Geri Dön

Tarihi canlandıran dokunuşlar

Yaklaşık 300 restorasyon ve renovasyon çalışmasında yer alan, Umart Mimarlık Kurucusu Mahir Kaplan “Korumacı anlayışımızı sadece işimizde değil, sosyal sorumluluk projelerimizde de sürdürüyoruz” dedi

Tarihi canlandıran dokunuşlar

Tarihi canlandıran dokunuşlar

Umart Mimarlık ve Ege Beşiktaşlı İş İnsanları Derneği’nin kurucularından, inşaat mühendisi Mahir Kaplan, çalışma anlayışını ve projelerini anlattı. İzmir’deki birçok tarihi yapıyı kent yaşamına kazandıran Kaplan, “Evrensel koruma ilkelerine bağlı şekilde, bilimsel yöntemlerin ışığında çalışıyoruz. Evrensellik anlayışımızda sosyal sorumluluk projeleri de önemli yer tutuyor” dedi. Kaplan, sektördeki 20 yıllık deneyimiyle önemli önerilerde bulundu.

Bize biraz kendinizden söz eder     misiniz, Mahir Kaplan kimdir?

İstanbul Vefa Lisesi’ni bitirdikten sonra yüksek öğrenimimi İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nde tamamladım. Mimar Burcu Kaplan ile evliyim, Umut ve Zeynep adında iki çocuk babasıyım. Yirmi yıllık iş hayatım boyunca üç yüze yakın tarihi eserin restorasyon ve renovasyon çalışmalarının yürütülmesinde görev aldım. Halen Umart Mimarlık çatısı altında ulusal ve uluslararası alanda faaliyetlerime devam etmekteyim.

Umart Mimarlık’ la çok kıymetli ve başarılı işler yapıyorsunuz. Bize biraz Umart Mimarlık’ın kuruluş sürecinden ve başarı sırlarından bahsedebilir misiniz?

Yaklaşık 10 yıllık restorasyon uygulama deneyimlerimiz sonrası 2007 yılında eşim mimar Burcu Kaplan ile birlikte UMART Mimarlık’ı kurduk. Kurulduğumuz ilk andan itibaren deneyimli kadromuz ile birlikte evrensel koruma ilkelerine bağlı şekilde, bilimsel yöntemlerin ışığında, gerekli zamanlarda uzman destekleri de alıp birçok eserin restorasyon çalışmalarını yürüttük. ‘Tarihi Canlandıran Dokunuşlar’ sloganıyla korumacılık anlayışımızı kültürel miraslarımıza aktarmaya çalışıyoruz.

Umart Mimarlık ailesi olarak kültür varlıklarımıza duyduğumuz saygı ve aşk ile birçok eserin restorasyonunu tamamladık. Aya Voukla Kilisesi ve Basın Müzesi, Tarihi Garanti Bankası Şubesi (Eski Osmanlı Bankası), Cumhurbaşkanlığı Müzesi ve Kütüphanesi, Salepçioğlu ve Başdurak Camii, Çeşme Haralambos Kilisesi, Bet Israel Sinagogu, Tire Yalınayak Hamamı, Rönesans Köşkü başlıca ödüllü restorasyon projelerimiz. Yakın zamanda da EGİAD Portekiz Sinagogu, Kemeraltı Hisar Camii, Mithatpaşa Endüstri Meslek Lisesi ve Manisa Kurşunlu Han restorasyonlarını tamamladık.

Başarılı olmamızın en büyük sırrı eski eser tutkumuz ve hassasiyetimiz. Eserin ihtiyaçları ve yaşanmışlığa duyduğumuz saygı korumacılık ilkemizin ana temelini oluşturuyor. Tarihin emekçisi olmaya devam edeceğiz.

Tarihi canlandıran dokunuşlar

Restorasyon alanına girmeye nasıl karar verdiniz?

Restorasyon ile tanışma hikayem bitirme tezimle oldu. Yüksek öğrenimimi ‘Eski Yapıların Güçlendirilmesi’ üzerine yaptım. O dönemde benim bitirme tezimin tarihi yapılarla ilgili bir konu olması, belki de inşaat mühendisliği bölümü için bir ilkti, çünkü restorasyon genelde mimarlıkla anılıyordu. Özellikle tez hocalarımın değerli katkılarıyla çok verimli bir süreç yaşadım. Tarihi yapılara karşı ayrı bir tutku oluşmaya başladı. Tarihi yapılarda zamanla yaşanan mimari bozulmalarla birlikte mühendislik problemlerinin de söz konusu olduğunu gördüm. Bu problemin çözümü için restorasyon çalışmalarında mimar, sanat tarihçi ve arkeolog kadar inşaat mühendislerinin de etkin rol alması gerektiğine kanaat getirdim. Mezun olduktan sonra bu konuda tecrübemi geliştirmeye çalıştım.

Tarihi yapılarla çalışmak büyüleyici olsa gerek… Başınızdan geçen ilginç, unutamadığınız bir anınız var mı?

Tarihi yapıların beni büyüleyen en önemli özelliği her birinin ayrı bir hikayesi, mimari özelliği ve yaşanmışlığı olması. Aynı amaca yönelik yapılar bile kendine özgü farklılıklar gösteriyor. Hikâyesi olmayan yapı çok azdır. Genelde bu hikayeler de kitabe olarak ya yapıda ya da yapım dönemine ait arşivlerde kayıt altına alınmış. Bunları öğrenmek benim için ayrı bir tutku.

Örneğin, şu an cami olarak kullanılan Alaçatı Pazaryeri Camii, ortodoks kiliseden dönüştürülmüş. Ana ibadet kısmında dünyada benzeri pek fazla olmayan yekpare mermer parçalardan oluşan ve üzeri fresklerle bezenmiş bir Ikonastasis (altar duvarı) var. Bu muhteşem eseri yapan mimar ile ilgili çevre düzenlemesinde dolgu içinde bir kitabe bulduk. Mimar intihar etmiş ve bu kilisenin bahçesine gömülmüş. Bu hazin son beni çok etkilemişti. Kitabeyi uzmanlara tercüme ettirip yapının duvarına astık. Tarihi yapıların her yerinden heyecan yaratan verilere ulaşabilirsiniz. Sıradan bir boya tabakasının altından müthiş bir bezeme, modern bir yer kaplamasının altından müthiş bir mozaik döşeme çıkabilir.

İş yaşamınız dışında da çok aktif birisiniz. İlgi alanlarınızdan, faaliyetlerinizden bize biraz bahseder misiniz?

Umart Mimarlık çatısı altında mesleki faaliyetlerimizi sürdürürken sosyal sorumluluk görevlerimizi de yerine getirmeye çalıştık. Sadece ticari faaliyetlerde başarılı olmanın yanında sosyalleşmenin ve sosyal sorumlulukların, gelişim ve evrensellik anlayışımızda önemli olduğu kanaatindeyim. Bu sebeple sosyal faaliyetlerimi önem verdiğim sivil toplum kuruluşlarında yürütmeye çalıştım. Bu süreçte hem kendimi geliştirdim hem de elimden geldikçe toplum yararına katkı sağladım. Toplum ve insan gelişiminde sosyal örgütlenmenin vazgeçilmez bir öneme sahip olduğuna inanıyorum. Ege Beşiktaşlı İş İnsanları Derneği (EBİAD) kurucu üyesi olmakla birlikte, halen yönetim kurulu başkanlığını yürütmekteyim. Spor derneği olmanın sadece sportif faaliyetleri takip etmek olmadığını toplumsal ortak faydalar doğrultusunda projeler üreterek daha faydalı olunduğunu kısa zamanda ispatladık.

Bunun yanında EGİAD, İZSİAD ve LİYAKAT Derneği gibi ciddi STK’larda üyeliklerimizi sürdürüyoruz. Mahir Kaplan ve Umart Mimarlık Ailesi olarak sosyal sorumluluk katılımlarımıza devam edeceğiz.

Tarihi canlandıran dokunuşlar

EBİAD’da çok güzel projeler üretiyorsunuz, yenileri var mı?

EBİAD 2014 yılında 25 gönüllü Beşiktaşlı iş insanı tarafından kuruldu. Birinci kayıtlı kurucu üyesi olmaktan gurur duyuyorum. Kurulduğumuz ilk günden beri özellikle eğitim odaklı sosyal projeleri kendimize misyon edindik. Üyelerimizin desteğiyle bölgemizde katma değerli projeler üretmeye çalıştık. Bu kısa zamanda 10 adet engelli parkına, 2 adet Cumhuriyet Kütüphanesi projesine imza attık. Bunun yanında Bornova Büyük Park’ta efsane başkanımız Süleyman Seba’nın anıtını yaptık. Kulübümüzü bölgemizde en iyi şekilde temsil etmeye çalıştık.

Güncel olarak yürüttüğümüz Balçova Hasta Evi projemiz devam ediyor. Bu projeyi İzmir Hasta Çocuk Evi Derneği ile birlikte yürütüyoruz. Cumhuriyet kütüphanelerini de köylerde Cumhuriyet Kadınları Topluluğu ile birlikte yapmıştık. Bunun yanında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’i yakın zamanda ziyaret ettik. EBİAD Ormanı ve Masal Evi projeleri için talepte bulunduk. Büyükşehir belediyemizle birlikte bu projeleri hayata geçirmeye çalışacağız.

Başarılarınızda ilham aldığınız biri ya da bir söz var mı?

Korumaya yönelik hazırlanmış evrensel bildiri ve kararların savunucusuyuz. Doğru yapılmış her çalışmayı ayakta alkışlar, kasti olarak ticari kaygılar veya beceriksizliklerle yapılmış yanlış çalışmaların karşısında dururuz. Dünya kültür varlığı miraslarını korumak için yapılan her türlü çalışma bizim yolumuzdur. Ülkemizde restorasyon ve koruma camiasında çok kıymetli büyüklerimiz ve dostlarımız var. Maalesef şu anda aramızda olmayan değerlerimiz var. Onları rahmet ve minnetle anıyoruz. Hepsinin bırakmış olduğu eserleri incelemeye, öğretilerinden faydalanmaya çalışıyoruz.

Tüm dünyanın kendine örnek aldığı önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün öğreti ve ilkeleri doğrultusunda mesleğimizi korumacı, çağdaş ve bilimsel bir yaklaşımla icra etmeye devam edeceğiz.

Tarihi canlandıran dokunuşlar

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber