14.03.2026 - 00:00 | Son Güncellenme:
Dişlerin rengi, formu, dizilimi ve diş eti uyumunun; yüz estetiğini doğrudan etkileyen unsurlar olarak değerlendirildiğini söyleyen Birancı, “Bu kapsamda en sık tercih edilen iki yöntem lamine veneer ve zirkon kaplamalar öne çıkıyor. Ancak bu iki uygulama birbirinin alternatifi değil; farklı klinik ihtiyaçlara yönelik çözümler sunuyor. Estetik işlemlerde temel yaklaşım, doğal diş dokusunu mümkün olduğunca korumak ve uzun vadeli ağız sağlığını riske atmamak olmalı. Sadece görünüm odaklı planlamalar, ilerleyen yıllarda fonksiyonel ve biyolojik sorunlara yol açabiliyor” dedi.
Birancı, “Lamine veneer, dişlerin ön yüzeyine uygulanan ince porselen yaprak restorasyonlardır. Çoğu vakada minimal aşındırma ile uygulanır ve diş dokusu büyük ölçüde korunur. Özellikle beyazlatma ile düzelmeyen renklenmelerde, ön bölgedeki hafif çapraşıklıklarda, dişler arası boşluklarda ve form bozukluklarında tercih edilir. Doğal dişe oldukça yakın bir görünüm elde edilir. Bu nedenle ön bölge estetik uygulamalarında sıkça gündeme gelir. Ancak ileri derecede konum bozukluğu, ciddi madde kaybı veya yapısal zayıflık bulunan dişlerde yalnızca ön yüzeye müdahale etmek yeterli olmayabilir. Bu tip durumlarda dayanıklılık açısından farklı restorasyon seçenekleri değerlendirilmelidir. Zirkon kaplamalar ise dişin tüm yüzeyini saran ve yüksek dayanıklılığa sahip restorasyonlardır. Hem ön hem arka bölgede uygulanabilir. Özellikle büyük dolguya sahip, kanal tedavisi görmüş veya kırılma riski taşıyan dişlerde güvenli bir seçenek olarak öne çıkar. Çiğneme kuvvetinin yoğun olduğu arka dişlerde dayanıklılığı nedeniyle tercih edilir. Ayrıca köprü uygulamalarında da sıklıkla kullanılır. Günümüzde estetik özellikleri geliştirilmiş zirkon materyaller sayesinde doğal görünüme yakın sonuçlar elde edilebilmektedir” diye konuştu.
Lamine mi zirkon mu?
Tedavi seçiminin dişin mevcut yapısına, kapanış ilişkisine ve hastanın beklentisine göre yapılması gerektiğini vurgulayan Birancı, “Sağlam, yalnızca estetik düzeltme gerektiren dişlerde lamine veneer daha konservatif bir yaklaşım sunar. Ancak yapısal zayıflık bulunan, geniş restorasyonlu veya çatlak riski taşıyan dişlerde zirkon kaplama daha güvenli olabilir. Ayrıca diş sıkma alışkanlığı, derin kapanış veya çene ilişkisi bozuklukları da seçim sürecini etkiler. Yalnızca estetik hedeflerle yapılan yanlış materyal tercihleri, ilerleyen dönemde kırık, düşme veya diş eti problemleriyle sonuçlanabilir. Bu nedenle planlama aşaması, uygulamanın kendisi kadar önemlidir. Hem lamine veneer hem de zirkon kaplamalar doğru planlama ve düzenli ağız bakımı ile uzun yıllar kullanılabilir. Ancak bu restorasyonların ömrü; hastanın ağız hijyenine, çiğneme alışkanlıklarına ve düzenli kontrolüne bağlıdır. Diş sıkma problemi olan hastalarda gece plağı kullanımı önerilir” şeklinde konuştu.