Geri Dön

Öğretmenler mutsuz

Dünya Öğretmenler Günü, Türkiye’de birçok sorunun gölgesinde kutlanıyor. Mesleğin itibarsızlaştırılması, farklı çalışma koşulları, düşük maaş, özlük haklarının verilmemesi geçmişten günümüze süregelen sorunlar. Koronavirüs nedeniyle uzaktan eğitime geçilmesiyle bunların üzerine tüm sorumluluğun öğretmene yüklenmesi, geç saatlere kadar çalışma zorunluluğu, ek ders ücretlerinin kesilmesi gibi yeni sorunlar eklendi.

Öğretmenler mutsuz
MİNE ÖZDEMİR GÜNELİ

 

Türkiye’de 24 Kasım olan Öğretmenler Günü dünyada 5 Ekim’de kutlanıyor. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ve Dünya Çalışma Örgütü (ILO) tarafından 1994’te ilan edilen bu özel günle öğretmenlerin toplumsal statüsü ve haklarına yönelik önemli ve tarihi bir adım atıldı.  

Konuşmasıyla, duruşuyla, hayata dair verdiği bilgiler ve öğütleriyle öğrenciler için rol model olan öğretmenler, Türkiye’de birçok sorunla karşı karşıya. Hepsinin ortak sorunu öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılması.

Kadrolu, sözleşmeli, ücretli gibi aynı okulda farklı çalışma koşulları, düşük maaş, atanamamak, özlük haklarının verilmemesi geçmişten günümüze çoğalarak süregelen sorunlar. Bu sorunların üzerine koronavirüs nedeniyle uzaktan eğitime geçilmesi nedeniyle tüm sorumluluğun öğretmene yüklenmesi, geç saatlere kadar çalışma zorunluluğu, ek ders ücretlerinin verilmemesi gibi sorunlar da eklendi. Bu zorlu süreçte canla başla çalışan öğretmenlerin gözünden acil çözüm bekleyen sorunlar şöyle:

‘Maaşımız düşük’

Yurttaş Yıldırım: Sınıf öğretmeniyim. 15 yıldır devlet okulunda görev yapıyorum. Yaşadığımız sorunların başında özlük haklarımıza ilişkin sorunlar geliyor. Yoksulluk sınırının altında olan öğretmen maaşları iyice kötüleşti.

MEB’in maaşlarınızı yük olarak tarif etmesi, önceki bakanların “3 ay tatil yapıyorlar zaten” gibi açıklamaları mesleğin  itibarsızlaştırıldığını gösteriyor. Birçok öğrenci, evinde bilgisayar ve internet olmadığı için uzaktan eğitime erişim sorunu yaşıyor. O nedenle katılım az. Dahil olabilenlerin önemli bir kısmı da cep telefonundan bağlanıyor. Paket bittiğinde derslere katılamıyorlar. Birçok öğretmenin de evinde bir bilgisayar var ya da yok. Eşi de öğretmense ya da çocukları okula gidiyorsa aynı sorunu öğretmenler de yaşıyor. Bütün sorumluluk öğretmen ve öğrencinin sırtına yüklenmiş durumda. Öğretmenlerin özverisi ve çabasıyla yürütülüyor süreç. Bütün öğrencilerin eşit şekilde eğitime katılmasını talep ediyoruz.

‘Saygı istiyoruz’

Kevser Özince: Dünya ve ülkemiz zor bir süreçten geçiyor. Bu süreçte öğretmenler olarak elimizden gelen bütün gayreti göstermemize rağmen sorunların çözümüne ulaşamıyoruz. Özverili çalışıyoruz, karşılığında insanca yaşamamızı sağlayacak gelir biraz da saygı ve değer bekliyoruz. “Öğretmenim, internetimiz yok ben derslere katılamıyorum” diyen öğrencimizin üzüntüsü ve çocuğunun ihtiyaçlarını karşılayamamanın eksikliğini yaşayan velilerimizin duygusunun ağırlığını yüreğimizde hissediyoruz. Çalıştığımız idareciler baskı kuruyor, çalışma ortamlarımız iyileştirilmeli, liyakatsız kişilere öğretmenler ezdirilmemeli. Dünya Öğretmenler Günü’nde 21. yüzyılda uğraşılarımız daha ileriye gitmek olması gerekirken biz EBA’dan derse bağlanma sıkıntısı yaşıyoruz.

Derslerin olmazsa olmazı bilgisayar ve tableti temin etmek ve internet erişimi sağlamak hem öğretmenler hem de veliler için ciddi anlamda maddi yük oluşturdu. Canlı dersler için hem kendisine hem çocuğuna bilgisayar ve internet temin etmek zorunda kalan öğretmenler şu an sıkıntıda. Önce öğretmeni mutlu etmeliyiz. Mutlu öğretmen başarılı öğretmendir. Mutlu öğretmenler mutlu toplumlar oluşturur...

‘İş yükümüz arttı’

İlkay Kumtepe: Öğretmenlerin dijital konuda eksikliklerinden doğan sorunları var. Uzaktan eğitimdeki sıkıntıların bir kısmı buradan kaynaklanıyor. MEB, öğretmenlerin dijital yeterliliklerini artırmaya yönelik çalışma yapmalıydı. Bu yapılmadığı için bireysel olarak bunları tamamlamaya çalıştık.

 Eğitimde şu an için en büyük eksikliğimiz EBA’nın çok yeterli olmayışı. Altyapısının kuvvetlendirildiği söylendi ama EBA çöktü, bağlantıda kopmalar oluyor. Bakanlığın biraz daha profesyonel iş çıkarması gerekiyordu. Bakanlığın öğretmenlere iş yükü de arttı. Sürekli evrak işleri geliyor. Aynı şey için defalarca farklı formlar düzenlemek durumunda kalıyoruz. Öğretmen uzaktan eğitim için hazırlık yapmak zorunda, dijital hazırlık çok daha zor. Kendimize hiç zaman kalmıyor. Ben sınıf öğretmeniyim. Bakanlığın gönderdiği yazı gereği cumartesi günlerine de ders aldık. İlkokul çocuğunun bir günde 6 saat ders işlemesi gelişimi için çok zararlı. Onun üzerine ödev ve çalışma yapacak. Hem öğrenci hem de öğretmen için büyük bir yük. Bu kadar yoğun çalıştırmanın ardından ek ders ücretleri de kesiliyor. Öğretmenler olarak en büyük sorunumuz öğrencilerimizin hepsini aynı anda derslere alamıyor olmak. Her çocuğun eğitime adil şekilde ulaşmasını sağlamalıyız, bunu sağlayamadığımız için rahatsızlık duyuyoruz.

‘Vaatler yerine getirilsin’

Barış Uluocak: 20 yıldır öğretmenlik yapıyorum. Son dönemlerde öğretmenlik mesleğinin itibarına ilişkin olumsuz  bir algı var. MEB tarafından bunun önüne geçilmiyor. Maaşla ve tatille biçimlendirilen bir tartışma söz konusu. Pandemide de çeşitli tartışmalar oldu. Zaten mevcut sosyo-ekonomik statümüzde bir yıpranma var. Pandemide mesleki alana yönelik baskının ve yıpratmanın arttığını hissediyoruz. Kendimizi öğretmen olarak mesleki açıdan pek iyi hissettiğimiz söylenemez. Öncelikli olarak mesleki itibarımızın, sosyo-ekonomik statümüzün uluslararası öğretmenler camiası açısından da kabul edilebilir bir yere gelmesini istiyoruz. Okullarda ticari ilişkilerin içine sokulmak, okullardaki aksaklıkların sorumlusu gösterilmek istemiyoruz. Seçim vaatlerinde yer alan 3600 ek göstergenin yerine getirilmesini bekliyoruz.

‘Bakanlık destek vermeli’

Demet Karakaya: Öğretmenler uzaktan eğitimde, bütün öğrencilere ulaşamamakta. İlkokul çocukları ailelerinin işte olduğu saatlerde dersleri takip etmekte zorlanıyor. Öğretmenler kısıtlı imkanlarla kendi bilgisayar ve internetlerini kullanarak süreci yürütüyor. Fakat canlı derslerde bütün öğrencileri görmemek bizleri üzüyor. Ayrıca dersler ailecek yemek saatlerimizi bile aksatmakta. Sürekli sistemi kontrol etmek zorunda kalıyoruz. Ders programı, çalışma saatleri daha net belli olmalı. Cumartesi ve pazar günlerine ders tanımlanıyor. Öğretmenlerin ekonomik koşulları birçok Avrupa ülkesinin gerisinde kalmışken onlardan kısıtlı imkanlarla online eğitim yapması beklenmekte. Öğretmenlerin daralan bütçelerine internet ve bilgisayar ek yük oldu. Sürecin yok sayılan kahramanları ise okulöncesi öğretmenleri. Yüz yüze eğitim verdikleri halde ücret alamıyorlar. MEB okulda olduğu gibi öğretmenlerin eğitim ortamına gerekli desteği vermeli.

‘Ek ders kesintisi olmasın’

Hasan Karahan: Öğretmenin itibarı kanunlarla korunmalı, sözlü ve fiili şiddetlerin bir yaptırımı olmalı. Çalışma bölgeleri arasındaki zorluklar maddi - manevi öğretmenleri teşvik edici şekilde düzenlenmeli. Bir öğretmenin maaşı en düşük memur maaşıyla bir olmamalı, ekonomik koşulları iyileştirilmeli. Uzaktan eğitimde azalan ders sayısı sonucunda öğretmenlerden ek ders kesintisi yapılmamalı. Öğretmenlerimiz uzaktan eğitimde okulları eğitim öğretime her zamankinden daha fazla titizlikle açmak için hazırlık yapmakta, haftalık ders yükünü tamamlamak için uğraşmakta. Normalden daha fazla çalışan öğretmenlerimizi gelir kaybına uğratmadan sağlıkla yüzyüze eğitime geçişi sağlamalıyız.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber