28.09.2025 - 00:30 | Son Güncellenme:
FATİH TANFER - ASLI ÖKTENER
FATİH TANFER/ASLI ÖKTENER- Sizi biraz tanıyabilir miyiz?
Nerede doğdunuz, nasıl bir ailede büyüdünüz?
Hayata Belçika’da gözlerimi açtım. Henüz çocukken, bir buçuk yaşında anne ve babamı bir uçak kazasında kaybettim. O günden sonra hayatımın en büyük kahramanı olan ablamın yanında büyüdüm. Bu trajik başlangıç bana erken yaşta hayatta hiçbir şeyin garanti olmadığını, fakat sevgi ve dayanışma ile yeniden bir aile kurmanın mümkün olduğunu öğretti. Bugün sahip olduğum gücü, o yıllardan gelen mücadele ruhuna borçluyum.
İş dünyasına ne zaman adım attınız? Sırasıyla hangi alanlarda çalıştınız?
Yaşama çok genç yaşta çalışarak tutundum; 16 yaşında muhasebe ile başladım. Daha sonra yurtdışında hemşirelik eğitimi aldım ve sağlık sektöründe uzun yıllar çalıştım. İnsanlara şifa vermek, onların hayatına değer katmak bana her zaman yol gösterici oldu. Bugün ise o disiplin ve hizmet anlayışını otelcilik alanına taşıyarak Port Alaçatı Hotel’in yöneticiliğini üstleniyorum. Sağlıkta olduğu gibi turizmde de insanın kalbine dokunabilmek, benim için en büyük başarıdır.

İzmir’le, Çeşme ile tanışma öykünüz nasıl oldu peki?
Çocukluğum İzmir’de geçti, ama Alaçatı ile asıl tanışmam kalbimin izinden gitmemle oldu. Köln’de sağlık sektöründe çalışırken Kenan’la yollarımız kesişti. Sevdiğim adam için ülkemi değiştirdim ve Alaçatı’ya geldim. O günden sonra burası benim sadece yaşadığım yer değil, aynı zamanda hayallerimi ve emeklerimi büyüttüğüm bir yuva oldu.
Port Alaçatı Otel ile yolunuz ne zaman ve nasıl kesişti?
Türkiye’ye döndükten sonra iki yıl boyunca çalışmadım. Ancak ben üretmeden, fayda sağlamadan duramayan biriyim. O sırada Aykut Bey bana hiç beklemediğim bir teklif sundu: otel yöneticiliği. Hiç deneyimim yoktu ama bana, ‘İnsanlarla kurduğun sıcak ve samimi bağ bu işin en önemli tarafı, sen yaparsın’ dedi. Onun güveniyle yola çıktım. Deneyimli bir yöneticiden eğitim aldım ve bugün Port Alaçatı Otel’in başındayım. Bu yolculuk bana her sene yeni şeyler öğretiyor, her geçen gün beni daha da büyütüyor.
Yanılmıyorsam otelin dekorasyonuna da katkıda bulundunuz…
Evet, birçok ürünü bulabilmek için İstanbul’a gidip tek tek seçtim. Mimarım Pınar Hanım’la birlikte çalıştık. Her köşesinde emeğim, seçtiğim parçalar ve Alaçatı’nın ruhu var.
Önce insan kazanmalıyız
Başarı yolunda kırmızı çizgileriniz neler?
Benim için başarı, sadece rakamlarla ya da kârla ölçülen bir şey değil. Başarı, önce insan kazanmak sonra iş kazanmak demektir. İş dünyasında kırmızı çizgilerim çok net: dürüstlükten, güvene dayalı ilişkilerden ve insana verilen değerden asla ödün vermem. Misafirlerimin bana gönül rahatlığıyla güvenmesi, çalışanlarımın kendini değerli hissetmesi benim için en büyük başarıdır. Çünkü kalıcı başarı, sağlam değerlerin üzerine inşa edilir.
Kültür ve sanat etkinlikleri
Sizi, Port Alaçatı Otel’de gerçekleşen renkli etkinliklerle de tanıyoruz… Bunlardan biraz bahsedebilir miyiz? Bugüne kadar neler yapıldı, önümüzdeki yıl planlanan etkinlikler neler olacak?
Port Alaçatı Otel sadece konaklama değil, aynı zamanda kültür, sanat ve paylaşımın da adresi oldu. Bugüne kadar moda danışmanı Aysun Kaba ile stil sohbetleri, Dr. Murat Balanlı ile sağlıklı yaşam söyleşileri, Aslıhan Gözdem Kaya ile fonksiyonel beslenme buluşmaları, Dr. Nil Keskin ile ‘Suyun Şifası’ atölyesi yaptık. Uzm. Psk. Arzu Arslanoğlu ile ‘Dişilik Okulu’ gibi kadınlara yönelik çok özel bir program da düzenledik.
Ayrıca edebiyat dünyasının değerli isimlerinden Ayşe Kulin ve Ömür Sabuncuoğlu’nu ağırladık. Bunun yanında otelimizin atmosferi, düzenlediğimiz düğünlere ve özel kutlamalara da ayrı bir güzellik katıyor. 2026 yılında da Port Alaçatı’yı kültürün, sanatın ve iyileşmenin buluşma noktası olarak büyütmeye devam edeceğiz. Ayrıca etkinliklere katılımı bir fidan bağışıyla sınırladım. Böylece her buluşma sadece kalplerde değil, toprağımızda da iz bırakıyor. Topluma fayda sağlayacak adımlar atmak bizim için çok kıymetli.
‘Kalplere de dokunuyoruz’
Misafirler otelden ayrılırken ne gibi yorumları oluyor?
Misafirlerimiz otelden ayrılırken ‘Burası çok farklı bir enerjiye sahip’ derler. Çoğu, oteli sadece bir tatil yeri değil, dostlukların kurulduğu bir yaşam alanı olarak görür. Bana en dokunan şey ise yıllar sonra bile ‘O günleri unutamıyoruz, tekrar geleceğiz’ diye geri dönmesidir. Bu, benim için en güzel anıların ta kendisi. Aslında birçok güzel anımız var ama en unutamadıklarımdan biri, bir misafirimizin otelden ayrılırken gözleri dolarak bana sarılmasıydı. Bana ‘Burası sadece bir otel değil, evim gibi oldu. Burada geçirdiğim birkaç gün hayatıma huzur kattı’ dedi. Hatta ertesi yıl ailesiyle birlikte yeniden geldiğinde aynı duyguları tekrar dile getirdi. Bu tür anlar bana, işimizi ne kadar doğru yaptığımızı ve samimiyetimizin misafirlerin kalbine dokunduğunu gösteriyor.
Küçük ama büyük yürekli bir ekip
Bugün kaç çalışanınız var?
Ben dahil 11 kişilik bir ekibimiz var. Sayımız belki çok büyük değil ama yüreğimiz ve emeğimizle çok şey başarıyoruz. Port Alaçatı Otel’in gücü, samimiyet ve dayanışma üzerine kurulu bu küçük ama büyük yürekli ekipten geliyor.
Siz Port Alaçatı Otel’i üç kelime ile nasıl tanımlarsınız? Misafirler geldiğinde neler buluyor?
Port Alaçatı Otel’i üç kelimeyle tanımlamam gerekirse; samimiyet, huzur ve kültür derim. Misafirlerimiz geldiklerinde yalnızca bir otelde konaklamıyorlar; aynı zamanda sanat, moda, edebiyat ve sosyal etkinliklerin buluştuğu özel bir atmosferi deneyimliyorlar. Her köşesinde özen, her anında samimiyet var. Burada kendilerini sadece bir otelin misafiri değil, bir dost evinde ağırlanıyormuş gibi hissediyorlar.
Sizce Çeşme, Alaçatı ülkemiz için neden önemli?
Benim için Çeşme ve Alaçatı, ülkemizin bir vitrini. Hem doğası hem tarihi hem de kültürüyle dünyanın göz bebeği olabilecek bir yer. Ancak önemli olan, burayı sadece turistik bir bölge olarak değil, korunması gereken bir miras olarak görmemiz. Bence Çeşme ve Alaçatı ülkemiz için çok önemli bir değer ama yeteri kadar kıymet gördüğünü söyleyemem. Eğer biz bu topraklara sahip çıkarsak, gelecek nesillere hem doğal güzellikleri hem de kültürel zenginliğiyle eşsiz bir miras bırakmış olacağız.
Yeni yılda yeni hedefleriniz neler?
Benim için yeni yıl, yeni umutlar ve yeni başlangıçlar demek. 2026’da Port Alaçatı Otel’de kültür, sanat, sağlık ve doğa projelerimizi daha da büyütmeyi hedefliyorum. Misafirlerimize yalnızca bir tatil değil, ilham ve dönüşüm dolu deneyimler sunmaya devam edeceğiz. En büyük hayalim, Port Alaçatı’yı Türkiye’de ilham veren bir yaşam merkezi olarak daha da yukarı taşımak.
Peki, özel hayatınızda yeni hedefleriniz var mı?
En büyük hedefim, kalbime iyi gelen şeylere yönelmek. Daha çok okumak, seyahat etmek, doğayla iç içe olmak ve ailemle bol bol anı biriktirmek.
‘Sıcak koruyucu bir yapım var’
Nasıl birisinizdir? Dostlarınız sizi nasıl tanımlar? Sevmediğiniz, değiştirmek istediğiniz yönleriniz de var mı mesela…
Benim için hayat hem çalışmak hem de insanlara dokunmak demek. Sıcak, koruyucu ve tutkulu bir yapım var. İnsanları bir araya getirmek ve onlara iyi gelmek benim tutkum. Dostlarım ‘o, kalbiyle yönetir’ der; misafirlerimiz de ‘burada kendini eve gelmiş gibi hissedersin’ diye anlatır. Değiştirmek istediğim şeyler ise; bazen duygusal olarak fazla etkileniyorum. Mesela birinin davranışı beni derinden etkileyebiliyor. Kendime daha fazla şefkat göstermek ve duygusal sınırlarımı güçlendirmek istiyorum.
Bu kadar yoğun tempoda nasıl ayakta kalabiliyorsunuz, hobileriniz neler?
Bu tempoda ayakta kalabilmek için kendime iyi bakmayı öğrenmem gerekti. Spor hayatımın vazgeçilmez bir parçası; tenis ve pilates beni hem fiziksel hem ruhsal olarak güçlendiriyor. Elbette bazen enerjim düşüyor ama işte o anlarda doğanın içine çıkmak, denizi izlemek ya da torunlarımın kahkahasını duymak bana yeniden enerji veriyor. Aslında bana en çok iyi gelen şey, küçük mutlulukların kıymetini bilmek.
7 bin 500 misafir ağırladı
Otele ilgi bugün hangi noktada?
Gün geçtikçe artıyor. Sadece haziran–eylül sezonunda 7 bin, 7 bin 500 misafir ağırlıyoruz. İstanbul’dan gelen misafirlerimizin yanı sıra Avrupa’nın farklı ülkelerinden ve Amerika’dan gelen konuklarımız var. Bu da Port Alaçatı’nın artık yalnızca yerel değil, uluslararası bir buluşma noktası haline geldiğini gösteriyor.