15.08.2026 - 00:00 | Son Güncellenme:
DİDEM SEYMEN - Prof. Dr. Cem Terzi, dolaşımdaki tümör DNA’sının (ctDNA) kanserin nüks riskini öngörmeden tedavi kararlarını şekillendirmeye kadar uzanan potansiyelini anlattı…
Bir zamanlar hayatımıza "dolaşan tavuk" girdi. Şimdi tıbbın gündeminde "dolaşan DNA" var. Kanser hücreleri ölürken DNA’larının küçücük parçalarını kana bırakıyor. Buna dolaşımdaki tümör DNA’sı, yani ctDNA deniyor. Bir tüp kan alıp bu parçaları kanda arayıp bulabiliyoruz.
Ne işe yarıyor?
Kalın bağırsak kanseri ameliyatla tamamen çıkarılmış, tomografide hiçbir şey görünmüyor olabilir. Ama vücutta görüntüleme yöntemlerinin göremeyeceği kadar az sayıda kanser hücresi kalmış olabilir. İşte ctDNA bazen bu "görünmeyen hastalığın" moleküler izini yakalayabiliyor.

Ameliyattan sonra ctDNA pozitifse, hastalığın nüks riski belirgin biçimde yükseliyor. Daha da ilginci, ctDNA bazı hastalarda kanserin geri döndüğünü tomografiden aylar önce haber verebiliyor. Bir çalışmada bu süre ortalama 9 ay olarak bulundu. 9 ay çok önemli bir zaman dilimi bir kanser nüksünü erkenden saptamak için. Ama dikkat: ctDNA negatif çıktı diye "kanser kesinlikle yok" diyemeyiz.
Özellikle akciğer ve karın zarı metastazları kana daha az DNA bırakabiliyor. Bu nedenle ctDNA bugün tomografinin, kolonoskopinin ya da hekim takibinin yerine geçmiyor; onların yanına güçlü bir yeni araç olarak geliyor. Belki yakın gelecekte kanser takibinde yalnızca "Tomografide bir şey var mı?" diye sormayacağız. "Kanda tümörün izi var mı?" diye de soracağız.
Dolaşan tavuktan sonra, hayatımıza dolaşan DNA giriyor (herkesin aklında kalsın diye bu sözcük oyununu yapıyorum). ctDNA yalnızca nüks riskini göstermekle kalmayabilir, kimin kemoterapiye gerçekten ihtiyacı olduğunu belirlememize de yardımcı olabilir. Bir çalışmada ikinci evre kalın bağırsak kanserinde tedavi kararının ctDNA’ya göre verilmesi, ameliyat sonrası kemoterapi alanların oranını yüzde 28’den yüzde 15’e düşürdü 5 yıllık nükssüz sağkalım olumsuz etkilenmedi.
Yakın gelecekte bazı hastaları gereksiz kemoterapiden ve onun yan etkilerinden korumamız mümkün olabilir. Bununla da bitmedi! Bir başka heyecan verici alan ise tedavinin işe yarayıp yaramadığını çok erken anlayabilmek. Kemoterapi sırasında ctDNA’nın kaybolması iyiye işaret ederken, tedavi bittikten sonra pozitif kalmaya devam etmesi çok yüksek nüks riskiyle ilişkili bulundu. Ancak şunu unutmayalım ctDNA bize yüksek riskli hastayı çok iyi gösterebilse de, pozitif çıkan her hastada tedaviyi değiştirmenin veya daha ağır kemoterapi vermenin yaşam süresini uzattığı henüz kanıtlanmış değil.
Dolaşan tümör DNA’sı testleri Türkiye’de bazı özel merkezlerde yapılabiliyor; ancak özellikle ameliyat sonrası “geride kanser kaldı mı?” sorusunu araştıran ctDNA-MRD testleri henüz yaygın değil. SGK’nın rutin geri ödeme kapsamında da değil ve pahalı bir test. Kısacası teknoloji kapımıza geldi, ama henüz her hastanenin laboratuvarına girmiş değil.