FATİH TANFER/ASLI ÖKTENER- Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Nerede doğdunuz, nasıl bir ailede büyüdünüz?
Hatay’ın İskenderun ilçesinde doğdum. Mütevazi, kendi halinde ama sevgi dolu bir ailede büyüdüm. Esnaf bir babanın kızı olarak erken yaşta çalışmanın, üretmenin ve hayal kurmanın önemini öğrendim. Hayata karşı mücadeleci ve sorumluluk sahibi duruşumu çocukluk yıllarımdan bu yana taşıyorum.
■ Peki, İzmir’le tanışma öykünüz nasıl oldu? Bugün kendinizi bir İzmirli olarak hissediyor musunuz?
2007 yılında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nü kazandığımda, İskenderun’dan kalkıp İzmir’e taşındım. O gün bugündür de bu şehirdeyim. İzmir sadece yaşadığım yer değil, kendimi var ettiğim, büyüdüğüm, dönüştüğüm yer. Bugün kendimi bir İzmirli gibi hissediyorum; çünkü İzmir’in ruhunu, özgürlüğünü, çoğulculuğunu içselleştirdim.
■ İş dünyasına ne zaman adım attınız? Sırasıyla hangi alanlarda çalıştınız?
İş hayatına erken atıldım. Üniversitenin ikinci sınıfında aktif gazetecilik yapmaya başladım. Hem çalışıp hem okurken bir yandan da sahada mesleğin pratiğini öğrenerek büyüdüm. Mezun olmadan önce Sarı Basın Kartımı alıp İzmir Gazeteciler Cemiyeti’ne üye oldum. Mezuniyetimin hemen ardından yerel basındaki görevimden istifa ederek Yurt Gazetesi Ege Temsilciliği’nde muhabir olarak görev aldım.
Gazeteciliğin ardından dergicilik deneyimim oldu; Ege Life ve Senato dergilerinin genel yayın yönetmenliğini üstlendim. O süreçte sağlık sektörüyle tanıştım ve birçok özel hastanenin basın danışmanlığını yürüttüm. Bu deneyim beni kurumsal iletişim alanına yönlendirdi.
2016 yılında Pegasus Reklam Ajansı’nı kurarak kendi yolumu çizdim. Reklam, halkla ilişkiler ve medya planlama başta olmak üzere; kurumsal kimlik, içerik üretimi ve etkinlik yönetimi alanlarında çalışmaya başladım. Aynı dönemde Gaziemir Belediyesi’nde 3 yıl boyunca Basın Danışmanlığı görevini üstlendim. Ardından bu kez yönümü Çeşme’ye çevirdim.
Bugün hem Pegasus Ajansı’nın kurucusu ve yöneticisi olarak çok sayıda markayla çalışıyorum, hem de Çeşme Belediyesi Basın Danışmanlığı görevimi sürdürüyorum. Bunun yanı sıra Alaçatı Turizm Derneği (ATD), Çeşme Turistik Otelciler Birliği (ÇEŞTOB), Çağla Kubat Sörf Okulu gibi kurumlara da gönüllü iletişim desteği veriyorum. Hem sahada hem masada üretmeyi seviyorum.
Sinerji varsa başarı da geliyor
■ O yıllardan, bu yıllara gelecek olursak… O genç kadın, bugün hayal ettiği noktaya ulaştı mı? Mutlu musunuz?
O genç kadın hep çok çalıştı, hâlâ da çalışıyor. Ama bir farkla; bugün durduğu yerin hakkını veren, kendi ayakları üzerinde duran, üreten, yöneten ve hâlâ hayal kurmaya devam eden bir kadına dönüştü. Evet, mutluyum. Hem yaptığım işten hem kendimle kurduğum ilişkiden hem de Çeşme’nin bana kattığı ilhamdan. Çeşme’nin rüzgârı, ritmi ve enerjisi bana hem nefes hem de üretme gücü veriyor; hayallerimi büyütmek için doğru yerde olduğumu hissediyorum.
Çok çalıştım, çok hayal ettim; şimdi hem üreten hem hayal kuran bir kadının hikâyesini Çeşme’nin rüzgârında yazıyorum.
■ Şirketinizle bugün hangi alanlarda, kaç yatırımcıya hizmet sunuyorsunuz?
Başlangıçta sağlık sektörü odaklı çalışıyorduk; ancak Çeşme’ye yerleşmemle birlikte ajansımın vizyonu da doğal olarak evrildi. Artık rotamız turizm, destinasyon markalaşması ve yaşam tarzı ekseninde şekilleniyor.
Bugün Pegasus Ajansı; butik otellerden restoranlara, belediyelerden ulusal markalara kadar çok geniş bir müşteri ağına marka stratejisi geliştiriyor, medya iletişimini yönetiyor ve içerik üretiyor. Sadece reklam veren değil, birlikte bir hikâye inşa ettiğimiz yol arkadaşlarımız var.
Özellikle son üç yıldır, birçok ulusal gazetenin Çeşme ilavelerini tek elden yürüten isim olarak hem bireysel olarak hem de Pegasus markasıyla bölgede güçlü bir iletişim değeri oluşturduğuma inanıyorum. Bu sayede Çeşme’nin yerel ruhunu ulusal platformlara taşıyan, aynı zamanda bölgedeki işletmelere görünürlük sağlayan sürdürülebilir bir medya ağı kurduk.
Ajansımız artık sadece bir iletişim ofisi değil; Çeşme’nin ruhunu anlayan, anlatan ve ulusal vitrine taşıyan stratejik bir marka ortağı…
Kısacası Pegasus, Çeşme’den ilham alıyor ama vizyonunu çok daha geniş coğrafyalara taşıyor.
Marka olmak bir süreç
■ Tüm bu alanlara tek başına yetişmek zor olmuyor mu?
Elbette ki bu kadar çok alana tek başına yetişmek mümkün değil. Ben daha çok işin yaratıcı, stratejik ve kriz yönetimi tarafındayım. Ama birlikte çalıştığım çok kıymetli bir ekip var; her biri işini tutkuyla yapan, güven veren insanlar. Onlar sayesinde çok yönlü bir tempoya uyum sağlayabiliyorum. Bizim işimiz kolektif bir ruhla yürüyen bir maraton gibi… Sinerji varsa, başarı da geliyor zaten.
■ Bölgemizdeki yatırımcılar marka olmanın önemini yeterince kavradı mı?
Bu konuda son yıllarda ciddi bir uyanış var. Artık sadece iyi bir ürün ya da hizmet sunmak yeterli değil; arkasında anlam, hikâye, duygu arayan bir kitleyle karşı karşıyayız. Ancak hâlâ “biraz reklam veririm olur” sananlar da yok değil. Marka olmak bir süreçtir; samimiyet, süreklilik ve tutarlılık ister. Benim için değerli olan; bu sürecin farkında olan insanlarla yol yürümek.
■ İşinizdeki en büyük zorluklar neler? Gençlere ne önerirsiniz?
En büyük zorluk: Zaman. Farklı alanlarda üretmek, sürekli yeni fikirler geliştirmek ve krizleri aynı anda yönetmek… Konsantrasyon, sabır ve yaratıcılık gerektiriyor. Gençlere önerim ise ne yapmak istediklerini gerçekten analiz etsinler, kendilerine bir duruş belirlesinler ve sabırlı olsunlar. Başarı; bir anda gelen bir şey değil, istikrarlı bir emeğin karşılığı.
Dürüstlük sadakat ve saygı
■ Sizin için iş dünyasında kırmızı çizgiler neler?
Dürüstlük, sadakat ve saygı. Bu üçü olmazsa olmazım. Kimseyi kandırmam, kendimi de kandırmam. Şeffaflık ve etik duruş, benim iş yapış biçimimin temelidir. Bir işi yapıyorsam gerçekten hakkını veririm; vermiyorsam da hiç başlamam.
Bakış açımı zenginleştirdi
■ Çeşme hikayeniz nasıl başladı?
Çeşme benim hayatımda bir dönüm noktası oldu. 2019’da belediyedeki görevimle geldim ama burada yaşamaya başladıktan sonra yalnızca çalıştığım yer değil, ait hissettiğim yer haline geldi. Beni dönüştürdü, kendi potansiyelimi fark etmemi sağladı. Ege’de hem kalabalık hem de kalabalıktan uzak ama çok derin bir hayatın mümkün olduğunu gördüm. Bilinenin aksine yazdan çok kışını sevdim… Sokakların sessizliğini, taş duvarların arasında yankılanan o dinginliği, yavaş akan zamanı. Bugün baktığımda Çeşme; yalnızca bir yaşam biçimi değil, içsel gücümü yeniden keşfettiğim bir yer olarak da hayatımda çok özel bir yere sahip.
Bu yolculukta en kıymetli dönüm noktalarımdan biri, Çeşme Belediye Başkanı Sayın Lal Denizli ile çalışma fırsatım oldu. Onun güçlü vizyonu ve duyarlılığı, sadece işimi değil, bakış açımı da zenginleştirdi. Böyle bir liderle yol yürümekten dolayı hem gururluyum hem de gerçekten çok mutluyum.
■ Sizce Çeşme, İzmir hatta ülkemiz için neden önemli olmalı?
Çeşme doğal güzellikleri, tarihi, gastronomisi ve kültürel mirasıyla çok güçlü bir marka değerine sahip. Ama bu değerin sürdürülebilirliği, hepimizin ortak sorumluluğu. Bugünkü kimliğini koruyarak geleceğe taşımak, yalnızca yerel yönetimlerin değil, burada yaşayan, yatırım yapan, misafir olan herkesin katkısıyla mümkün. Değer görmekten çok değerini hep birlikte korumak gerekiyor.
Bu kadarı yeter demem!
■ Şirketinizde hedeflediğiniz noktada mısınız?
Gurur duyduğum bir noktadayım ama hiçbir zaman “bu kadarı yeter” demem. Pegasus Ajansı, önümüzdeki dönemde daha ulusal ölçekli işler yapacak. Turizm odaklı yaratıcı projeler ve kültürel etkinliklerle alanını daha da büyütecek. Çeşme’yi anlatmaya, markaları büyütmeye devam edeceğim.
■ Peki özel hayat? Yeni hedefleriniz var mı?
Kalbimin sesini duymaya daha fazla alan açmak istiyorum. Huzurlu, beni olduğum gibi seven, benim de sınırlarımı koruyabildiğim bir hayat… Kariyer kadar özel hayat da denge istiyor. Ve evet; artık o dengeyi kurmak da hedeflerimden biri.

‘Yazmak ve yalnız kalmak rahatlatıyor’
■ Çeşme, hangi alanlarda yatırımcılar için daha cazip?
Çeşme hâlâ yavaş yaşam, sağlıklı yaşam, sürdürülebilir turizm ve gastronomi alanlarında büyük fırsatlar sunan bir bölge. Yerel kimliğini koruyan ama dünya ile entegre olabilen projeler burada her zaman öne çıkıyor. Benim de uzun zamandır içimde küçük ama ruhu olan bir mekân açma hayalim vardı. Şimdi bu hayali gerçeğe dönüştürmek üzere bazı adımlar attım. Bence en kalıcı yatırımlar, sahibinin ruhunu yansıtan projelerden doğuyor.
■ Sizi tanımayan biri için nasıl birisiniz?
Yakın çevrem beni “dışarıdan soğuk, içeride deli dolu” biri olarak tanımlar :) Güvenilir, üretken, eğlenceli ama duygularını da derin yaşayan biriyim. Sosyal görünsem de zaman zaman kendi içime çekilme ihtiyacı hissederim. Tequila adında 4 yaşında bir can dostum var; birlikte geçirdiğimiz zaman hem bana iyi geliyor hem hayatın ritmini yavaşlatıyor. Bazen fazla sahiplenen, bazen fazla detaycı olabiliyorum. Zaman yönetimiyle hâlâ ara ara cebelleşiyorum ama galiba bu da beni ben yapan şeylerden.
■ Bu kadar yoğunluk içinde sizi ne rahatlatır?
Yalnız kalmak. Yalnız kalabilmek. Yazmak, tek başıma kahve içmek, seyahat etmek, yeni yerler keşfetmek… Bazen de hiç plan yapmadan uçağa binip gitmek. Evde palo santo yakıp sessizce oturduğum anlar da oluyor. Bu tür küçük ritüeller beni merkeze getiriyor. Meditasyon yapmıyorum belki ama, bazen sadece “durmak” yeterli oluyor. Kalabalığın içinde bile kendi iç sesimi duyabildiğim sürece ayakta kalabiliyorum.
‘Asıl mesele planlama’
■ Yazın kalabalık, pahalılık ve yapılaşma eleştirilerine katılıyor musunuz?
Bu tür eleştirileri zaman zaman duyuyorum ve anlayabiliyorum. Ancak ben bu yoğun ilgiyi bir “sorun” olarak değil, doğru yönetildiğinde büyük fırsatlara dönüşebilecek bir potansiyel olarak görüyorum. Çeşme gibi kıymetli bir bölgede önemli olan; bu ilgiyi planlı, çevreci ve sürdürülebilir bir anlayışla yönetebilmek. Tam da bu noktada, Çeşme Belediye Başkanımız Lal Denizli’nin vizyoner yaklaşımı ve bu yönde attığı adımlar belirleyici oluyor. Altyapı yatırımlarından kültürel planlamaya, doğayı korumaya yönelik projelerden kentsel estetiğe kadar birçok alanda sürdürülebilir büyümeyi esas alan bir bakış açısı hâkim. Biz de bu vizyon doğrultusunda, doğal dokuyu bozmadan, hizmet kalitesini düşürmeden gelişen bir Çeşme’ye katkı sunmaya çalışıyoruz.