28.12.2025 - 00:00 | Son Güncellenme:
NİHAN YARKENT İNCE - Hızlanan yatırım kararları, beraberinde “Bu yoğunluk ne kadar sağlıklı yönetiliyor?” sorusunu getiriyor. Projelere satış aşamasında değil en başında dahil olan, zeminden maliyete süreci baştan okuyan Gökben Güven Özçiçek ile Yarımada’daki yatırım hareketliliğini konuştuk. Özçiçek; mimarlık eğitimi, beton ve yapı malzemeleri alanındaki teknik geçmişi, 35 yıllık kurumsal deneyimi ve akademik çalışmalarıyla, bir projeyi “doğru” yapan unsurları anlattı.
- Mimarlıktan yatırım danışmanlığına uzanan bu yolculuk nasıl başladı?
Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi mezunuyum. Aynı üniversitede restorasyon üzerine yüksek lisans yaptım. Kariyerim boyunca Türkiye’nin sektördeki en büyük kurumlarında çalıştım. Bu süreçte sadece mimarlık değil; iş geliştirme, pazarlama stratejileri, organizasyon yapıları, marka oluşturma ve müşteri beklentileri üzerine yoğunlaştım. Birçok kurumda yönetim kurulu seviyesinde görev aldım. Beni bugün yatırım tarafında farklı bir noktaya taşıyan şey, bu çok disiplinli birikim oldu.
- Akademik tarafınız bu birikimin neresinde duruyor?
Eğitim benim için süreklilik demek. 2005 yılından bu yana Yıldız Teknik Üniversitesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ve 2017’den itibaren İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak ders veriyorum. Beton teknolojileri, yapı malzemeleri ve uygulama pratikleri üzerine çalışıyorum. Sahada öğrendiklerimi akademiye, akademide ürettiklerimi sahaya taşımak benim için çok kıymetli.
Doğru okuma önemli
- Önünüze bir proje geldiğinde ilk neye bakıyorsunuz?
İlk baktığım şey imar değil, zemin oluyor. Yeraltı suyu, dayanım, beton türü, maliyet etkileri... Bunlar doğru okunmadan yapılan her yatırım eksik kalır.
- Yarımada’ya yönelmenizin arkasında ne vardı?
2015 yılında eşimle birlikte Urla’ya taşındık. Bu bir yaşam kararıydı ama aynı zamanda mesleki bir farkındalık yarattı. Urla, Güzelbahçe, Karaburun, Çeşme ve Seferihisar hattı; yalnızca popüler bir yaşam alanı değil, doğru planlama ve doğru projeyle uzun vadeli değere dönüşebilecek bir coğrafya. Bu bölgeyi okumak için aceleci değil, sabırlı ve teknik bir bakış gerekiyor.
- Yarımada’yı yatırım açısından ayıran temel unsurlar neler?
Bu hat; gastronomi, turizm, kültür, doğa ve yaşam kalitesini bir arada sunuyor. Aynı zamanda zemin güvenliği, plan kararları ve ulaşım bağlantılarıyla güçlü bir potansiyel barındırıyor. Ancak her parsel, her proje için uygun değildir. Yarımada’da yatırım, ezbere değil analizle yapılır.
- Yanlış bir yatırımı bize öyle bir anlatın ki, doğrusu kendiliğinden ortaya çıksın.
Yanlış yatırım genellikle çok tanıdık başlar. İmar var mı, manzara var mı, bölge popüler mi sorularıyla... Ama zemin incelenmez, altyapı göz ardı edilir, beton ve malzeme seçimi sadece maliyet kalemi olarak görülür. Plan kararlarının gelecekte nasıl değişeceği hesaba katılmaz. Sonra proje büyür ama değer üretmez.
Lüks algısı değişti
- Bu tablo bugün sık karşılaştığınız bir durum mu?
Maalesef evet. Bir bölgeye ilgi arttıkça acele kararlar da artıyor. Yarımada çok cazip bir coğrafya ama bu cazibe, yanlış projeleri de beraberinde getirebiliyor. O yüzden bugün burada yatırım yapmak, geçmişe göre çok daha fazla teknik akıl ve disiplin gerektiriyor.
- Peki doğru yatırım?
Doğru yatırım ise sessiz başlar. Zeminle, teknik verilerle, maliyetle, sürdürülebilirlikle. Doğru proje, parselin kaldırabileceği projedir. Ne eksik ne fazla.
- Bu hataların önüne geçmek için, bir projeye nasıl yaklaşıyorsunuz?
Ben projeye bütüncül bakıyorum. Zemin ve teknik analizle başlıyoruz. Ardından planlama ve şehircilik değerlendirmesi geliyor. Finansal fizibiliteyi gerçekçi rakamlarla ele alıyoruz. Mimari konsept yalnızca estetik değil; yaşam biçimi ve işletme mantığıyla kurgulanıyor. Son aşamada ise doğru müteahhit ve doğru arsa sahibi eşleşmesi geliyor. Uyum yoksa proje yürümez.
- Yatırımcının beklentileri değişti mi?
Evet bir kere lüks algısı değişti. Büyük metrekareler yerini daha nitelikli, daha sürdürülebilir ve daha yönetilebilir projelere bıraktı. Yaşam kalitesi, güvenlik, düşük işletme maliyeti ve doğayla uyum artık temel kriterler. Yatırımcı da kısa vadeli kazançtan çok, sürdürülebilir değeri önemsiyor.