EgeAyşe’nin köy evi

Ayşe’nin köy evi

08.02.2026 - 00:00 | Son Güncellenme:

Tire’de bir köy evi. Kapısı açık, ocağı sıcak, sözü net. Şehirde ‘doğal’ etiketiyle pazarlanan birçok ürünün aksine, burada kelimeler değil emek konuşuyor. Ayşe Dibekçi Kaykılı’nın hikâyesi bir girişimcilik masalı değil; sabırla, inatla ve destekle büyüyen gerçek bir üretim hikâyesi

Ayşe’nin köy evi

NİHAN YARKENT İNCE - 2018 yılında doğan Ayşe’nin Köy Evi, güven üzerine kurulu bir marka. Bu hikâyede bireysel cesaret kadar, kırsalda üretimi ayakta tutan kamusal desteklerin de belirleyici bir rolü var. Özellikle Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kırsal kalkınma destekleri, bu yolculuğun görünmeyen ama en sağlam omurgasını oluşturuyor. Ayşe Dibekçi Kaykılı’yla, üretimin tam merkezinde yani Ayşe’nin Köy Evi’nde konuştuk.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

■ Bu hikâye nasıl başladı?

Biz aile olarak zaten üretimin içindeydik. Toprağın ne demek olduğunu biliyorduk. Önce oğlum bu işe girdi. Hayvancılık yapmaya başladı, şunu sordum kendime: “Ben ne yapacağım?” Evdeyim ama üretimin dışında kalmak istemiyorum. İşte o soru beni Ayşe’nin Köy Evi’ne getirdi.

■ Peki sizi harekete geçiren temel cümle  neydi?

Çok net olarak şunu söyleyebilirim, “Biz ne yiyorsak herkes yesin” dedim. Başka bir iddiam da olmadı. Evimde çocuklarıma, aileme ne yediriyorsam aynısını üretmek istedim. Doğal, katkısız, temiz. Çünkü başka türlü içim rahat etmezdi. Çocuğuma yedirmediğim bir şeyi başkasına satamam. Benim için üretim vicdan meselesi. Katkısız, temiz, ne olduğunu bildiğim ürünler. Evimde nasıl yapıyorsam aynısını yaptım. Ne fazlası var ne eksiği.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

■ Ürünlerinizden en çok hangisi öne çıkıyor?

Haberin Devamı

Tereyağı. Müşterilerim açık açık söylüyor: “Ayşe abla her şeyi bırakabilirsin ama tereyağını asla.” Bu benim için çok büyük bir sorumluluk. Kendi sütümüzden yapıyoruz. Yoğurt da öyle. Hatta “Yok böyle yoğurt” diyen çok.

Haberin Devamı

■ Hayvansal üretimin yanında bitkisel üretimde de ciddi bir disiplin var. Bu süreci anlatır mısınız?

Organik tarım yapıyoruz ve bunun sertifikası var. Zeytin, zeytinyağı üretiyoruz. Erken hasat, soğuk sıkım. Organik üretim lafla olmuyor. Her aşaması kontrol, sabır ve emek istiyor. Ama sonucu aldığınızda buna değdiğini görüyorsunuz.

■ Buradan bakınca bireysel bir başarı  gibi görünüyor ama işin arkasında kamusal destekler de var. Bu destekler ne sağladı?

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kırsal kalkınma desteklerinden hibe aldık. Modernizasyon yaptık. İşletmemizi büyüttük, daha sağlıklı üretim yapar hale geldik. Destek olunca insan daha cesur oluyor, başaracağınıza olan inancınız artıyor. Tire İlçe Tarım ve Orman Müdürümüz Eda Özden’in “Yapabilirsin Ayşe abla” demesi benim için dönüm noktasıydı. Sadece destek vermedi, yol gösterdi. O güven çok kıymetliydi.

Haberin Devamı

■ Kırsal kalkınma neden bu kadar hayati sizce?

Çünkü köy boşalırsa şehir çöker. Gençler köyde kalmazsa toprak sahipsiz kalır. Kadın üretmezse evin içindeki güç görünmez olur. Kırsal kalkınma sadece ekonomi değil, sosyal bir mesele.

Haberin Devamı

■ Tire’de kadın üretici olmak size ne hissettiriyor?

Gurur veriyor, Tire bu anlamda şanslı bir ilçe. İlçe Tarım gerçekten sahada. Kadınların, gençlerin elinden tutuyor. Yalnız olmadığınızı bilmek insana güç veriyor.

Ayşe’nin köy evi

İç seslerine güvensinler

■ Bugün geriye dönüp baktığınızda “İyi ki” dediğiniz an hangisi?

İlk adımı attığım gün. Korktum ama vazgeçmedim. O gün evimde üretmeye başladım. İyi ki de başlamışım. Büyümek istiyorum ama kontrollü. Kaliteden ödün vermeden. Ev düzenimi bozmadan. Daha çok insana ulaşmak ama aynı güvenle.

■ Sizin gibi bir yolculuğa çıkmak isteyenlere ne dersiniz?

Yapabileceklerini unutmasınlar. Bir kişinin “Sen yaparsın” demesi bazen her şeyi değiştiriyor. İç seslerine güvensinler, yalnız olmadıklarını bilsinler.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler