EgeKimse cerrah olmak istemiyor!

Kimse cerrah olmak istemiyor!

04.10.2025 - 00:00 | Son Güncellenme:

Prof. Dr. Cem Terzi: “Tıp eğitimi, sadece bilim ve teknolojiye odaklanmamalı. Hekimler empati yapabilen, şefkatli, eleştirel düşünebilen bireyler olarak yetiştirilmeli. Aksi halde hekimlik toplumsal misyonunu kaybeder.”

Kimse cerrah olmak istemiyor

Didem Seymen - Harvard Tıp Fakültesi ile birlikte düzenlenen Rise 2025 Sempozyumu’nda konuşan Avrupa Cerrahi Derneği Eski Başkanı, Türk Cerrahi Derneği Eski Başkanı, Dokuz Eylül Üniversitesi Eski Genel Sekreteri, Kolerektal Cerrahi Uzmanı ve “Tıp Eğitimi Toplum Sağlığına Bir Köprü” kitabının da yazarı Prof. Dr. Cem Terzi, cerrahideki teknik yeniliklerin yanı sıra tıp eğitiminin geleceğine dair çarpıcı uyarılarda bulundu. “Tıp eğitimi ne için?” sorusunu gündeme taşıyan Terzi, neoliberal sağlık politikalarının genç hekimleri temel branşlardan uzaklaştırdığını, kamusal hizmetin giderek yok olduğunu ve hekimliğin kâr odaklı bir mesleğe dönüştüğünü söyledi. Hekimliğin sadece biyolojiyle değil, toplumsal adalet, siyaset, ekonomi ve kültürle de iç içe olduğunu vurgulayan Terzi, “Empati yapmayan, eleştirel düşünmeyen bir eğitim sistemi, cesur ve topluma sahip çıkan hekimler yetiştiremez” dedi. Terzi ile tıp eğitiminin geleceğini konuştuk…

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Hocam, Rise 2025 Sempozyumu’nda Harvard Tıp Fakültesi ile birlikte düzenlenen etkinlikte konuşma yaptınız. Konunuz, cerrahideki teknik gelişmelerden farklı olarak daha temel bir meseleyi gündeme getirmekti. Öncelikle bize bu yaklaşımınızı anlatır mısınız? 

Bugün cerrahide yapay zeka, robotlar, teknik yenilikler konuşuluyor. Ancak ben daha temel bir soruyu tartışmak istiyorum: “Tıp eğitimi ne için?” Sadece bilim için mi, sadece teknoloji için mi, yoksa toplumsal sorumluluk için mi? Benim derdim, hekimliğin ve tıp eğitiminin toplumsal misyonunu yeniden hatırlatmak. 

Haberin Devamı

Peki, Türkiye’de ve dünyada tıp eğitiminin geldiği nokta nedir? 

On yıllardır süren bir eğilim var. Türkiye’de de bu eğilimin yansımasını Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) sonuçlarında görüyoruz. Son sınavlarda genel cerrahi, dahiliye, pediatri, kadın-doğum, kalp-damar cerrahisi gibi temel branşlar ya çok düşük puanlarla alındı ya da boş kaldı. Çünkü bu alanlar yüksek risk, düzensiz çalışma saatleri, yoğun nöbetler, ağır hasta yükü gerektiriyor ve bütün bunlara karşılık daha düşük gelir getiriyor. Genç doktorlar daha rahat, daha kazançlı, özel sektörde önü açık alanlara yöneliyor. Bu sadece kişisel bir tercih değil; neoliberal birey anlayışının ve piyasalaşmış sağlık sisteminin sonucu. 

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Bu tercihler gelecekte nasıl sonuçlar doğuracak? 

Haberin Devamı

Yakın gelecekte cerrahi dallarda büyük açıklar olacak. Acil servislerde uzman bulmak zorlaşacak. Kamu hastanelerinde hizmet aksayacak. Yoksul ve kırsal bölgeler nitelikli doktorlardan mahrum kalacak. Talebin yoğun olduğu alanlarda çalışan az sayıdaki hekim aşırı stres ve yük altında kalacak. En önemlisi, hekimlik kamusal bir hizmet olmaktan çıkıp tamamen kâr odaklı bir meslek haline gelecek. Bugün bile protokollere sıkıştırılmış, performans tablolarıyla ölçülen, hasta memnuniyet skorlarıyla değerlendirilen bir teknik uzmanlığa indirgenmiş durumda hekimlik. Hekimler köleleştirilmiş durumda; sorgulamayan, direnmeyen, sistemin işleyişine hizmet eden figürler haline getirildiler. 

Haberin Devamı

Bu dönüşümde Türkiye’nin sağlık politikalarının nasıl bir rolü var? 

Haberin Devamı

Türkiye’de Sağlıkta Dönüşüm Programı, neoliberal politikalarla birleşince özelleştirme hızlandı. Özel hastaneler büyüdü, koruyucu hekimlik zayıfladı. Seksen yıllık koruyucu hekimlik mirasımız yavaş yavaş yok oluyor. Buna mobbing, siyasi baskılar, adil olmayan terfiler, kayırmacılık, mesleki saygı kaybı, tükenmişlik ve şiddet de eklenince doktor olmak her geçen gün daha zor hale geliyor. 

Dünyada içinde bulunduğumuz çağa bilim insanları “Antroposen” diyor. Bu çağın krizlerine tıp eğitimi hazır mı? 

Hayır, değil. İklim krizi, salgınlar, savaşlar… COVID-19 bize sadece bilimin yeterli olmadığını gösterdi. En kritik kararları siyasi liderler aldı ve bunlar genellikle yanlıştı. Trump gibi otoriter liderlerin kararları yüzünden binlerce insan öldü, sağlık sistemleri çöktü. Tıp eğitimi sadece biyolojiye değil; politikaya, ekonomiye, topluma da bakmak zorunda. Ama çoğu tıp fakültesi sosyal adaletin sağlıkla ilişkisini görmezden geliyor. COVID-19 salgınında yoksullar, azınlıklar daha fazla hastalandı ve öldü. Çünkü hastalıkların çoğu toplumsal nedenlerden kaynaklanıyor: yoksulluk, eşitsizlik, ayrımcılık. Tıp eğitimi hekimleri bu gerçeklerle yüzleşmeye hazırlamıyor. 

Haberin Devamı

Hekimler rekabetçi iş insanı gibi yetiştiriliyor

“Tıp eğitiminin odağında insani ve toplumsal değerler olmalı” diyorsunuz. Bunu biraz anlatır mısınız?
Hekimler toplumda en güvenilir kesimlerden biridir. Ama bugün tıp eğitimi, doktorları rekabetçi bir iş insanı gibi yetiştiriyor. Oysa öğrenciler empati yapabilen, şefkatli, iletişim gücü yüksek bireyler haline gelmeli. Tıp fakültelerinde otoriterlik ve hiyerarşi çok baskın. Öğrenciler bağımsız düşünmeye değil, boyun eğmeye hazırlanıyor. Bu da bilim ve hakikatin kaybolmasına, cehaletin normalleşmesine yol açıyor. Pandemide özgür düşüncenin cezalandırıldığına, protestonun susturulduğuna, gözetimin normalleştiğine şahit olduk. Konuşan, itiraz eden hekimler sistem tarafından cezalandırıldı. Her beş tıp öğrencisinden dördü eğitimleri sırasında etik dışı davranışlara tanık oluyor. Ama çoğu konuşmaya korkuyor. Birinci sınıfta adaletsizlikleri gören gençler, üçüncü sınıfa gelince alışıyor ve sessizleşiyor. Eğitim, sonunda itaatkâr sağlık çalışanları yaratıyor.

Haberin Devamı

O halde nasıl bir tıp eğitimi olmalı?

Tıp eğitimi insani olmalı. Doğru-yanlış duygusu edinmemiş biri hekimlik yapamaz. Müfredat sadece biyotıbbın değil, toplumsal adaletin köklerini de içermeli. Eleştirel düşünmeye, yaratıcılığa, farklı düşünmeye alan açmalı. Sağlık gerçekten nedir, tıp derken neyi kastediyoruz gibi sorular sorulmalı. Aksi halde baskıcı, bunaltıcı ve adaletsiz bir eğitimle yalnızca görevlerini yapan ama topluma fayda sağlayamayan hekimler yetiştiririz.

SAĞLIK SADECE BİYOLOJİ DEĞİLDİR!

Sağlık biyoloji kadar çevre, siyaset, ekonomi, kültür ve duygularla da belirlenir. Neoliberal politikalar milyonlarca insanı gereksiz yere hasta ediyor, sakat bırakıyor, ölüme götürüyor. Ama tıp eğitimi bu boyutları görmezden geliyor. Ben bunu yıllar önce “Tıp Eğitimi Toplum Sağlığına Bir Köprü” kitabımda yazmıştım. Bazı dersler eklendi ama sistemin geneli değişmedi. Hâlâ bilime, teknolojiye, mühendisliğe, matematiğe odaklı; ama eleştirel düşünmeye, yaratıcılığa, insani deneyimlere kapalı bir eğitim sistemi var.

 

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler