06.06.2026 - 00:00 | Son Güncellenme:
Hastalığın erken evrelerde çoğunlukla belirti vermeden ilerlediğini ve bu durumun tanı anında ileri evrelere yol açabildiğini belirten Op. Dr. Güreş, 20 yaşından itibaren ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi, 40 yaşından itibaren ise yılda bir kez mamografi yapılmasını önerdi. Günümüzde cerrahi tedavilerin estetik ve fonksiyonel yaklaşımlarla hastaya özel planlandığını ifade eden Güreş, “Erken evrede yakalanan kanser, daha az agresif tedaviyle kontrol edilebilir ve hastanın yaşam kalitesi korunabilir. Unutmayın, erken tanı konulduğunda meme kanseri tedavi edilebilir bir hastalıktır” sözleriyle düzenli kontrolün önemine dikkat çekti.
Aile öyküsüne dikkat
Meme kanseri tedavisinin cerrahi kararlarında tümörün konumu, boyutu, hastanın yaşı ve kişisel tercihleri doğrultusunda multidisipliner bir ekibin rol oynadığını aktaran Op. Dr. Nazım Güreş, tedavi sürecinin fiziksel olduğu kadar psikolojik boyutunun da göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. Cerrahi operasyonların ardından hastalarda depresyon, kaygı ve özgüven kaybı gibi ruhsal etkilerin görülebileceğine işaret eden Güreş, psikologlar, destek grupları ve aile desteğinin sürece mutlaka dahil edilmesi gerektiğini ifade etti. Kadınları sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemeye ve aile öyküsündeki risk durumlarına göre hekime başvurmaya davet eden Güreş, “Bilgi, erken tanı ve cesaret meme kanseriyle mücadelede en önemli adımlardır. Bu hastalıkla mücadelede bilinçli olmak, konuşmak ve paylaşmak hayat kurtarır” diyerek toplumsal bilincin artırılması çağrısında bulundu.