06.06.2026 - 00:00 | Son Güncellenme:
PROF. DR. NİLAY ŞAHİN - Ama unuttuğumuz çok önemli bir gerçek var: İnsan bedeni hareket etmek için yaratılmıştır. Benim hep söylediğim gibi: “Hareket berekettir.”
Çoğu kişi hareketsizliği sadece kilo almakla ilişkilendiriyor. Oysa mesele bundan çok daha büyük.
Hareketsiz yaşam;
Hatta Dünya Sağlık Örgütü hareketsizliği “yeni çağın sigarası” olarak tanımlıyor. Çünkü nasıl sigara vücudu yavaş yavaş yıpratıyorsa, hareketsizlik de benzer şekilde sağlığı sessizce bozuyor.
Özellikle uzun süre oturduğumuzda sadece kaslarımız tembelleşmiyor. Kan dolaşımı yavaşlıyor, metabolizma bozuluyor, insülin direnci artıyor ve vücutta düşük düzeyli bir inflamasyon gelişiyor. Yani aslında hareketsiz kalan beden, sessiz bir hastalık ortamına giriyor.
Bu durum zamanla:
Poliklinikte en sık duyduğum cümlelerden biri şu: “Hocam, hareket etmeye fırsat bulamıyorum.”
Ama hareket etmek için illa spor salonuna gitmek gerekmiyor. Hayatın içine küçük hareketler eklemek bile büyük fark yaratır. Örneğin:
Şunu da üzülerek görüyorum: Artık birçok insan hareketsizliğe o kadar alıştı ki adeta sandalye bağımlılığı gelişti. Özellikle günde 810 saat oturan kişilerde kaslar zamanla “uykuya geçiyor.”
Kas çalışmadığında kan dolaşımı da yavaşlıyor. Dokular yeterince oksijen alamıyor. Sonuç?
Kronik ağrı, duruş bozukluğu, halsizlik ve yaşam kalitesinde düşüş…
Üstelik araştırmalar, günde 6 saatten fazla oturmanın yaşam süresini bile olumsuz etkileyebileceğini gösteriyor.
Teknoloji bize konfor sağladı ama hareketimizi elimizden aldı.
Konfor arttı ama:
Kısacası modern yaşam, bizi fark ettirmeden hareketsizleştirdi. Oysa çözüm bazen çok basit:
Günde 30 dakikalık düzenli yürüyüş bile çok güçlü bir başlangıçtır.
Yürüyüş:
Ve sadece bedene değil, ruha da iyi gelir.
Düzenli hareket eden kişilerde stres ve kaygı düzeylerinin daha düşük olduğunu biliyoruz.
Bir diğer yanlış düşünce de şu: “Yaşlandım, artık hareket edemem.”
Aslında tam tersi doğru: Yaşlandığımız için hareket etmiyoruz; hareket etmediğimiz için daha hızlı yaşlanıyoruz.
Kaslarını kullanan, aktif kalan insanlar ileri yaşlarda bile daha güçlü ve bağımsız kalabiliyor.
Bu yüzden yaş aldıkça hareketten uzaklaşmak değil, hareketi daha bilinçli hale getirmek gerekiyor.
Size tavsiyem şu: Hayatı oturarak tüketmeyin.
Çünkü attığınız her adım; kaslarınıza, damarlarınıza, beyninize gönderilen bir yaşam sinyalidir.
Her gün kendinize en az 30 dakika ayırın. Yürüyün, esneyin, hareket edin.
Çünkü sağlık çoğu zaman ilaçla değil, hareketle başlar.