04.04.2026 - 00:01 | Son Güncellenme:
DİDEM SEYMEN - Lipödemin çoğu zaman fark edilmeden ilerlediğine dikkat çeken Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Şeyma Büyükkömürcü, hastaların bu tabloyu yıllarca “bölgesel kilo” olarak değerlendirdiğini söyledi. Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, “Lipödem; kalça, bacak ve bazen kollarda simetrik yağ artışıyla karakterize kronik bir hastalıktır. Obeziteden farklı olarak gövde genellikle ince kalırken bacaklar belirgin şekilde kalınlaşır. Bununla birlikte ağrı, hassasiyet ve kolay morarma sık görülür. En önemli noktalardan biri ise diyet ve kilo verme çabalarına rağmen özellikle bacaklardaki hacmin değişmemesidir” dedi.
Lipödemde en önemli sorunlardan birinin geç tanı olduğunu belirten Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, “Lipödem çoğu zaman genetik yapı ya da selülit olarak değerlendirilir. Bu nedenle hem hastalar hem de sağlık sistemi içinde fark edilmesi gecikir. Toplumda bilinirliğinin düşük olması ve obezite ile karıştırılması, tanının ileri evrelere kalmasına neden olur” diye konuştu.
Hastalığın neredeyse tamamen kadınlarda görüldüğünü ifade eden Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, “Genellikle ergenlik, gebelik ve menopoz gibi hormonal değişim dönemlerinde ortaya çıkar. Ailesel yatkınlık da oldukça belirgindir” dedi.
Gözden kaçabiliyor
Erken dönemdeki bulguların çoğu zaman önemsenmediğini vurgulayan Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, “Bacaklarda orantısız kalınlaşma, gün içinde artan dolgunluk hissi, hassasiyet, kolay morarma ve portakal kabuğu görünümü görülebilir. Ancak ödemin belirgin olmaması tanıyı zorlaştırır. ‘Diyet yapıyorum ama bacaklarım incelmiyor’ ifadesi lipödem hastalarında sık görülür ve önemli bir uyarı işaretidir” ifadelerini kullandı.
Lipödemde hormonal etkinin önemli olduğunu belirten Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, “Östrojen yağ dağılımını etkileyerek alt ekstremitede yağ artışına ve sıvı tutulmasına neden olur. Lipödem tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık değildir ancak kontrol altına alınabilir. Manuel lenf drenajı, kompresyon tedavileri, egzersiz ve gerekli durumlarda cerrahi seçenekler tedavide yer alır” dedi.
Egzersizin önemine de değinen Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, “Yüzme ve su içi egzersizler ödem kontrolünde oldukça etkilidir. Tempolu yürüyüş ve düşük etkili egzersizler de dolaşımı artırır. Lipödemde egzersiz, yağ yakmaktan çok dolaşımı düzenleyen bir tedavi aracı olarak görülmelidir” diye konuştu.
Beslenmenin de süreci etkilediğini belirten Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, “Akdeniz tipi ve düşük karbonhidratlı beslenme, inflamasyonu azaltarak ağrı ve ödemin kontrolüne katkı sağlayabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Lenfödem ile karıştırılabiliyor
Lipödem ile lenfödemin sık karıştırıldığını belirten Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, “Lipödemde yağ artışı ön plandadır ve ayaklar genellikle etkilenmez. Lenfödemde ise sıvı birikimi vardır ve ayaklar da şişer. İleri evre lipödemde lenfödem tabloya eklenebilir” dedi. Hastalığın ilerleyici olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, tedavi edilmediğinde hareket kısıtlılığı, ağrı ve cilt değişikliklerinin artabileceğini ifade etti.