Geri Dön

Futbolcu ve yarış atı

Milli forma giyip, 17 sene resmi maç oynadım. Antrenmanlar, soyunma odaları, maç içerisindeki ilginç 90 dakika anıları... Tıpkı askerlik gibi. Anlatmakla bitmiyor. Ancak bu dönem içinde futboldaki değişimleri bire bir yaşadığımız için şanslıyız da. Hele teknik direktör kursları ve iki yılda bir yapılan seminerlerimizde futbolun çağdaş konumundan haberler aldıkça daha birikimli oluyor insan. Bir yere kadar neredeyse "Yaşanmış spor arşivi" oluyoruz. Her dönemde futbolcunun koşması hep şart olmuştur! Futbolcuyu koşturmak, diri, canlı tutmak için ilaca, tıbba hep başvuruldu. Bir ara "Gece uyutmayan haplar" ortalıkta dolaştı. Önemli değil. Talebelerin gece kitap okumak için aldığı haplar (!) diyerek konu geçiştirildi. Ama ben bu işten hep kaçtım. Birkaç gün önce dikkatimi çeken bir makale okudum. Yazının içeriği beni bayağı etkiledi. "Sporcuları çok koşturmak için genlerle oynamaya kadar işi götürmüşüz!" Nerelere geldik değil mi? Hiç unutmam. Yıllarca Milliyetimize İstanbuldan yazarlık yapan, TRT spikeri Sayın Dr. Necati Karakaya, beni futbolcu yapan Feriköy Kulübünün başkanı idi. O dönemde cumartesi - pazar üst üste iki 1. Lig maçı yapardık. Bizim takım da her hafta Boğazda, Yeniköyde bir otelde kampa girerdi. Yine böyle bir kamp akşamı... Saat 22.30. Öğrencilik yıllarım. Yatakta kitap okuyorum. Bizim doktor başkanımız, elinde enjektörle odama girmez mi? O sıralar moda olan B12-Fosfostimol takviyesi yapacak bana. "Abi hiç ihtiyacım yok" diye direndim. Kızdı ve odadan çıkarken," Öyleyse yarın Fenerbahçe maçında yoksun" dedi. Oynatılmadım da. Yenilmiştik biz. Maç sonrası yine kampa gittik. Pazar günü Galatasaray maçını oynayacaktık. Benimle hiç konuşmadı. Ama bana bu maçta forma verildi. Öyle kızmıştım ki 3 - 2 yenildiğimiz maçta iki golü de ben atmıştım. Hala elimdeki gazete albümüne bakarak duygulanırım.Portekizdeki Avrupa Kupası maçlarını hepimiz izledik. Futbol kesin bir gelişim içinde. Diri olan, koşan, pres yapan, rakibini oynatmayan, çabuk hücuma çıkan hep avantajlı oluyor. Bu gelişimi de bizler gibi yaşayanlar çok iyi anlıyor. Elimdeki kitaplarda 1960 - 1967 yıllarında 90 dakika içinde koşulan istatistik rakamları şöyle: Aerob ve Anaerob olarak Macar bir orta saha elamanı 2900 metre, İngiliz 3450 metre, Alman 3300 metre koşmuş. Yine aynı kaynakta 1984 yılı UEFA Kupası finalinden tespitler var. Mesela Rummenigge 90 dakikada 4465 metre yürümüş, 2107 metre hafif, 890 metre hızlı, 644 metre çok hızlı koşmuş. Zaman içinde mesafe giderek artmış. Futbolun bilimselleşip, tıptan her geçen gün yararlanmasıyla bu mesafe zamanımızda 12 kilometreye kadar ulaşmış. Okuduğum makale benim aklımı bayağı karıştırdı. Genlerle oynayıp bir futbolcuyu çok koşturmak ne kadar doğru olur dersiniz? Etik bir davranış mı bu? Tespiti mümkün olmayan bir doping olamaz mı bu? Gelin işin içinden çıkın.İnancım o ki, "Bu rant kavgası varken, bizler daha çok şeyler göreceğiz." Hani para uğruna "Tüfek icat oldu mertlik bozuldu" gibilerden. İnsanı unutup, çevreyi, doğayı her şeyi bozduğumuz gibi. Futbolcuları da yarış atına benzetirsek hiç şaşmam. egespor@milliyet.com.tr Bu rant kavgası varken...

Bakan Koca sosyal medyadan duyurduSağlık Bakanı Fahrettin Koca, Marmara Üniversitesi Pendik Başıbüyük Eğitim ve Araştırma Hastanesinin hizmete açıldığını bildirdi.
Sıkıntıdan evde tek başına tavla oynadıMuğla'da yeni tip corona virüs (Kovid-19) tedbirleri dolayısıyla evinden çıkamayan 65 yaşındaki Şadi Durmaz'ın sosyal medyada paylaşılan tek başına tavla oynadığı anları gösteren görüntü ilgi çekti.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber