10.05.2026 - 00:00 | Son Güncellenme:
FATİH TANFER - ASLI ÖKTENER - Bu başarının ardındaki isimle ESBAŞ Ege Serbest Bölgesi’nde de sayısız yatırıma imza atan deneyimli iş insanı Dr. Faruk Güler ile Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Yürütme Kurulu Başkanlığını üstlendiği BASBAŞ’ta buluştuk, sürdürülen çalışmaları dinledik…
■ 2013 yılından bu yana ESBAŞ’a sayısız yatırımcı çektiniz, ülkemiz ihracat ve istihdamına önemli ölçüde katkılar sağladınız… Onca tecrübenize son iki yıldır da BAŞBAŞ’ın yöneticiliğini eklediniz. Öncelikle şunu soralım her şey planladığınız gibi mi ilerliyor?
Bir kere dünyada hayat hiç durmuyor… 8.5 milyar insan hala yiyor, içiyor, giyiyor, geziyor, hareket ediyor. Bazısı az, bazısı çok yiyor ama global olarak harcamalara yani iş akışına baktığınızda tüketim oranı sürekli artıyor. Peki nereye harcıyor insanlar? Ya mala ya hizmete veriyor.

Son yıllarda ise dünyadaki gelişmelere paralel olarak bu mal ve hizmetlerin üretim yerlerinde kaymalar olabiliyor. Bütün ülkeler aman yatırım bende olsun diyor. Cumhurbaşkanları seviyesinde yatırımcı çekmek için uğraşıyor, vergi düzenlemelerini ona göre yapıyor.
Serbest bölgeler de işte burada devreye giriyor. Biliyorsunuz bunun için rahmetli Turgut Özal zamanında 3218 numaralı kanunla hayata geçirildi. Yerli, yabancı firmalar üretsin, bu bölgelerden ihracat yapsın, ülkeye döviz kazandırsın, teknoloji getirsin ve istihdam yaratsın diye… ESBAŞ olarak da biz ilk özel serbest bölgeyiz. Peki amacımıza ulaştık mı? Rakamlar her şeyi söylüyor. ESBAŞ’ta bugün 198 tane şirket var. 6.3 milyar dolar ticaret hacmi bulunuyor. 3.3 milyar doları ihraç ediyorlar. Demek ki ciddi bir iş yaratıyor ve ihraç ediyor.
38 şehrin toplam taşı, toprağı, sanayisi, hepsinin ihracatı kadar demek. Adana’nın toplam ihracatından daha fazlasını biz Ege Serbest Bölgesi’nde yapıyoruz.
Ancak elbette dünyadaki sorunlar bizleri de etkiliyor. Yine de ESBAŞ’ta ihracat oranımız geçen yıl %10 arttı. Bu yıl 3 aydaki toplam ihracatımız geçen senenin ilk üç aylık ihracatının %10 üzerinde. Fakat, “Beklediğiniz gibi mi gidiyor?” diye sordunuz ya… Rahmetli Demirel’in sözü burada akla geliyor; hem iyi hem kötü durumdayız. %10 ne kadar güzel ama dünyada işler iyi olsaydı bu rakam %20 olacaktı… İyiyiz ama dünyada işler iyi gitseydi daha da iyi olabilirdik.

Peki, BASBAŞ’ta da durum aynı mı?
Burada da öyle evet… Biz bu projeye 2017 yılında başladık. O günlerdeki tahminimize göre alt yapı planlarımızı tamamladık ancak yatırımcı çekme açısından yavaş gidiyoruz. BASBAŞ tarafından inşa edilen iki üretim tesisi şimdiden kiraya verildi, iki üretim tesisinin kiralama süreci ise devam ediyor. Yeni bir üretim kompleksinin inşaatı da tamamlanmak üzere. Bunun yanı sıra, kendi üretim tesislerini yapacak olan yatırımcılar da inşaatları devam eden fabrikalarını hızla devreye almak için çalışmalarını yoğunlaştırmış durumda. Geçen yıl 12.8 milyon dolarlık ticaret hacmine ulaştık. Bu rakamın yarısını ihracat oluşturdu. Bu sene geçen yıl yaptığımız ihracatın 3 katına çıkacağını tahmin ediyorum. Bölgemizde şu anda yaklaşık 500 kişi çalışıyor. Bu sayının da 2026 yılında iki katına çıkacağını tahmin ediyoruz.
BAŞBAŞ’a ilgi her geçen gün artıyor. Dediğim gibi insanlar harcamaya, yaşamaya devam ettikçe her alanda üretim sürecek. Önemli olan yılmadan, usanmadan insanları böyle ortamda yatırım yapmaya ikna etmek. Yatırım yapmak için de bugün Türkiye’de, hatta dünyada en uygun yatırım yapılacak yerlerden bir tanesi serbest bölgelerdir.
Dünya devleri bu yıl üretime başlayacak
BAŞBAŞ’ta faaliyet gösteren İdatrim firması bir yıldır otomobil koltuk kılıflarını üreterek bölgeden Mercedes ve Audi gibi lüks segment modeller dahil, dünyanın en büyük otomotiv markalarına ihraç ediyor.
Otomotiv sektörüne yönelik üretim yapan Onursan firması da fabrikasını tamamlayarak üretime başlayan ikinci firma oldu. Ege Serbest Bölgesi’nde de yatırımı bulunan Zenith, Nano ve fiber malzemelerden üretilen teknik tekstili kullanarak sağlık ve kozmetik sektörüne yönelik ürünler üretecek olan Nexture firması da bu yıl bölgede üretime başlayacak. Dünyanın ilk ticarileştirilmiş üçüncü nesil ultra düşük atışlı elyaf ürünlerini üreten Hollanda-Çin ortak girişimi Vulcor Soli ise üretim tesisinin yüzde 60’ını tamamlamış durumda. Yılın ilk yarısında faaliyete geçmeyi planlayan firmanın elyaf formunda üreteceği yalıtım malzemeleri çelik metalurjisi, enerji, petrokimya, cam, seramik, yangın güvenliği, elektrik ekipmanları ve güneş enerjisi gibi yüksek ısı ortamlarının bulunduğu pek çok sektörde kullanılacak. Bunların yanı sıra, bölgede yatırım yapmak için Ticaret Bakanlığı’ndan onay alan mobilya sektöründen bir firma da yılın ilk yarısında üretime başlayacak şekilde çalışmalarını sürdürüyor.

‘Coğrafi konum ve iş gücü avantaj’
■ Bergama halkı BASBAŞ’ı sahiplendi mi?
Bölgesel olarak zorluk çekmedik. Çünkü daha yatırıma başlamadan önce hatta karar almadan önce Bergama’da ciddi toplantılar gerçekleştirdik. Serbest bölge nedir, burada neler yapacağız diye kentin ticaret insanları, sanayicileri, halkı, hatta yakın köylerdeki vatandaşlar ve bölgedeki tüm muhtarlarla toplantılar yaptık. Kendilerini ESBAŞ’a da davet ettik. Nasıl bir yer yaratacağımızı örneklerle anlattık. Hiçbir Bergamalıdan “Olmasın” sözünü duymadık. “Allah razı olsun, gelin de çocuklarımız da burada iş bulsun, geri gelsin” diyenler oldu. Bugün burada çalışan Bergamalı çocuklarımız da var.
■ Peki, bu yıl hedefleriniz neler olacak?
2026’da ESBAŞ’ta ihracatımız geçen yıla oranla yine %10 büyüyecek. Biliyorsunuz oraya artık yatırımcı alamıyoruz. Tamamen doldurduk. BASBAŞ’ta ise bugün 6 şirketimiz var. Bu yıl içinde de sayıyı 10’a tamamlayacağız.
■ BASBAŞ’ın tam kapasite ile hizmet vermesi ne kadar zaman alır?
Bizim organize sanayi bölgeleriyle farkımız şu; biz arsaları dolduralım diye uğraşmıyoruz, yatırımcının iş hacmine bakıyoruz. Bir de yatırımcıyı biz seçiyoruz. Biliyorsunuz teşvik söz konusu olduğu için herkes serbest bölgelerde yatırım yapamaz. İhracat kapasitesi, teknolojisine, çevreyle olan iş ilişkisine bakmamız lazım. Yani yaptığı iş teşvik edilebilecek bir iş mi? Sonuç olarak uzun süreli, memlekete faydalı hangi şirketleri getirebiliriz diye çalışıyoruz. Yoksa yeri doldurmak kolay. Bugün 10 şirket müracaat ediyorsa sadece onda biri bölgemizde yer alabiliyor.
■ Ülkemiz yatırımcı çekecek esnekliğe sahip mi?
Türkiye’nin lokasyonu dünyada çok az yerde var. Yani bir iş yapacaksan; satacağın kitle kim, oraya ne kadar yakın bunlara mutlaka bakacaksın ki para kazanabilesin. Dolayısıyla Türkiye’nin coğrafi konumundan dolayı büyük bir avantajı var. İkincisi hakikaten çalışacak insan potansiyeli var. Üç güven… Biz Türkler kendimizi çok eleştiriyoruz da acaba hangi ülkeler Türkiye’den daha güvenilir? Elbette güvenin sınırı yok ama yatırımcı çekebilecek kadar güven ortamı var mı diye baktığınızda süper değiliz ama kötü de değiliz. Ayrıca verdiğiniz teşvikler de önemli. Türkiye’de serbest bölgeler bu anlamda dünyada çok önemli bir yere sahip. Serbest bölgelerde işçi maliyeti %27- %30 arasında daha düşük. Çünkü gelir vergisi muafiyeti var. Dolayısıyla böyle olduğu için de yatırımcı buralara geliyor.

■ Peki ABD-İran, Rusya-Ukrayna savaşlarının bölgemize, yeni yatırımcılara olumsuz etkisi ne oldu?
Ortadoğu’da yaşanan ekonomik, üretim anlamındaki durma-yavaşlama, iş hacminin başka ülkelere kaymasına neden oluyor. Dolayısıyla aslında üretim potansiyeli hiç bitmiyor, yer değiştiriyor. Peki, nereye gidiyor? Türkiye’ye de gidiyor. Az önce de belirttim ülkemizin lokasyonu çok önemli. Biz de Ukraynalı yatırımcı var. Niye, çünkü kendi ülkesinde üretemiyor ama Avrupa pazarı var, geliyor burada yatırım yapıyor. Aynı şekilde geliyor İranlı iş insanları da yatırım yapıyor. Son bir yıldır Amerika’nın ambargosuyla Çinli yatırımcılar da Türkiye’ye geliyor. Yatırımcı en ekonomik, en hızlı, en iyi çalışanı bulacağı yeri alıyor. Bir de en iyi yaşayacak yeri arıyor. Gelir mi adam çocuğunu okutamayacağı yere? Bir de BAŞBAŞ olarak farkımız iki türlü yatırım fırsatı sunuyoruz. Bir arsa kiralıyoruz, bir de fabrika binalarını kendimiz yapıyoruz. Yani yatırımcılara alt ve üst yapısıyla dört dörtlük hazır bina temin ediyoruz. Bu da çok büyük bir avantaj.
‘İhracatın yüzde 70’i Avrupa ülkelerine’
■ BAŞBAŞ’ın diğer bölgelerden ayıran avantajları neler?
En büyük artısı bir lokasyonu, ikincisi de her şeye hazır sanayi arazisinin olması. Yani un da var, şeker de var. Zaten İzmir kendi başına yatırım yapılacak bir yer. ESBAŞ’tan sonra açılacak bölge özellikle İzmir’in kuzeyinde olsun dedik. Niye kuzeyinde, çünkü bizim %70 ihracatımız Avrupa’ya. Bu da iki yolla yapılıyor. Deniz ağırlıklı veya tır. BAŞBAŞ da Aliağa’daki limanlara, İstanbul-İzmir Otoyolu ve 1915 Çanakkale Köprüsü’ne yakınlığıyla öne çıkıyor. Bu nedenle de Avrupa pazarı başta olmak üzere küresel pazarlara açılmak isteyen yerli ve yabancı yatırımcılara büyük fırsatlar sunuyor. Buradan 30 dakikada limana, 4 saatte bir gümrük kapısına, 6 saatte diğer gümrük kapısına ulaşılabiliyor. Herkes, “fabrika kapatıyoruz, yatırım olur mu?” derken burada fabrika inşaatları yapılıyor. Daha hızlı olabilirdi ama büyümeye devam ediyoruz. Bizim yatırım projelerimiz zaten yıllar sürüyor. ESBAŞ’ın da bu noktaya gelmesi 36 yılı aldı. Toplam 23 bin 500 kişiye istihdam sağlıyoruz. Bu aile bazında 120 bin vatandaşımız ekmek yiyor demek. Dolaylı iş yapanlarla ise istihdam oranımız 200-250 bine çıkıyor. Biz memleketimiz için uğraşacağız, yatırım, iş yaratmak için uğraşacağız.