Geri Dön
Egeİstanbul sefiri

İstanbul sefiri

Spor Toto Süper Lig’de Başakşehir, Fenerbahçe ve Kasımpaşa maçlarını kayıpsız atlatan Göztepe, büyük bir çıkış yakaladı. 3 maçta topladığı 9 puanla dikkatleri üzerine çeken sarı kırmızılıları değerlendiren yazarlarımız “Göz Göz iyi oynasa da oynamasa da kazanma alışkanlığı yakaladı. Bu yükselişin sürmesini diliyoruz” dedi

İstanbul sefiri

Bülent Buda: Konuk Kasımpaşa maça pas oyunuyla önde basarak başladı. 15’te de 10 kişi kaldı. Bir eksikle vazgeçmedi. Korkusuzca önde oynamayı sürdürdü Göztepe’nin orta alanından başlayarak. Sarı kırmızılıların İrfan Can’ın önüne yaslanmış hali can sıkıcıydı. Ve de oynanan futbolun hareketsizliği esnetiyordu. İyi ki Halil’le Ndiaye hareketli. Pas pas diyerek bayıltmıyorlar izleyeni. Çok uzatmadan kısa keserek sonuca gitmeyi biliyorlar. Bir ara çaktırmadan alan değiştirdiler. Ve Halil’in yürekli girişimciliği, Ndiaye’nin izleyiciliğinin ardından lokum gibi bir gol. Gol öncesi iyi ki Jahovic dokunamadı topa. Ofsattı. Geriye düşmesine karşın konuk arayışlarından vazgeçmedi. Önde basarak oyununu korkusuzca sürdürdü. Hele ikinci yarıdaki görüntü, Göztepe’nin savunmaya yaslanan o hali, tatsız tuzsuz bir şeydi. İrfan Can’dan başlayarak Atınç, Alpaslan üçlüsünün öyle sevimsiz paslaşmaları vardı ki, bağışlasınlar ama bu kadarı da fazla dedirtti bir ara. Ve nihayet ızdırap bitti. En kötü günlerinde üç puanla çıktılar alandan. Şimdi denilebilir ki amaç da bu değil mi? O zaman fazla ukalalığın yeri değil. Kazandık işte.

Fatih Tanfer: Göztepe’nin uzun lig maratonunda birçok maçta çok iyi oyunlar oynamasına rağmen üç puanı alamadığı maçlar olmuştu. Kasımpaşa karşısında belki iyi oyun yoktu ama alınan üç puan vardı. Bu da çok önemlidir. Yıllardır Kasımpaşa’yı yenememenin getirdiği psikolojik baskı, maç boyunca görüldü. Ki Kasımpaşa çok erken dakikada 10 kişi kalmasına rağmen iyi oyun oynadı. Göztepe’nin hızını kesti. Ayrıca takımın güçlü yanı ofansif orta saha oyuncularının etkinliğiydi. Göztepe’de Soner’in erken sarı kart görmesi performansını düşürdü. Hücum aksiyonları açısından takım halinde zorlandı. Ancak stoperler Atınç ve Alpaslan görevlerini yaptılar. Pas kayıpları, istenilen oyunun oynanmasını engelledi. Orta alanda Obinna savunma kimliği yüksek olan oyuncuydu. Ancak Jahovic hala istenilen seviyede değil. Ndiaye hem golünü attı hem de maç boyunca üst düzey bir performans sergiledi. Göztepe bir sistem yerleştirmeye çalışıyor. Ve ondan taviz vermiyor. Takım oyununu iyi oynuyor. Riskleri en aza indiriyor. Ama unutulmasın ki üç haftada üç İstanbul takımı karşısında alınan dokuz puan büyük bir mutluluktur. Son haftalarda takım halinde bu zorlu maçların getirdiği mental ve fiziksel bir yorgunluk içinde oldukları belliydi. Ancak mühim olan üç puandı, onu da kazandı.

Mehmet Demirtaş: Futbol, çok ciddi bir sektöre bürünse de bir yanı hep eğlence hizmeti vermekte. İzleyenler bu karşılaşmalardan keyif almazsa bir tuş, bir tık ile kararıyor ekran. Aynı şekilde bunu yazılı basına uyarlayalım desek bir sayfa çevirmek kapatıyor tüm yazıları. Futbolcular da bu eğlencenin içerisine girmek, hem eğlenmek hem de eğlendirmek için belli şartların uygun olmasını isteyeceklerdir. Bunların temelinde sahalarımızın zemini var. Bugün Göztepe zeminine baktığımızda pırıl pırıl bir yeşillik karşılıyor sizi. Bu spora kendini uzak hissedenin bile ayağının topa uzanacağı cinsten. Ülke geneline oranla harikulade. Gelelim 90 dakikalık evreye. Karşılaşmanın startı ile topa sahip olan, oyunu elinde tutup gidişatı belirleme görevini üstlenen bir Göztepe vardı. Ndiaye bir santrfor değil. Bir kanat oyuncusu değil. Göbek, 10 numara hiç değil. Peki Ndiaye’nin tam görev tanımı nedir? İnanın bence çoğu insan kestiremiyor. Ve onun görev tanımının olmaması her şey olduğuna işaret ediyor. Ünal Hoca tam Ndiaye’ye uyan stilde serbest bıraktı onu. Kah defansta top keserken kah orta alanda dağılımı sağlarken kah gol atmış, sevincini bile yaşamış halde görüyoruz. Basketbol jargonuyla ribaundlar Ndiaye’den. Obinna da kestiği toplarda bırakın takım içindeki arkadaşlarına oranı ligde zirvede. İlk yarıda pas oyunu ve hücum isteği güzeldi ama bu gol attıktan sonra ki rahatlık benim içime sinmiyor. 1-0’lık skor üstünlüğü hep iyi sonuçlar doğurmuyor. Eğer ki bu skoru korumaya niyetiniz varsa, savunmayı da hatasız yapmalısınız. İrfan Can’ın duruşu her maç daha korkusuzca fakat topu oyuna bir türlü isteği gibi sokamadı. Bu günümüz futbolunda büyük bir eksi yazar haneye. Başakşehir-Fenerbahçe-Kasımpaşa triosundan 9 puan çıkarmak öyle ağızdan çıktığı kadar kolay değil. Ünal Hoca’nın ağırlığını koymasıyla takım olduklarını hissettik.

İstanbul sefiri

Ndiaye ve Halil Akbunar takımını sırtlamaya devam ediyor. 25 yaşındaki Ndiaye, ligde 8 toplamda ise 10 gol atmış oldu. Halil Akbunar ise performansıyla milli takıma göz kırpıyor. Halil, 7 gol 7 asiste ulaşmış oldu.

 

Denizlispor eriyor!

Bülent Buda: Üç gol Beşiktaş’ın golcülerinin hüneri değil, Cenk ile önündeki savunmanın maça odaklanma sorunuydu. Oyun alanı dizilişi ile oyuna yapılan hamleler doğruydu, yerindeydi. Yani takımın var olan tüm potansiyeli doğru zamanlama ile oyuncu seçimlerinde gözleniyordu. Skoru Beşiktaş’ın attıkları değil, Rodallega’nın final vuruşlarındaki yön sorunu ile Sagal’ın büyük, olağanüstü çabalarının hele bir tanesine direklerin izin vermediği müthiş girişimlerinin karşılık bulamaması belirledi. Denizlispor’un futbolcuları bundan böyle oynayacakları tüm maçlarda var olan kazanma isteğini sürdürmeli, korumalı ve de asla vazgeçmemeliler. Öylelikle akan terlerinin profesyonel karakterlerinin karşılığını alacaklardır. Bir şekilde hem kendilerine ilişkin öz saygıları pekişecek hem de üstlerindeki formanın ıslattığı ter ile hak eden, simgesel varlığını fark edeceklerdir. Dediğim gibi, yarışmaya devam asla vazgeçmeden.

Fatih Tanfer: Denizlispor, güçlü Beşiktaş karşısında fazla direnemedi. Pas yaptı, rakibin gücünü kesmek istedi. Ancak olmadı. Temposunu yükseltemeyince pozisyon da yaratamadı. Defanstaki bireysel hatalar yine üst düzeydeydi. Gerekli yardımlaşma yoktu. Ve en önemlisi kademe anlayışında hatalar vardı. Evet Beşiktaş güçlü takım ancak Denizli çok pozisyon verdi. Topu önde tutamadı. Ve sonuçta da ortaya böylesi bir sonuç çıktı. Bu maçta üzüldüğüm Sagal’ın dördüncü sarı kartını görmesi ve bu hafta oynayamaması büyük bir şanssızlık. Kalan maçlarda öncelikle evindeki bütün maçları kazanmak zorunda. Liglerin boyu kısalıyor.

Mehmet Demirtaş: İlk 11 diziliminde Lopes-Fabiano-Mustafa-Mohamed geri dörtlüsünün önüne konuşlanan Kubilay-Murawski-Mix Beşiktaş’ın ilk gol dakikasına kadar fena değillerdi. İlk golün gelmesi, Mustafa’nın sakatlığı, 1 dakika içinde yenen 2 gol maçı bitirdi. Aboubakar-Larin-N’Koudou ve hatta son dönemlerin formda ismi Ljajic’i de hesaba katarsak, ligin futbol görselini zirveye taşıyan takımı Beşiktaş’tır. Yapılacak en küçük hata, verilecek en basit topta tehlike yaratarak gole gidebilir bir Beşiktaş vardı. Defansif zaaflar yenen her golün ardından daha da arttı, ipin ucu kaçtı. Açık konuşmak gerekirse, ligin zirvesi ve dibinin karşı karşıya geldiği 90 dakikada Denizlispor’un sürpriz yapması lazımdı. Çünkü bu Denizlispor’un gidip Beşiktaş’ı Dolmabahçe’de mağlup etmesi çok uzak bir ihtimal. Zaten Denizli’nin önce kendi sıralamasına yakın takımlardan puan ve puanlar alması gerekli.

İstanbul sefiri

Günün maçları

Bucaspor 1928-Payasspor (13.00)

1877 Alemdağ-Manisaspor (14.00)

Yomraspor-Fethiyespor (14.00)

Nazilli BLD-HEASK (14.00)

Somaspor-Arhavispor (14.00)

Karşıyaka-Çatalcaspor (14.00)

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler