. 2001 yılında hükümet düştü. Nakit para olmadığı için insanlar mal karşılığı ürün alıp satmaya başladı. İş yerleri kapandı. İnsanlar zorluklara göğüs germek için geri dönüşüm amacıyla karton toplamaya başladı.

Hükümet krize karşı önlem almak için peso ve dolar arasında geçişken olabilecek üçüncü bir para birimi basmaya çalıştı fakat başaramadı. Daha sonra bankadaki tüm dolar birikimlerinin pesoya dönüştürülmesi zorunlu hale getirildi.

Peso bozdurma zorunluluğu pesonun değer kaybetmesine sebep oldu. İhracat daha rakebetçi hale getirildi. Vergi politikaları sıkılaştırıldı, sosyal yardımlar artırıldı, iş girişimleri desteklendi ve piyasalara dolar satıldı. Arjantin tarım ürünlerine duyulan küresel ihtiyaç sayesinde ülkede tarım ürünü arttı ve ihtiyaç fazlası kadar ürün üretildi. 

Arjantin günümüze bile yüksek enflasyon ve faiz oranlarıyla mücadele ediyor. Fotoğrafta bisikletçinin yanındaki duvarda "IMF Defol" yazıyor.

Instagram.com/mehmetcankmrc
twitter.com/mehmetcankmrc
YouTube.com/mehmetcankomurcu 

Bu makaleye ifade bırak