Geri Dön

Futbolun gerçek profesörü

Futbola ilk adımını Cumaovası'nda attı. Ardından Yeşilova forması giydi. tüm dikkatleri üzerine çekti ve Altay'a transfer oldu. Bornovaspor'da kariyerini noktaladı. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Spor Hekimliği Anabilim Dalı'nda uzmanlaşıp hem hocalık yaptı hem de sporcuları tedavi etti. O, Herkesin saygısını toplayan Çetin İşleğen...

Futbolun gerçek profesörü

Koronavirüs salgını sebebiyle spor müsabakalarına verilen arada Milliyet Ege Spor Müdürü Mehmet Demirtaş ve usta kalem Fatih Tanfer, “Geçmişten Günümüze Değerlerimiz Konuşuyor” köşesi ile Türk sporuna hizmet etmiş, İzmir futboluna adını altın harflerle yazdırmış isimlerin hikayelerini siz sporseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Yeşilova ile tarih yazan, 1970’li yıllarda hem tıp fakültesi öğrencisi hem de futbolcu olan, Altay’da "Doktor futbolcu" olan, Yeşilova’ya tekrar dönüş yapan, Bornovaspor’da 16 yıllık futbolculuk kariyerine son veren, Ege Üniversitesi Spor Hekimliği Anabilim Dalı’nda profesörlüğe kadar uzanarak Bornovaspor, Tarişspor ve Karşıyaka’da antrenörlük görevlerinde bulunan Çetin İşleğen, spor yaşantısını, unutamadığı anılarını, yeni nesile önerilerini ve Türk futbolunun bugünkü durumunu sizler için değerlendirdi. Keyifli okumalar...

Futbolun gerçek profesörü

- Sevgili Çetin İşleğen, bize kendinizden bahseder misiniz?

1950 senesinde Manisa-Demirci’de dünyaya geldim. İlk olarak amatör takımlardan Cumaovası’nda futbol oynadım. Ardından Yeşilova’da forma giydim. Askerliğimi yedek subay olarak yaptığım için İzmir’e gelip futbol oynama şansım yoktu. 18 ay futboldan uzak kaldım. 1973 senesinde Altay’a transfer oldum. Bornovaspor’da oynadıktan sonra da futbolu bıraktım. Futbolculuğu çok sevdiğim için asla bu işten kopamadım. Önce antrenör, ardından da spor hekimliği yaptım. Antrenörlük kariyerimde Bornovaspor’u çalıştırdım. Bornova’yı amatörden 3. Lig’e taşıma başarısı gösterdim. 3. Lig ekiplerinden Tarişspor’un başına geçtim. Karşıyaka’da da görev aldım ve yeşil kırmızılı takımın 1. Lig’e çıkmasında emek verdim. Türkiye’de antrenörlük, yapılması maddi ve yönetimsel açıdan hem zor hem de yetersiz bir meslek. Ben futbolu sevdiğim için, bu işten zevk almak adına antrenör oldum. Maddi bir düşüncem hiç olmadı. 1975 senesinde mezun olduğum Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1977 yılında Spor Hekimliği Anabilim Dalı’nda asistan oldum. 2000 senesine geldiğimizde de akademik kariyerimi tamamlayarak profesör unvanına kavuştum. İzmir kulüplerinde oynayan çok değerli sporcuları muayene ettim. Ben Yeşilova’da oynarken, antrenörlük yapan Mustafa Küçükoğulları’nın bana katkıları çok olmuştu. Benim gelişmemde çok büyük emeklere sahiptir. Öte yandan Şaban Acarbay, üniversite takımında oynarken antrenörlüğümü yapmış ve bana çok şey öğretmişti. İzmir Antrenörler Derneği Başkanlığı görevinde bulunan Acarbay’ın yardımcılığını da yapıyorum. Ayrıca Altay’ın efsane başkanlarından Rıdvan Burteçin de kariyerimde gördüğüm en değerli insanlardan bir tanesidir. Verdiği tüm sözleri tuttu. Altay’dan kazandığım parayla burs borcumu ödemiştim. Onun da bendeki yeri çok ayrıdır.  

- Unutamadığınız bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

Altay forması giyerken 1. Lig’de oynuyorduk. Adana Demirspor’la yaptığımız maçı 1-0 kazanmıştık. Golü de son dakikalara girilirken ben atmıştım. Askerden gelince hiç antrenman yapmadan direkt olarak futbol oynamaya başladım. Askerlik yaptığım 18 ay boyunca futbol oynama şansım olsaydı daha başka bir futbolcu olacağımı düşünüyordum. Bu durum beni sekteye uğratmıştı.

- Yeni nesile önerileriniz var mı?

Altınordu, yetiştireceği oyuncuları kendi tesislerinde ağırlıyor. Özel hayatlarına, beslenmelerine, eğitimlerine çok dikkat ediyor. Bu, futbolcular açısında çok değerli bir şey. Saydığım işleri de kaliteli ve işi bilen eğiticilerle yapıyor. Bazı ülkelerde kurulan merkezler, eğitimi ve sporu bir arada yürütüyor. Ülkemizde de bir dönem buna benzer bir çalışma yapılsa da her siyasi idare değişiminde politika değiştiği için başarılı olamadı. Gençlerimiz ilk önce biyolojik, sosyal ve psikolojik açıdan sağlıklı bir insan olmalılar. Gençlerimizi bu kriterler çerçevesinde yetiştirmeliyiz. Biyolojik olarak vücut sağlıkları yerinde olsa da sosyal hayatlarını ve psikolojik durumlarını da iyi tutmaları, onlara çok şey kazandıracaktır. Bu 3 özelliği kendilerinde bulunduran insanlar zaten sağlıklı olarak nitelendiriliyorlar. Sporcu gençlerimiz bu sağlıklı durumdan daha da üst seviyede olmalılar. Ayrıca yeni nesilimize destek olmalıyız. Okul-öğretmen-aile üçgenini iyi bir şekilde kurarak onlara sahip çıkmalıyız.
 

Futbolun gerçek profesörü

- Türk futbolunun bugünkü durumunu değerlendirir misiniz?

Öncelikle ülkemizdeki spor politikalarının değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Gençlerimizi yetiştirecek olan sistemdir. Milli Takımımız’ın başarıyı yakalaması, kadromuzdaki oyuncuların çoğunun Avrupa altyapısından yetişmesindendir. Senelerce dile getirilse de altyapıya ülke olarak gereken önemi veremedik. Altyapılarımızda kalite ve eğitim çok değerlidir. TFF, takımlar, hükümetler maalesef bu işlere yönelim göstermediler. Örneğin Alman takımlarına baktığımız zaman takımlarda en az 3-4 tane altyapıdan yetişen oyuncuların oynadığını görüyoruz. Yabancı isimlere bu kadar yer verirsek kendi çocuklarımızı yetiştiremeyiz. Kuramadığımız sistem yüzünden öz evlatlarımızı harcıyoruz. İlk planımız altyapı olmalıdır. Ne yazık ki bu, takımlarımızın umurunda değil. Bu işi ülkemizde tek yapan takım Altınordu. Avrupa’da oynayacak oyuncu yetiştirebiliyorlar. 1 yabancı oyuncunun maaşı, 3-4 tane Türk gencinin yetişmesine denk geliyor. Spor bilimlerinin yardımıyla altyapılarımızın kurulması gerekir. Bu konuda eksiklerimiz bulunuyor. Aslında imkanlarımız var fakat başkanlar, kendi dönemlerinde şampiyon olmak için uğraşmıyorlar. Takımlarını şampiyon yaparlarsa başarılı, yapamazlarsa başarısız kabul ediliyorlar. Oyuncu yetiştirseler daha gururlu olacaklar. Avrupa’dan transfer edilen oyuncular, ülkemize gelince eski performanslarını kaybediyorlar. Bir takımın iyi olması için takım oyunu oynaması gerekir. Bu takım oyunu da en az 4-5 ismin iyi olması demektir. Paralarımızı kendi oyuncularımız için harcarsak hem iyi takım oluruz hem de futbolumuz gelişir. BESYO mezunu ya da bilimsel olarak işi bilen antrenörler gözetiminde altyapılarımızda planlamalar yaparak gençlerimizi eğitmeliyiz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan kısıtlamayı iptal ettiğini açıkladıCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sosyal medya hesabından sokağa çıkma kısıtlamasına ilişkin açıklama yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan hafta sonu sokağa çıkma kısıtlamasının iptal edildiğini duyurdu.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber