Geri Dön
EgeDefterlerde birikenler

Defterlerde birikenler

Defterlerde birikenler

Zaman tüm insanlar için aynı şekilde akar. Ama her insan zamanın içinde farklı bir şekilde akar.

Yasunari Kavabata

Okulda kusursuz bir tembeldim. Birkaç arkadaşım büyük emek verdiler bana benzemek için. Başaramadılar. İlginç bir çelişki. Çalışkan olan, tembel olana niye özenir ki? Bana benzeyemediler, tersini yaptılar, katkı verdiler. Onlara dönüşmemin yapı taşlarını döşediler. Bu biraz da ayrı düşmenin kaygısıydı. Çalışkan ya da tembeldik. Ama iyi arkadaşlardık. Uzun yıllar okuma alışkanlığım da olmadı. Ailede böyle bir gelenek yoktu. Koşullar öyleydi. Çok şey zordu. Ve yıllar geçti...

Bir gün Kaşif Töre, Beyazıt’taki talebe yurdundan Şaşkın Bakkal’daki bekar evimize taşındı. Yaşar’ın (Mumcu) Trabzon-Akçabat’tan çocukluk, futbol arkadaşı. Yaşam dostu Kaşif Töre... Eve geldi. Birlikte kalacağımız odaya geçtik. Açtı çantalarını. Ben giysiler bekliyorum, kitaplar döküldü içlerinden. Önce ondan dinledim kitapları, sonra okumaya başladım. Futbol topunun çekiciliğinin ötesinde bir dünya açıldı önümde. Bireyin, öz güveni yeteneğiyle değil bilgisiyle gelişiyordu. Günler, aylar, yıllar geçti. Hatta yaşlanmaya yüz tuttuk. Bir keresinde yeni yıl yaklaşıyordu. Ya da eski yıl tükeniyordu. Çalıştığım iş yerine bir arkadaşım geldi. Elinde bir torba şirketinin dağıttığı yılbaşı eşantiyonları. Büyük çoğunluğu defterler, kalemler. Bıraktı önüme. “Bunlarla ne yaparım?” diye düşünürken elimdeki kitaplardan dökülen güzel sözlerde yanıtı buldum. Defter sayfalarını kitaplardan, gazetelerden, hatta izlediğim filmlerden yaptığım alıntılarla karalamaya başladım.  Yaklaşık 5 yıl önceydi. Gazetemizin Yazı İşleri Müdürü Bertan Ağanoğlu, bir süreliğine İstanbul’dan İzmir’e geldi. Bir keresinde söyleşirken, “Bülent Amca, sizde anılar çok yüklü. Futbol dışında farklı bir köşe yazsanıza” dedi. Bertan, 20’li yaşlarımızda, bekar evimizde buluştuğumuz hukuk fakültesi öğrencisi Kaşif Töre Ağanoğlu’nun oğluydu. Çok çabuk büyüdü. Bizleri iyi tanıdı. Oltasını attı, çekti beni de derinlerden!

Sıradan bir futbol yorumcusuydum. Sözcüklere sevdalanmam, okumaya başlamamla, onları yılbaşı eşantiyonu defterlere aktarmamla başladı. Şu sıralar 12. defter dolmak üzere. Yaşamımda ilk kez başladığım bir işi yarı yolda bırakmadım. Defterlerimi çok seviyorum. Onlar benim hazinem. Yazının bundan sonrası da o hazineden alıntılar.

Esen kalın iyi pazarlar.  

İlke

İlkelerin olacak

Seni satın alamayacaklar

Aptalların uydurduğu atasözlerine inanmayacaksın:

Paranın satın alamayacağı yoktur

Herkesin fiyatı vardır

Gibi sözlere kanmayacaksın.

Onurunla, kimliğinle ve beyninle

Akıllı yaşayacaksın.

Üreteceksin, seveceksin, sevileceksin

İnançlarının arkasında duracaksın

Sevgilerin karşılıksız, yardımların gizli olacak

Seni attan, ottan ayıran özelliğin

Farkına varacaksın.

Çünkü sen insansın

Ve bunu yakaladığın gün,

Bembeyaz yaşayacaksın.

                     Müjdat Gezen

Gülen Düşünceler

(Bernard Shaw)

Aslandan niye korkuyorsunuz? Onun ne ülküsü ne dini, ne siyasal inancı, ne ahlakı, ne de diploması var!

Zehirlenmiş köpekler mülkün en keskin koruyucularıdır. İlk ısırdıkları da onları zincirden kurtaranlardır.

İnsan siyasal bir varlık olarak başarısızdır. Onu üreten yaratıcı güçler daha iyi bir şey yaratmak zorundadırlar.

İnsanoğluna cennet ve cehenneme inanmayı öğretmişler; o da inceleyip inanılmaz bulduktan sonra bir yana iteceğine bu inançları sosyalizm ve kapitalizme dönüştürmüş.

Mucizeleri ve kahramanları seviyor dünya.

Uluslar, arılar gibidir. Başkalarını kendi yaşamları pahasına öldürebilirler ancak.

Savaşları kazanabilir, kentler zapt edebilirsiniz ama ulusları fethedemezsiniz. Hala anlamadınız mı bunu?

Gelecek çağlarda insanların kanlarını akıtmakta değil, kendi aklınızı kullanmakta çok daha cömert olmalısınız.

Özlü sözler

Cesaret edemememizin nedeni bir şeyin zor olması değildir. O şey biz cesaret edemediğimiz için zordur. (Seneca)

Yağmur yağar her gün adaletlinin de adaletsizin de üzerine. Ama daha çok adaletlinin üzerine. Çünkü almıştır adaletsiz onun şemsiyesini. (Justice Bowen)

Kediler köpeklerden daha zekidir. Asla 8 tane kediye karda kızak çektiremezsiniz. (Jeff Valden)

Ömür Hanım

Beni cam kırıkları ile anımsasın insanlar,

savrulan bir yaprak hüznü ve dağınıklığı ile

Yükümü yanlış bedestenlerde çözdüm.

Ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde.

Saatlerce dayak yemiş bir sanığın çözülmesi

İçindeyim, ürperiyorum.

Bir at kestanesi durmadan yaprak döküyor

Yalnızlığın sokaklarında örtüyor

Ömrümün ilk yarısını

İçimde bir çocuk yalın ayak koşuyor

Yaşlılığa doğru binlerce ölmüş

Umut ölülerini çiğneyerek

 

Sahi; yaşlılık derin bir iç çekiş,

yanılmış bir çocukluk olmasın

Ömür Hanım?

                                        Şükrü Erbaş

 

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler