Geri Dön
EgeRehavetin bedeli!

Rehavetin bedeli!

Göztepe, yeni evi Gürsel Aksel Stadı’nda lider Trabzonspor’a 3-1 yenildi. Salgın süreci sonrası yeniden yeşil sahalara dönen sarı kırmızılıları değerlendiren yazarlarımız, “Göz Göz, oynadığı futbolla kimseye keyif ve güven vermedi. Şimdi ders çıkarma zamanı” diye konuştu

Rehavetin bedeli!

Bülent Buda: Daha oyunun başında 2-5-16. dakikalarda 3 gollük girişimi var Trabzon’un. İlk 2’sini Beto önledi. Üçüncüsünde ise Nwakaeme yükselip kafayı çaktığında Göztepe savunması olaya seyirciydi. Gol sonrası basan taraf konuk Trabzon’du. 34’te yine Beto, Ekuban’ın net gol pozisyonu girişimini kornere gönderdi. Göztepe’nin etkili hücumcusu Serdar Gürler, topla 30. dakikada buluştu... 35’te Beto, bir kez daha Ekuban’ın gollük girişimini önledi. İlk yarıda Göztepe ilk etkili atağını 38’de yapabildi. 41’de Trabzon’da Guilherme, ikinci sarıdan kırmızı gördü. Trabzonspor 10 kişi kaldı. 37’de Napoleoni yerini Poko’ya bıraktı. Aynı Poko, 51’de Sörloth’u düşürdü. Penaltıyla Trabzonspor tabelayı 2’ledi. 57’de bu kez Alpaslan farkı 1’e indirdi ve golün ardından oyunun bitimine kadar basan, gol arayan taraf Göztepe iken golü bulan taraf yine Trabzon oldu. Yine bir karşı atakta savunma boşluğundan iyi sızan Abdülkadir, tabelayı 3’ledi ve de lider iyiden iyiye soluklandı. Göztepe savunması maçın büyük bölümünde iyi değildi. Beto kalesinde sorunlu bir gün yaşadı. Takımda maçı koparma isteği ile çaba gösteren, yarışan, bir şeyler üretme isteğiyle karşı kaleye basan 2 futbolcu, Murat ile Castro’ydu. Diğerleri de vasatın üstüne çıkamayınca koronadan sonra Göztepe hak ettiği bir mağlubiyetle kucaklaştı. Evet, taraftar yokluğu önemli bir sorun ama bu Trabzonspor için de geçerli. Teknik birimin 3 aşamada futbolcu değişimleri ile zamanlaması doğruydu ama oyuna katılanlar da pek fazla bir varlık gösteremediler.
Fatih Tanfer: TFF, aldığı tedbirlerle güzel oyun futbolu başlattı. Elbette sıfır riskin olması mümkün değil. İnanıyorum ki gerçekçi ve bilimsel bakış açısı ve alınacak tedbirlerle bu sezon sağlık içinde bitirilecektir.
- Göztepe, rakibi lider Trabzonspor karşısına bu sürecin yarattığı olumsuzluklar ve takıma pozitif katkısı olağanüstü olan seyircisinden mahrum olarak çıktı. Elbette tüm maçlar seyircisiz oynanacak ancak Göztepe taraftarının takım üzerindeki olumlu etkisi asla göz ardı edilemez.
- Trabzon oyuna hızlı başladı. Kaleci Beto 5 dakika içerisinde 2 müthiş kurtarışla takımın direncini artırdı. Sarı kırmızılılar ilk 30 dakikada takım halinde oyundan düştü. Rakibe pozisyonlar verdi.
- Trabzonspor’un çok güçlü bir kadrosu var. Kaliteli ve skoru değiştiren Sörloth, Nwakaeme, Abdülkadir Ömür sürekli yer değiştirdiler ve Göztepe savunmasında problem yarattılar ve sistem futbolları ile öne çıktılar.
- Göztepe ilk yarıda istenilen oyunu oynayamadı. Takım halinde performans yetersizliği, rakip ceza alanında etkisiz olma, defans oyuncularının adam ve alan paylaşımındaki hataları maç boyunca devam etti. Yenilen 2. ve 3. goller, Göztepe klasındaki bir takıma yakışmadı.
- Orta alan etkisizdi. Soner, Napoleoni, Castro bildiğimiz özelliklerinden çok uzaktılar. Halil ve ilk yarıda kendisine verilen ne defansif görevlerde ne de hücum oyununda hiç oyunda olmayan Serdar Gürler, 44. dakikada bomboş pozisyonda golü atsa, Trabzonspor’un işi zorlaşırdı. 10 kişi kalmış Trabzon maçı önde götürmenin verdiği avantajı değerlendirdi.
- Göztepe, ikinci yarının tamamında 10 kişi oynayan rakibine karşı topa sahip olma sıkıntısı yaşadı. Oyun kuramadı, ikinci topları kazanamadı. Final vuruşlarındaki hatalar, tempo ve üretkenlik sorunu bu mağlubiyeti getirdi.
- Elbette koronavirüs sürecinin getirdiği olumsuzlukların etkisi çoktur. Futbolculara da anlayışla yaklaşmak gerekir. Bütün kalbimle inanıyorum ki maç kondisyonunun artması, güçlü, enerjik, terinin son damlasına kadar sahada mücadele eden futbolcular seyredilmekten keyif alınan güçlü Göztepe’yi izlettirecektir.
Mehmet Demirtaş: Türkiye’de koronavirüsün ardından başlangıç düdüğü, Göztepe-Trabzonspor maçı ile çaldı. Göztepe gibi taraftar gücünü her daim arkasında hissetmek isteyen takımlar için seyircisiz oynamak elbette bir ölçüde daha zor olacak ancak Göztepe’yi oyun akışı içerisinde bu kadar kötü beklemiyordum. Savunmada Alpaslan üzerinden başlayan oyun, merkezdeki Soner ve Castro ile ileri taşınmaya çalışıldı. Sağ ve sol kenarda Murat Paluli, Berkan Emir etkili olmak adına çalıştılar. Jerome kurduğu baskılarla 3. bölgede varlık göstermek için çabaladı. Göztepe fiziksel ve mental anlamda maça hazır olmayan bir profil çizdi. Öte yandan bu maçı baz alarak veryansın etmek doğru bir tutum olmayacaktır. Sarı kırmızılıların oynadığı her Trabzonspor maçında ismini defalarca zikrettiğimiz Beto, yine bildiğimiz gibiydi. Ekuban, Novak, Sörloth derken Portekizli eldivene epey iş düştü. İlk yarının son bölümünde ve ikinci yarının hemen hemen yarısında Göztepe rakip kalede etkindi. Sarı kırmızılar bitirici son dokunuşları yapmada yetersiz kaldı. Takımda net bir golcüye ihtiyaç olduğu buram buram kokuyor. Tabi böyle zorlu bir süreçte oyunu eleştirmek, oynamaktan daha kolay. Oyuncuların adapte olmaları için sabretmek şart. Değişiklik dakikaları itibariyle kararlarını takdir ettiğim İlhan Palut’a bir eleştiri. Gününde olmayan Serdar yerine Tripic hamlesi yapılabilirdi. Bu haftadan itibaren takım halinde daha hazır bir Göztepe seyretmeyi umuyorum.

Horoz’a yazık oldu

Bülent Buda: Talihsiz an, Zeki’nin faulü. Kırmızı kart ve üstüne bir de Sivas’ın golü. Oysa oyunun bitimine birkaç dakika var ve Sivas’ın Denizlispor üzerinde oluşturduğu baskı da yok. Buna karşın Denizlispor’un 2 etkili gol girişimi var ilk yarıda. Bergdich, uzun sakatlıktan sonra alanda. Buna karşın, 26 haftanın başarılıları diyebileceğimiz Stachowiak ile Barrow vedalaşmış. Bence önemli 2 eksik. İkinci yarı Denizli’de önce 2 hamle. Lopes haliyle sağ bekte, Onazi orta alanda ve de oyuna katıldıktan 12 dakika sonra Onazi sakatlanarak oyun dışı. Talihsizlikler Denizli’nin peşini bir türlü bırakmıyor anlaşılan ve bu bağlamda Denizlispor, maçın bitimine kadar 5 oyuncu değişikliği hakkını da kullanıyor. Ama ne var ki bir eksikle gol pozisyonu üretiminde zorlanıyor. Bir fazla oynamasına karşın ev sahibi Sivas’ın da Denizlispor üzerinde oluşturduğu öyle bir baskı gözlenmiyor. Oyunun bütünü yavaş oynandı. 2 takım da tempolu değildi. Vites yükseltmekte zorlanıyorlardı. Tribünlerin boş olmasının da, oyun alanındaki coşkuyu olumsuz etkilediği açık. Sivasspor sonuçta kendi alanındaki yenilgisizliğini sürdürüyor. Denizlispor yenilgiyi hak eden bir oyun oynamadı. Alandan 1 puanla çıkması olasıydı. Bütün sorun, ilk yarı biterken Zeki’nin faulü, kırmızısı ve gol. Hepsi budur.
Fatih Tanfer: Denizlispor, futbolun doğrularını yaptığı Sivasspor deplasmanında hiç de hak etmediği mağlubiyet aldı. Tek kelimeyle yazık oldu.
- Denizlispor, maçın başından itibaren savunmada dikkatli, hücumda canlı ve hareketliydi. Takım halinde önde baskı yaptılar. Sabırlı ve bilinçli oynadılar. Pas oyununu doğru yaptılar. Sahada kesinlikle kazanmak için oynayan bir Denizlispor vardı. İlk 15 dakikadan sonra oyuna ağırlıklarını koydular. 21. dakikada İsmail Aissati mutlak golü kaçırdı. 27. dakikada Bergdich şahane getirdi, “Al da at” dedi. Estupinan topu auta attı. 29. dakikada Sacko vurdu, Sivas kalecisi Samassa çıkardı. Denizlispor, iyi oyun felsefesi ve taktik disipliniyle oynarken bir de buna sahada yüksek enerjisini ekleyince keyif alınan bir Denizlispor izledik. Ancak 44. dakika, maçın kaderinin değiştiği andı. Zeki Yavru, Sivasspor sol beki Uğur’a ceza sahasının 1 metre dışında kontrolsüz ve şiddetli hareketi sonrası oyundan ihraç oldu ve atış sonrası maalesef en kötü senaryo gerçekleşti. Mert Hakan’ın attığı frikik, defanstan döndü ve Yatabare boş kaleye topu gönderdi. Sivasspor 1-0 öne geçti. Denizlispor ikinci yarıya Lopes ve Onazi’yi oyuna alarak başladı. Ama şanssızlık Onazi sadece 12 dakika oyunda kaldı, sakatlanarak yerini Mbamba’ya bıraktı. Elbette maçın kalan bölümünde Denizlispor 10 kişi oynamanın zorluklarını yaşadı. Takım halinde büyük efor sarf ettiler. Elbette yoğun stres ve gerilimin getirdiği bireysel hatalar da takımın düzenini bozdu. Bütün bu olumsuzluklara rağmen maçı bırakmadılar, son bölümde bütün riskleri alıp stoperleri Oğuz ve Mustafa Yumlu’yu da hücuma gönderdi ancak futbol böyle bir şey. Olmayınca olmuyor. Horoz, hak ettiği en az 1 puanı alamadı. Yazık oldu.
Mehmet Demirtaş: Denizlispor, sezonun ilk 26 maçlık diliminde takımın en iyi isimlerinden Barrow ve Stachowiak’tan mahrum çıktı maça. Bu tarz ayrılıklar, takımı bir hayli etkiler. Sivasspor maçına gelirsek de ben maçı 2 kısma ayırıyorum. İlki Zeki Yavru’nun oyundan atılmasına kadar olan bölüm. Bu süre zarfında Horoz, net pozisyonlara girdi, sonuca gidemedi. Kırmızı kart neticesinde 10 kişi kalmak onları zorladı. Bu dakikadan itibaren rakibiyle birebir mücadele etseler de eksiklik hep hissedildi. Süper Lig’in özellikle açılış maçlarındaki hareketlilik bu maçta yoktu. Ne Denizlispor ne de rakibi Sivasspor istenilen düzeyde değildi. Mücadele futbol zevki açısından vasatın üstüne çıkamadı. Bu tarz maçlarda puan ya da puanlar, sezonun altın anahtarıdır ancak bazen futbol şansı sizi ıskalıyor. Bence Denizli de bu şansı bulamadı.

 

bu haberleri kaçırma

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler