EgeHareketsizlik çağımızın en tehlikeli sorunu!

Hareketsizlik çağımızın en tehlikeli sorunu!

06.06.2026 - 00:00 | Son Güncellenme:

Bence günümüzde büyük küçük herkesin ortak sorunu artık hareketsizlik… Sabah evden çıkıp arabaya biniyoruz, iş yerinde saatlerce oturuyoruz, sonra tekrar eve dönüp televizyon ya da telefon ekranının karşısına geçiyoruz. Ve maalesef bu yaşam tarzı artık “normal” kabul ediliyor.

Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Hareketsizlik çağımızın en tehlikeli sorunu

PROF. DR. NİLAY ŞAHİN - Ama unuttuğumuz çok önemli bir gerçek var: İnsan bedeni hareket etmek için yaratılmıştır. Benim hep söylediğim gibi: “Hareket berekettir.”

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Çoğu kişi hareketsizliği sadece kilo almakla ilişkilendiriyor. Oysa mesele bundan çok daha büyük.

Hareketsiz yaşam;

  • Kalp-damar hastalıklarını
  • Diyabet riskini
  • Bel ve boyun ağrılarını
  • Kas zayıflığını
  • Depresyon ve stres problemlerini artırabiliyor.

Hatta Dünya Sağlık Örgütü hareketsizliği “yeni çağın sigarası” olarak tanımlıyor. Çünkü nasıl sigara vücudu yavaş yavaş yıpratıyorsa, hareketsizlik de benzer şekilde sağlığı sessizce bozuyor.

Özellikle uzun süre oturduğumuzda sadece kaslarımız tembelleşmiyor. Kan dolaşımı yavaşlıyor, metabolizma bozuluyor, insülin direnci artıyor ve vücutta düşük düzeyli bir inflamasyon gelişiyor.   Yani aslında hareketsiz kalan beden, sessiz bir hastalık ortamına giriyor.

Haberin Devamı

Bu durum zamanla:

  • Eklem ağrıları
  • Bel-boyun tutulmaları
  • Sürekli yorgunluk hissi
  • Kilo artışı
  • Enerji düşüklüğü olarak karşımıza çıkıyor.

Poliklinikte en sık duyduğum cümlelerden biri şu: “Hocam, hareket etmeye fırsat bulamıyorum.”

Ama hareket etmek için illa spor salonuna gitmek gerekmiyor. Hayatın içine küçük hareketler eklemek bile büyük fark yaratır. Örneğin:

Haberin Devamı
Haberin Devamı
  • Yakın mesafeye arabayla gitmemek
  • Asansör yerine merdiven kullanmak
  • Her saat başı birkaç dakika ayağa kalkmak
  • Masa başında kısa yürüyüşler yapmak
  • Gün içinde esneme hareketleri eklemek bile vücudunuz için ciddi kazanımdır.

Şunu da üzülerek görüyorum: Artık birçok insan hareketsizliğe o kadar alıştı ki adeta sandalye bağımlılığı gelişti. Özellikle günde 810 saat oturan kişilerde kaslar zamanla “uykuya geçiyor.”

Haberin Devamı

Kas çalışmadığında kan dolaşımı da yavaşlıyor. Dokular yeterince oksijen alamıyor. Sonuç?

Kronik ağrı, duruş bozukluğu, halsizlik ve yaşam kalitesinde düşüş…

Üstelik araştırmalar, günde 6 saatten fazla oturmanın yaşam süresini bile olumsuz etkileyebileceğini gösteriyor.

Teknoloji bize konfor sağladı ama hareketimizi elimizden aldı.

Konfor arttı ama:

  • Kas gücü azaldı
  • Kilo arttı
  • Uyku kalitesi bozuldu
  • Eklem problemleri çoğaldı

Kısacası modern yaşam, bizi fark ettirmeden hareketsizleştirdi. Oysa çözüm bazen çok basit:

Günde 30 dakikalık düzenli yürüyüş bile çok güçlü bir başlangıçtır.

Haberin Devamı

Yürüyüş:

  • Kan dolaşımını artırır
  • Kasları güçlendirir
  • Eklemleri korur
  • İnsülin direncini azaltır
  • Mutluluk hormonu olan endorfini artırır

Ve sadece bedene değil, ruha da iyi gelir.

Düzenli hareket eden kişilerde stres ve kaygı düzeylerinin daha düşük olduğunu biliyoruz.

Bir diğer yanlış düşünce de şu: “Yaşlandım, artık hareket edemem.”

Aslında tam tersi doğru: Yaşlandığımız için hareket etmiyoruz; hareket etmediğimiz için daha hızlı yaşlanıyoruz.

Kaslarını kullanan, aktif kalan insanlar ileri yaşlarda bile daha güçlü ve bağımsız kalabiliyor.

Bu yüzden yaş aldıkça hareketten uzaklaşmak değil, hareketi daha bilinçli hale getirmek gerekiyor.

Haberin Devamı

Size tavsiyem şu: Hayatı oturarak tüketmeyin.

Çünkü attığınız her adım; kaslarınıza, damarlarınıza, beyninize gönderilen bir yaşam sinyalidir.

Her gün kendinize en az 30 dakika ayırın. Yürüyün, esneyin, hareket edin.

Çünkü sağlık çoğu zaman ilaçla değil, hareketle başlar. 

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler