Geri Dön

Harikasın Akhisar

Akhisar Belediyespor, evinde Fenerbahçe’yi yenmeyi başardı. Göztepe, İzmir’de ilk kez kaybetti. Sarı kırmızılıların 7 hafta sonunda 13 puanı var. Altınordu, kazanmayı sürdürüyor.

Harikasın Akhisar

Bülent Buda: 56’da Mehmet Ekici’nin uzak mesafeli sert köşeye giden şutunu Lucas çıkarıyor. Bunun dışında konuk Fener’in bu da kaçar mı diyebileceğimiz ne bir gol pozisyonu var, ne bir etkili atağı, ne de Akhisar savunmasını bunaltan hataya zorlayan baskısı var. Buna karşın Akhisar yine sağ, sol kanatlardan sayısız top indiriyor Fener kalesi önüne. Yetmiyor orta alandan hızlı dikine çıkışlarla Fener orta alanıyla savunmasını kevgire çevriyor.

Kartlar hatalıydı

Hele Serginho’nun iki müthiş girişimi var ki, onlar gol olsa, sarı lacivertliler darma dağın olacak. Unutmadan şunu da vurgulamalıyız. Akhisar’ın oynadığı futbol kalitesiyle Fener’in alanda önce 10, sonra 9 kişi kalmasına gereksinimi yoktu. Bülent Yıldırım’da kartlarda hatalıydı. İlginç olanda, alanda sayısal eşitlik olduğu süreçte Akhisar daha etkileyici ve de baskın olan taraftı. Yeşil siyahlılar takım olmanın, birlikte terlemenin paylaşmanın karşılığını izleyene keyif veren futbol ve de sonuçlarla alıyor. Cuma akşamı bence sahanın ve takımın en iyisi, bir savunma oyuncusunun çok ötesinde, ataklardaki girişimleriyle arkadaşlarına ilham kaynağı olan Lopez’di.

Fatih Tanfer: Fenerbahçe karşısında çok doğru bir oyun anlayışıyla oynadı. Güçlü ve coşkuluydu. Lucas’ın kurtardığı, Mehmet Ekici’nin şutu haricinde Fenerbahçe’nin çok da etkili bir atağı yoktu. Savunmanın merkezinde Mustafa Yumlu ve Caner doğru oynadılar. Mücadeleci ve iyi alan paylaşımını yaptılar. Ancak Akhisar’ın önemli sorunu olan orta alan problemini geri dörtlünün önünde çok akıllı oyun aynayan Soner ve gol kaçırmasına rağmen Serginho’yu çok beğendim. Takımın iki kanat beki Lopez ve Ömer Bayram, gerçeğini biz zaten biliyorduk. Ne mutlu rakip Fenerbahçe olunca, bütün Türkiye’de kabul etti.

Okan Hoca’yı kutluyorum

Akhisarspor, Fenerbahçe’yi iyi etüt etmiş kendi gücünü bildi ve takım oyununu iyi oynadı. Evindeki 4’üncü maçta 4’üncü galibiyet. Bu netice asla gölgelenemez. Elbette başarısız sonuçlarda hemen hedef tahtası olan Teknik Direktörlerdir. Bir galibiyet hem de Fenerbahçe’ye karşı alınıyorsa, Okan Hoca ve ekibini kutlamak gerek. Hep adaletli olalım diyoruz ya.
İsmail Özelçinler: İyi ki maçı izledik. Maç bittikten sonra televizyonların spor programlarında tartışılan en önemli konu, Fenerbahçeli 2 futbolcuya gösterilen kırmızı kartlardı. Tamam, özellikle Alper’e gösterilen kırmızı kart çok haksız olabilir. Ama Alper oyundan atılasıya kadar sahada oynanan futbol ve Akhisarspor’un oyunu 1-0 önde götürmesi, oyuna ağırlığını koymuş olması hep arka planda. Fazla uzatmadan. Akhisar, takım halinde oyuna ağırlığını koyan taraftı. Hakkıyla bir galibiyet elde etti. Fenerbahçe’nin ise doğru dürüst tek bir atağı bile yoktu. En önemli girişimi Mehmet Ekici’nin etkili şutunu kaleci Lucas’ın çıkarmasıydı. Gerisi Laf-ı güzaf....

İstikrarın sonucu

Mehmet Demirtaş: Manisa 19 Mayıs Stadı Türkiye’nin en kötü zeminine sahip bu bir gerçek. Okan Hoca Konyaspor maçında kaybetmesine rağmen istikrarını sürdürdü ve aynı 11’le sahaya çıktı. Oyuna baktığımız zaman iki takımında ilk yarı karnesi oldukça zayıf. İkinci yarının hemen başında Okan Hoca Henrique-Onur değişikliğine giderek Fenerbahçe’yi daha geriye itmeyi başardı. Ve Onur, Mehmet Topal’ın hatasını affetmedi golünü attı. Alper’in kırmızı kartı çok ağır karardı ama Fenerbahçe için hakem yüzünden kaybetti cümlesini kurmak daha ağır olur. Geçen sezonun son 10 haftasına damgasını vuran Okan Hoca ve öğrencileri yeni statlarıyla birlikte çok daha güzel yerlere geleceklerdir.

Göztepe'nin akıttığı tere yazık oldu

Bülent Buda: Dikine çıkış, ver kaçlarla rakip savunmayı eksiltme becerisini oyuna yansıtabiliyorsanız gol pozisyponuna daha çok ulaşabiliyorsunuz. Günümüzde buna pas oyunu deniyor. Başakşehir’in oturmuş, yerleşik alanı doğru parselleyen bir savunması var. O alana düzenli, yüksek top indirerek gole ulaşmak zorlaşıyor haliyle. Köşe vuruşları önemlidir. O nedenle alan ve de futbolcu paylaşımı özen istiyor. Epureanu kafayı bulduğunda yanında Selçuk vardı, adam paylaşımı hatalıydı. İkinci golde karşıdan gelen topa Costa sağ ayağının içini tutacak, top geldiği yöne gidecekti. O tersini yaptı. Rakip savunmasında, orta alanda disiplinli oynuyor. Ancak yinede pazar günü Göztepe’yi yenecek kalitede değillerdi. Göztepe’den gelecek erken bir gol, rakibin disiplinli savunmasını telaşlandıracak bir etki yapabilirdi. Oyunun çok büyük bir bölümünde baskılı arayışlarını sürdüren de, alandan yenik ayrılan da Göztepe. Bu sonuçtan şöyle bir ders çıkabilir mi acaba. Önce rakibe gol atma fırsatı vermeyeceksin.

Bambaşka bir ikinci yarı

Fatih Tanfer: Göztepe güçlü rakibi Başakşehir’e yenilerek haftalardır süren yenilmezlik serisini sona erdirdi. Elbette her takım gibi Göztepe’de yenilecekti. Aslında Göztepe maça iyi başladı. Orta alanda hücuma çıkıştaki sıkıntılar, Adebayor’un santrfor arkası olarak etkili oyunu defans bloğu ile orta sahayı birbirine yakın oynamayı mecbur etti. Biri duran top, diğeri de şansız iki golle mağlup duruma düştü. Başakşehir daha rahat oynayayım diye beklerken, Göztepe’nin sahadaki coşkusu ve yüreği, tribündeki müthiş taraftarıyla birleşince Başakşehir maçın sonunu zor getirdi. Göztepe ikinci yarıda pozitif bir oyun ortaya koydu. Geçtiğimiz haftada yazdım. Göztepe’de merkez santrforda Ghilas’ında sakatlığının biran evvel atlatıp, alternatif sayısının artması şarttır. Asıl önemli olanda böylesine müthiş bir destek veren taraftarın, bir küfür dahi etmeden maçı bitirmesi Göztepe takımı ile birlikte alkışlanacak konuydu...

İsmail Özelçinler: Arka arkaya alınan başarılı sonuçlarla dikkatleri üzerine çeken ve 3. sıraya yerleşen Göztepe’nin performansı çok kişiyi şaşırttı. Göztepe’nin Başakşehir karşısında aldığı yenilgi, bana göre sarı kırmızılı renklere gönül vermiş olanları üzmesin. Kalesinde kısa sürede 2 golü gören Göztepe, ikinci yarıda taraftarlarının da büyük desteğiyle iyi bir futbol ortaya koydu. Süper Lig’e çıktığı ilk sezonda, tamamen yenilenmiş bir kadroyla Göztepe’nin bugünkü durumu asla kötü değil. Herkesin en büyük dileği, Göztepe’nin ilk 2 yılında Süper Lig’de tutunmasıydı. Göztepe bunu başaracak ve gelecekte daha büyük başarılara imza atacaktır. Kimsenin şüphesi olmasın...

Daha da güçlenecekler

Mehmet Demirtaş: Herkesin dilinde Süper Lig’de bu yıl kalıcı olsun yeter söylemleriyle start alan bir sezon. 7 haftada 4 galibiyet 1 beraberlik ve 2 mağlubiyetle puan cetvelinde 4. sırada bir Göztepe. Tepeden tırnağa yenilenmiş bir takım, kısa sürede uyum süreci aşılmış oyuncular sanki 40 yıldır aynı takımda oynuyormuşcasına terlerinin son damlasına kadar çabalıyorlar. Başakşehir karşısında 2 şanssız golle geriye düşmesine rağmen son düdüğe kadar baskın oynayan ve rakibini kendi ceza sahasına hapseden bir Göztepe izledik. Ancak olmadı süre yetmedi. Canları sağ olsun verilen milli arada gereken dersler alınmış ve Antalya deplasmanında daha güçlü bir Göztepe izleyeceğimiz garanti.

İçerde dışarda aynı tarife

Bülent Buda: Stoper Recep, oyunun ilk 13 dakikasında yaklaşık dört pozisyonu etkileyici hamleleriyle önledi. Bir biçimde rakibin gazını aldı. Mirkan, ceza alanı içinde sanki topun ayaklarına değmesi yetiyor ve gidiyor gol oluyor. Bolu’nun en etkili oyuncusu, eşitlik golünü de atan Melih Okutan sağ kanatta Yusuf Acer’i bayağı zorladı. Ev sahibi 37’de oyuna iki hamle ile orta sahayı yeniledi, oyuna denge getirdi. Baskı altındaki Altınordu 70’de bir kez daha Kerim’in tarih kitaplarına geçecek sol ayağı ile rakibi bir kez daha çökertti. Hüseyin Eroğlu oyuna ikinci hamleyi 76’da yapıyor, üçüncüsü 90’dan sonra geliyor. Görülüyor ki o anlamda biraz sıkıntı var sanki.

Güzel günler yakın

Fatih Tanfer: Altınordu takım halinde oyun disiplininden taviz vermedi. Hücumda Mirkan, Murat Uçar ve Kerim Avcı gibi fark yaratan oyuncular, iki golün oluşmasına neden oldular. Bunlar genç, baskı ve sertlik yaparsak oyundan düşer anlayışıda artık geride kaldı. Altınordu’da en büyük sıkıntı savunmadan hücuma geçişte yapılan top kayıpları. Hüseyin Hocam bu sorunu da çözdükten sonra dahada iyi olacaklarına inanıyorum. Takımın hepsi koştu, terinin son damlasına kadar akıttılar. Ancak kaleci Erce, Uğur Arslan ve Recep’ten özel olarak bahsetmemek onlara haksızlık olur.
İsmail Özelçinler: Altınordu, tartışmasız Türkiye liglerinde her yönden örnek bir takım. Bülent Abim ve Fatih kardeşim, teknik açıdan maçın analizini yaptılar. Fazla söze gerek yok. Özellikle Mirkan ve Kerim Avcı’nın gollerine ara vermemesi, gelecek haftalar içinde güzel bir sinyal.

Mehmet Demirtaş: Altınordu, bu sezon direkt olmazsa Play Off’ta bu lige artık yeter diyecek... Medyum muyum, hayır. Sistem ortada... Hüseyin Hoca, 6 sezondur reçetesi elinde teşhisi yaptı, uzun bir tedavi sürecinden geçirdi ve bu aslan yürekli gençlerle zorlu ligde mücadele ediyor, başarılarına başarı ekliyor. Bana göre, galibiyetten öte Erce’nin maç sonu verdiği röportaj her şeyi anlatmaya yetiyordu. Konuşmasıyla, duruşuyla odasını temizleyen ablalarına kadar vefa duygusunu yansıtmasıyla örnek sporcu yetiştiren bir kulüp, Atatürk’ün tarif ettiği ahlaklı, zeki sporcuları görmek ne kadar güzel. Teşekkürler Altınordu, teşekkürler Erce Kardeşler...

Denizlispor kendine döndü

Bülent Buda: Moritz’in golü öncesi, rakip atağında Ömer Alp Kulga’nın kale önüne indirilen yüksek topa harika bir zamanlamayla zıplayışı ile gollük top yaşamsaldır. Yasin Ozan 78’de dramatik bir düşüş yaşadı. Futbolda olağan durumlar bunlar. Atakan, ileri ucun rakip savunma arkasına en iyi koşu yapan tek pas uygulaması kusursuz bir oyuncu. Oyundan ilk alınacak o değildi. Evet topla az buluştu, çok görünmedi. Çünkü arkadaşları onu sağ kanatta unuttu, yararlanmasını bilmediler. Burak, geçen yılın çizgisinden uzak, iyileşmeli. Yasin Ozan golle tanışmakta zorlanıyor. Barış Örücü, Ziya, Kappel, Anıl, Moritz oynadıkları takımı skora taşıyacak, oyunda dengeleri kuracak nitelikte futbolcular. Bir koşulla salt futbola odaklanarak, daha çok çalışarak. Reha Erginer, doğru bir seçim. Kişilikli, samimi ve adil. Bir hafta milli maç arası. Galibiyet ilaç gibi geldi. Sürekli olması dileğiyle kolay gelsin.
Fatih Tanfer: Denizlispor’da öncelikle göreve başlayan Reha Erginer’e biz başarılar dilerken, aldıkları 3 puanla futbolcularda hoş geldin hocam dediler. Rakip Gazişehir, oyuncu yapısı itibariyle bu ligin önemli takımlarından bir tanesi. Denizlispor hırslı ve enerjik bir oyun anlayışıyla maça başladı. 20. dakika sonrası takımın boyu uzadı, pas alışverişi olmadı. Elbette takımın birçok sorunu var. Reha Hoca’da bunları çözmek için geldi.
İsmail Özelçinler: Aldığı sonuçlarla ligin dibine çakılan Denizlispor’un psikolojik olarak ne kadar zor durumda olduğunu anlamamak mümkün değil. Reha Erginer’in böyle bir ortamda takımın başına geçmesi hiç de kolay değildi. Bu şartlarda maça çıkan Denizlispor ilk yarıda ve ikinci yarının ortalarına kadar istediği oyunu ortaya koyamadı. Ancak, Kappel ve Moritz’in oyuna girmesiyle bir canlılık geldi Denizlispor’a... 90+3’te Moritz’in golüyle de 3 puanla tanıştılar. Umarım bu galibiyet Denizlispor’a ilaç gibi gelecek.

Bal Kes’te istikrar yok!

Bülent Buda: Kanıksanmış dizilişin, gözden geçirilmesinin zamanı geldi. Niye yapıldı onca transfer. Fena halde rahatlama gelmiş bazı futbolculara. Nasıl olsa her koşulda ilk 11’de çıkarım. Olmuyor işte. Samsun karşısında 10 dakika akıcı futbol, ardından bütünüyle teslimiyet. Oyun mantalitesinde devrim niteliğinde değişimlere gereksinim var Balıkesirli futbolcuların. Kullandığımız sözcükler, öneriler Balıkesir’in Play Off’a odaklanmış olduğunu varsayarak yazıya dönüştü. Yoksa hoca’nın yöntemlerine karışmak haddimiz değil, bize de yakışmaz.
Fatih Tanfer: Balıkesirspor, Samsunspor karşısında maçın ilk bölümünde daha iyi oynadı. Balıkesirspor’un bir özelliği var. Bir hafta umut verir, öbür hafta Balıkesirlilerin hayal kırıklığı kaçınılmazdır. Defans göbekten yapılan ataklara hiçbir şekilde tedbir alamadı. Ağır ve tek hamlelik ve birde böyle umursamaz tavırlar içinde olan savunma oyuncuları iki top kaptırdılar ve kalesinde iki gol gördü. Takımda nedense bir koordinasyon sıkıntısı var. Çözüm zamanı geldi. Umarım, geç kalınmaz.

Zor dostum zor

Bülent Buda: Perovic’in muhteşem golünden önce Eskişehir 4 farkla öne geçseydi tamam, eyvallah. Ancak ilk yarının uzatmalarında o saçma penaltıyla gelen eşitlik sonrası ikinci yarı. Bilal, Perovic’in dışarı giden kafası. Yetmiyor, 56’da 10 kişi, ardından iki gol. Yine pes etmiyorlar. 10 kişiyle zorluyorlar. Bilal’in nefis ikinci golü. İşte oraya kadar olan biten sindirilebilir şeyler değil. Bitmiyor, eşitlik golü geliyor, saçma bir ofsayt bayrağı. Bu denli eksikle 10 kişi kalıp böylesine baskılı bir ortamda oyun alanında dik durdukları için oyuncuları kutluyorum. Ve yine bağışla beni Sait Hocam, akıl vermeyi sevmem ama başla Mustafa Sevgi’yle sol bekte 10 kişi kalma ve maçı kazan. Bir şey daha, Bilal’in öyle kulübeye çekilecek, oyundan alınacak ilk oyuncu olmadığını da gördük.

Fatih Tanfer: Manisaspor’un Eskişehir’de bu kadar iyi mücadele ettiği bir oyunun sonucu bu olmamalıydı. Futbolda kural haline geldi. Deplasman takımı devre bitimine yakın, gol yediği takdirde genelde ikinci yarılarda rakibin moral motivasyonu ve seyircinin büyük etkisiyle öne geçiyor. Manisa, geriye düştükten sonra da korkusuzca rakibinin üstüne gitti ve ikinci golü buldu, hatta ofsayt nedeniyle sayılmayan golle bir puanı gitti. Kesin olan bir şey var bu sonuçtan sonra bu kadar güçlü oyunculara sahip Manisaspor’un hedefide belli oldu. Ligde kalmak. Maçların daha 5’te biri bitmeden, böylesine bir yorum erken denilebilir. Manisa’nın maçından çok yönetimin, yapılan yanlışlıkların ve istifa ifadelerinin her gün kullanıldığı, kimsenin üstüne alınmadığı bir ortamda daha başka ne düşünebilirim.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber