Geri Dön

Sınavlarda adalet nasıl sağlanacak?

MEB, yüz yüze sınavlara hazırlanırken uzaktan eğitime erişemeyen 3,5 milyon öğrencinin diğerleriyle aynı sınava girmesi haksızlık yaratmayacak mı, sorusu tartışılıyor. Kimi eğitimciler sınav olmazsa öğrencilerin dersleri hiç önemsemeyeceğini söylüyor kimi ise adaletsizliğin kaldırılması için herkese 100 verilmesini öneriyor.

Sınavlarda adalet nasıl sağlanacak?
AYSEL BOZAN YILMAZ

 

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB), yaptığı açıklamaya göre, okullarda 25 Ocak’ta başlayacak yarı yıl tatil süresine ikinci dönemdeki bir haftalık ara tatil de eklendi. İlkokul, ortaokul ve liselerde 22 Ocak’a kadar uzaktan eğitim devam edecek, ikinci dönem, 15 Şubat’ta başlayacak.

Öğrenci ve velilerin en çok merak ettiği konu ise sınavlardı. Bu konudaki son açıklamaya göre, ilkokullarda sınav yapılmayacak, karne notları ders etkinliklerine katılım puanıyla belirlenecek. Ortaokul ve liselerde birinci döneme ait bir yazılı, uygulama puanı ve performans notları üzerinden ölçme değerlendirme yapılacak. Sınav notu bulunmayanların sınavları, okul ortamında ve sosyal mesafe, hijyen tedbirlerine uygun olarak seyreltilmiş gruplar halinde gerçekleştirilecek.

Peki, öğrenciler sınava girmeye hazır mı? Eğitimciler, sendikalar, öğretmenler ve veliler genel olarak bu soruya “hayır” cevabı veriyor. Çünkü MEB’in de yaptığı açıklamalara göre yaklaşık 3,5 milyon öğrenci uzaktan eğitime erişemedi. Erişenlerin büyük çoğunluğu da derslerden verim alamadı. Bu durumda sınav yapılması mı doğru, yapılmaması mı? Bu konuyu eğitimcilere sorduk, farklı yorumlar aldık. İşte o görüşler:

‘Bir neslin felaketi’

Türk Eğitim Derneği (TED) Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu: Geçen yıl sınav yapılmaması çok ciddi sıkıntılara yol açtı. Öğrenciler bu sefer hiç ders dinlemediler. Zincir kazanımlar çok önemli. Öğrencinin aradaki kazanımı almadan bir üst kademeye geçmesi, başarısızlığa neden olacaktır. Öğrenci şu anda bunu hissedemediği için hiçbir dersi dinlemedi. Onun için sınavların yüz yüze yapılması sadece Bakanlığın görüşü değil. Biz dahil, tüm eğitimciler, bu sınavların yapılması gerektiğini ortaya koyuyor.

Güvenliği sağlamak zor olacağı için de sınavların yüz yüze yapılması gerekiyor. Bir sene boyunca kazanımlar hiç olmadı, yeni bir müfredat düzenlenirse çocuklarımız önümüzdeki süreçte bunları telafi edebilirler. Diğer öğrencilerimize de tabii ki biraz hoşgörülü olunmalı. Mümkün olduğu kadar öğretmenlerin ve okulun inisiyatifinde bu işi götürmemiz gerekiyor. Bilgiye ulaşamayan, ciddi sayıda öğrenci var. Burada biraz daha adaletli ve dikkatli gitmek mecburiyetindeyiz diye düşünüyorum. Ama bunun çözümü derslerden hiç sorumlu değilsiniz, sınav yapmayacağız değil. Çünkü ne olursa olsun, her kademede belki iki yıla yayılmış bir kaybı toparlama sürecine koymamız gerekir. Aksi takdirde bir neslin felaketiyle karşı karşıyayız.

TED olarak, tatilin öne çekilmesi ve bir haftalık tatille birleştirilmesini önermiştik. Ancak okullar açıldıktan sonra da “mış gibi” yapmamalıyız. Yarım gün okul açmak, yüz yüze eğitime başlamak değildir. Burada yapılması gereken şey, okulları tamamen açmak. Ama bir defacto görüyorsak, muhakkak ilçe bazlı hatta okul, köy bazlı gitmeliyiz. Gerek görülüyorsa, ki bize göre olmalıdır, yaz ayının süresinden de almalıyız.

Lise ve üniversitelere giriş sınavları ertelenecekse bir an önce karar vermek lazım. Ama lütfen sınavları erteleyip geri çekip sonra tekrar erteleme gibi bir şeye girmeyelim. Çünkü sınav grupları normal zamanlarda bile ciddi miktarda stres yüklüler. Bu süreçte stresle birlikte kaygı miktarları arttı. İyi hesaplansın, tarih değişikliği olmasın.

Bunlar bir sıralama sınavı olduğu için burada önemli olan ayrıştırıcı, zorluk derecesi yüksek sorulardır. Evet öğrenciler tüm müfredattan sorumlu olacaklar ama bizim yaptığımız görüşmelerden anladığımız, yüz yüze görmedikleri kısımdaki sorular, bilgi ağırlıklı değil, beceri ağırlıklı olacak. TED olarak ilgili kurumlara ayrıştırıcı soruların bu dönemlerden olmamasını tavsiye ettik.

200 bin imza toplandı

Sınavların yüz yüze yapılmasını istemeyenler, imza kampanyası başlattı. Kararın öğrencileri ve aileleri riske atacağının belirtildiği açıklamada sınavların online olarak yapılması ya da ileriki zamanlara ertelenmesi istendi. Kampanya, dün itibariyle 200 bin imzaya ulaşırken sosyal medyada da sınavların yüz yüze yapılacak olmasına tepki gösterildi. Yorumlardan bazıları şöyle:

- Bunca vakada nasıl sınav yapacaksanız? Okulumuz zaten 1000 kişi, hangi birini seyreltecekler?

- Kendimizin ve ailemizin sağlığı için sınavların iptalini istiyoruz.

- MEB, milyonlarca öğrenciyi sınav için okullara çağırma kararını tekrar gözden geçirmeli. Ciddi bir hareketlilik söz konusu. Not vermesek ne olur?

- Sınavlar bekleyebilir fakat korona bulaşmak için beklemeyecek.

- Madem sınav olmakta sıkıntı yok neden 10 aydır okul yüzü göremedik?

- Evde kronik hastalıkları olan annem, babam var sınav uğruna ailemi tehlikeye atmak istemiyorum.

‘HEPSİNE 100 VERİLSİN’

Eğitim İş Sendikası Genel Başkanı Orhan Yıldırım: Eğitim öğretimde ölçme değerlendirme tabii ki önemli. Bu olağan dönemler için normal. Ancak şu anda pandemi sürecini yaşıyoruz ve geçen marttan itibaren neredeyse hiç yüz yüze eğitim yapılmayan sınıflar var. Bu arada uzaktan eğitimin sürdürülüyor olması aynı kazanımın verildiği anlamına da gelmiyor. 4-5 milyon öğrenci, dersleri hiç izleyemedi. Şimdi hiç ders görmemiş bir çocuğa ne soracaksınız? Onlara sanki okulda yüz yüze eğitim yapılmış gibi soru sorarak, cevap istemek ne vicdani ne ahlaki ne de hukuki. Birincisi, pandemi koşullarında yüz yüze sınava çağırmanın yanlış olduğu görüşündeyiz. İkincisi, bu çocukların gerçekten bu sınav sonuçlarıyla değerlendirilmesinin büyük bir haksızlık olacağı kanaatindeyiz. Sınavla not değerlendirmesi farklı şekilde olabilir. Madem uzaktan eğitim yapıyorsunuz, kalabalığı azaltmak adına uzaktan online sınav da yapabilirsiniz. Hiç sınav yapmayıp yüz yüze eğitim başlandığında ikinci dönemdeki notu birinci döneme sayılabilir. Geçen dönemde birinci dönem notu ikinci döneme sayılmıştı.

Hiçbiri olmuyorsa çocukların önceki dönemki not ortalaması aynı şekilde korunabilir ya da çocukların tümüne eşit puan verilebilir. Hepsine 100 puan verirseniz, bu çocuklara haksızlık yapmış olmuyorsunuz. Çünkü eğer 12. sınıf gibi üst sınıflarsa önceki yıllarda aldıkları ortalamayı değiştirmemiş oluyorsunuz. 9. sınıfsa ya da ortaokula yeni başlamışsa zaten önümüzdeki yıllarda not alacaklar. Dolayısıyla kimseye haksızlık yapmamış olursunuz. Uzaktan eğitimde yaşanan haksız rekabetin, not olarak çocuklara ikinci kez mağduriyet yaratması, sadece tüm çocuklara 100 puan verilerek engellenebilir.

Üniversiteye giriş sınavlarında da son senedeki uzaktan eğitim derslerinin hiç sorulmaması en doğru yöntem. Geçmiş yıllarda öğrendikleri bilgiler, çocukların kapasitesini zaten gösteriyor. Özel okula giden, özel ders alanlar var, bunun da gözden kaçırılmaması gerekir. Okullar açık olduğunda eşitsizliğin en eşit hali ortaya çıkıyordu. Okul var, öğretmen var ve öğrenci karşında. Şimdi eşitsizliğin en yüksek halindeyiz. Bu ortamda çocukları eşit sınava sokmak hiç de adil değil.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber