13.09.2025 - 00:00 | Son Güncellenme:
Didem Seymen - Dijital çağın getirdiği yeni düzen, çocukları park ve sokak oyunlarından, yüz yüze sosyalleşme fırsatından uzaklaştırdığı gibi sağlıklarını da olumsuz etkilemeye başladı. Uzun süre ekran başında vakit geçiren ve beslenmesine dikkat etmeyen çocukların alerjik hastalıklara yakalanmasının kaçınılmaz olduğuna dikkat çeken Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, huzurlu ve sağlıklı çocuklar için ebeveynlere uyarılarda bulundu...
Uzun süre ekran başında kalmak çocuklarda bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebiliyor. Ekran başında geçirilen sürenin artması, hareketsizlikle beraber dış ortam maruziyetinin azalmasına, düzensiz beslenmeye ve uyku kalitesinin azalmasına neden oluyor. Bu durumun çocuklarda alerji riskinin artmasına neden olabildiğini söyleyen Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, “Ekran bağımlılığı öncelikle hareketsizlik getirir. Bu da obeziteye neden olabilir. Obezite de bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkilemektedir. Uzun süre ekran başında kalmak mavi ışık maruziyetini artırarak çocuklarda uyku bozukluklarına neden olmaktadır. Uykuya geçişi zorlaşan çocuk, etkin uyku uyuyamaz. Dolayısıyla başta melatonin olmak üzere uykuda salınması gereken hormonlar yeterli düzeyde salınamadığından bağışıklık sistemi olumsuz etkilenmektedir” diye konuştu.
Doğadan uzak kalınmamalı
Çocukların dış ortama maruz kalamamasının da alerjik hastalık riskini artırdığını kaydeden Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, “Alerjik hastalıkların bağırsak florasının çeşitliliği ve zenginliğiyle alakalı olduğu tespit edilmiştir. Eğer çocuk steril bir ortamda büyüdüyse, toprağa, hayvanlara maruz kalmadıysa etkin bir bakteri florası oluşamıyor, doğadan alacağı faydalı bakteriler de vücuda alınamayabiliyor. Bu durum bağışıklık üzerinde olumlu etkisi olan bağırsak bakterilerinin azalmasına ya da hiç bulunmamasına neden oluyor. Dolayısıyla çocuğun bağırsak florasının çeşitliliği de azalıyor. Böylece çocuğun alerjik hastalık riski artıyor ve daha hassas bağışıklığa sahip oluyor. Çocuğun doğada kalması bu açıdan çok önemli” ifadelerini kullandı. Uyku düzensizliği ile alerjik reaksiyonlar arasında bağlantı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, alerjik riniti olan hastaların yoğun burun tıkanıklığı, horlama ve burun kaşıntısı nedeniyle uykuya dalmada zorluk yaşayabileceğini belirtti.

Bitkilerle, hayvanlarla iç içe etkinlikler planlayın
“Çocukların, katkı maddeleri yönünden zengin hazır gıdalar tüketmemelerine özen gösterilmeli” diyen Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, bu gıdaların deri hassasiyetine neden olabildiğini vurguladı. Çocukta obezitenin, alerjinin tedavisinde de olumsuz etki yarattığını ifade eden Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mevsiminde sebze ve meyve tüketmeye önem verilmeli. Paketli gıdalardan uzak durulmalı. Mevsiminde ve çeşitli besin tüketmek, alerjik hastalıkların seyrini iyileştirir ya da oluşmamasını sağlayabilir. Bunların dışında çocukların hareketli olması sağlanmalı. Eve hapsolmak yerine doğada bitkilerle hayvanlarla iç içe etkinlikler planlanmalı. Çocukların küçük yaşlardan itibaren toprağa, hayvanlara temas etmelerinin alerjik hastalıkların oluşmamasında etkin olduğu düşünülmektedir. Çocukların ekran maruziyeti azaltılmalı. İşlenmemiş besinler yiyen, hareketli ve ekran süresi oldukça kısaltılmış çocuklar, alerjik hastalıklar açısından daha az risk taşımaktadır.”

Bağırsak ameliyatlarında robotik ve kapalı cerrahi
Kolon ve rektum hastalıklarının tedavisinde cerrahi yöntemler hızla gelişiyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aras Emre Canda, artık sadece açık ameliyatların değil, laparoskopik (kapalı) ve robotik cerrahinin de yaygın şekilde uygulandığını belirterek, “Küçük deliklerle yapılan bu yöntemlerde ağrı daha az, iyileşme süreci daha hızlı. Fıtık riski düşüyor, kozmetik sonuçlar da daha iyi oluyor” dedi.
Robotik cerrahinin cerraha üç boyutlu ve büyütülmüş görüş sağlayarak özellikle dar alanlardaki rektum ameliyatlarında büyük kolaylık sunduğunu aktaran Canda, bilimsel araştırmaların bu yöntemin güvenilirliğini kanıtladığını vurguladı.
Erken evre rektum kanserlerinde öne çıkan “transanal endoskopik cerrahi”nin ise anüs yoluyla tümör veya polip çıkarılmasına imkân tanıdığını belirten Canda, “Bağırsak alınmadan, karında kesi olmadan ve iz bırakmadan tedavi mümkün olabiliyor” diye konuştu.
Prof. Dr. Canda, hangi yöntemin seçileceğine hastalığın evresi, hastanın durumu ve cerrahın deneyimine göre karar verildiğini hatırlatarak, “Kapalı ve robotik yöntemler birçok hastada hızlı iyileşme ve konfor sağlarken, açık cerrahi bazı durumlarda hâlâ vazgeçilmezdir” dedi.

Yeni güzellik trendi yüz korsesi sağlığa zarar verebilir
Sosyal medyada son günlerde popüler olan “yüz korsesi” uygulaması dolaşımı bozabilir, sinir ve kaslara baskı yapabilir. Uzmanlar, güzellik uğruna sağlığın riske atılmaması gerektiğini vurguluyor.
Son günlerde sosyal medya platformlarında hızla yayılan “yüz korsesi” modası, uzmanların uyarılarını da beraberinde getirdi.
Nöroloji Uzmanı Dr. Melek Karaçam, bu trendin yüz kasları ve dolaşım sistemi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini belirterek, “Güzellik uğruna sağlığınızı riske atmayın” uyarısında bulundu.
“Güzellik filtrelerle şekillenmemeli”
Dr. Karaçam, yüz korselerinin uzun süreli kullanımının dolaşımı bozabileceğini, kas ve sinirlere baskı yapabileceğini, uzun vadede yüzde sarkma ve baş ağrısı riskini artırabileceğini söyledi.
Dr. Karaçam, sağlıklı bir beden ve zihnin gerçek ışıltıyı sağlayacağını vurgulayarak “Yüzünüze zarar verecek modaları değil, sağlığınızı seçin. Güzellik sağlıklı olduğunuzda en parlak halini bulur” diye konuştu.