07.02.2026 - 00:00 | Son Güncellenme:
DİDEM SEYMEN - Demansın; Alzheimer hastalığı, Lewy cisimcikli demans, frontotemporal demans ve vasküler demans gibi farklı hastalıkları kapsayan bir şemsiye kavram olduğunu belirten Medicana International İzmir Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, bu nedenle klinik tablonun geniş bir yelpazede değerlendirildiğini söyledi. Aynı tanıyı alan kişilerde bile belirtilerin farklı başlayabildiğini ifade eden Uysal, bazı hastalarda unutkanlığın, bazılarında ise kelime bulma güçlüğü ve dil sorunlarının öne çıktığını aktardı. Erken dönemde öfke, içe kapanma ve şüphecilik gibi davranış değişikliklerinin de görülebileceğini belirten Uysal, bunun beynin etkilenen bölgeleriyle ilişkili olduğunu dile getirdi.
Hastalığın seyrinde genetik yapı, eğitim düzeyi, meslek, zihinsel ve sosyal aktiviteler, stres ve hipertansiyon ile diyabet gibi ek hastalıkların rol oynadığını vurgulayan Uysal, bu durumu “bilişsel rezerv” kavramıyla açıkladı. Bazı beyinlerin hasarı daha uzun süre telafi edebildiğini, bazılarında ise belirtilerin daha erken ortaya çıktığını söyledi.
Demans hafıza kaybı değildir
Demansın toplumda çoğu zaman yalnızca unutkanlıkla eş tutulduğunu belirten Uysal, oysa beynin farklı bölgelerinin etkilenmesine bağlı olarak çok çeşitli belirtiler gelişebildiğini ifade etti. Ön beyin bölgeleri etkilendiğinde kişilik ve davranış değişiklikleri, yan bölgelerde dil bozuklukları, derin yapılarda ise dikkat sorunları, algı bozuklukları ve görsel halüsinasyonlar görülebildiğini söyledi. Hasta yakınlarının sık dile getirdiği “Eskiden böyle biri değildi” ifadesinin anlaşılır olduğunu belirten Uysal, “Hastalık karakteri değil, beyin işlevlerini değiştirir” dedi.
İlerleme hızının; tanı anındaki evre, depresyon ve anksiyete varlığı, fiziksel aktivite, sosyal izolasyon, tedaviye uyum ve düzenli takip gibi birçok etkene bağlı olduğunu belirten Uysal, hastalar arasında doğrudan kıyaslama yapmanın doğru olmadığını vurguladı.
Karşılaştırma beklentiyi bozuyor
Hasta yakınlarının başka vakalarla kıyas yapmasının süreci zorlaştırdığını belirten Uysal, her hastanın farklı bir yol izlediğini vurguladı. Demansın yalnızca hastayı değil tüm aileyi etkileyen bir dönüşüm süreci olduğunu, yakınların da alıştıkları kişiyi adım adım kaybetmenin yasını yaşayabildiğini ifade etti.
Demansı tek bir “son” gibi görmenin hatalı olduğunu söyleyen Uysal, sürecin çoğu zaman uzun ve değişken ilerlediğini belirtti: “Belirtiler gün gün hatta saat saat farklılık gösterebilir. Hastanın sizi tanımaması sevmediği anlamına gelmez.” Davranışların çoğu zaman inat ya da huysuzluk değil; korku, anlayamama ve kontrol kaybından kaynaklandığını ekledi.
Uysal, “Bu alarmı susturmanın yolu tartışmak değil, hastanın dünyasını anlamaya çalışmaktır. Her demans öyküsü kendine özgüdür; önemli olan yargılamadan ve acele etmeden dinlemektir” dedi.
Belirtiler değişiklik gösteriyor
Alzheimer’da genellikle unutkanlığın ön planda olduğunu, frontotemporal demansta erken dönemde davranış ve kişilik değişikliklerinin görülebildiğini söyleyen Uysal, Lewy cisimcikli demansta dalgalı bilinç, görsel halüsinasyonlar ve parkinsonizm bulgularının tabloya eşlik edebildiğini, vasküler demansta ise daha basamaklı bir seyir izlenebildiğini anlattı.
Tedavide standart tek bir yaklaşımın yeterli olmadığını da belirten Uysal, hastalığın türü, hastanın yapısı, günlük yaşam gereksinimleri ve ailenin bakım yükü birlikte değerlendirilerek kişiye özel planlama yapılması gerektiğini ifade etti. Bazı durumlarda tedavinin ilaçtan çok bakım düzeninin değiştirilmesi ve hasta yakınlarının desteklenmesi anlamına geldiğini söyledi.