Geri Dön
EğitimUzaktan eğitim de ikiye böldü

Uzaktan eğitim de ikiye böldü

Uzaktan eğitimin kalıcı olacağının açıklanmasının ardından eğitim camiası ikiye bölündü. Kimi eğitimciler bilgi çağında bu eğitimin kaçınılmaz olduğuna dikkat çekerken kimi  kademeli geçişi öneriyor. Kimi de Türkiye’de ekonomik anlamda dezavantajlı yaklaşık 3 milyon öğrenci online eğitime ulaşamazken hibrit eğitimin adaletsizliği artıracağını savunuyor.

Uzaktan eğitim de ikiye böldü

 

MİNE ÖZDEMİR GÜNELİ

Pandemiyle hayatımıza giren uzaktan eğitim, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un yaptığı açıklamaya göre artık kalıcı oluyor. Bakan Selçuk, daha önce 2018’de yayınlanan 2023 Eğitim Vizyonu’nda “Ortaöğretim Tasarımı” planında uzaktan eğitimi içine alan bir modele geçmeyi amaçladıklarını açıklamıştı. Ayrıca çocuklara sertifikaya dayalı bilişim ve iş dünyasına ilişkin yeterlilikler kazandırılmasının yanı sıra 2024’te üniversite sınavının değişeceğini kaydetmişti.

O dönemde uzaktan eğitim çok tartışılmıştı. Bakan’ın işaret ettiği eğitim modeli, “Hibrit” bir sistem. Yani eğitimlerin bir kısmı yüz yüze bir kısmı ise uzaktan yapılacak bir model. Pandemi, hedeflenen tarihleri erteledi ancak sisteme geçişi de kolaylaştırdı. Konuyla ilgili eğitimcilerden görüş aldık. Uzaktan eğitime sıcak bakanlar da var Türkiye şartlarında bunun imkansız olduğunu düşünenler de.

İşte o görüşler:

‘Bu karardan dönülecek’

Eğitim İş Sendikası Genel Başkanı Orhan Yıldırım: Daha dünyada pratik uygulaması bulunmayan ya da gelişmiş birkaç ülkede kısmen yapılabilen bir uygulamaya Türkiye’de sanki hazırız gibi pandemi bitse de uzaktan eğitim kalıcı olacak söylemi son derece yanlış. Evlerdeki çocukların televizyon, bilgisayar, internet erişiminin olmadığı bir yerde çıkıp da uzaktan eğitime geçeceğiz denmesi endişe verici. Bakanlık, daha önce aldığı birçok karardan döndüğü gibi bu karardan da dönecektir ama telafisi olmaz. 2-3 yıl bunun uygulanması bile felaket olur. Bu nedenle karşıyız. Toplumla, eğitim paydaşlarıyla görüş alışverişinde bulunulmayan bir konuda asla taraf olmayız. YKS ve LGS’de uzaktan eğitimin, ne kadar fırsat eşitsizliğine neden olduğunu göreceğiz.

‘Google’dan fazla bilemez’

MEF Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Özcan: Uzaktan eğitim hayatımızda kalıcı olacak çünkü daha kolay ve ucuz. Bizim menfaatimize uygun ama hangi uzaktan eğitim?

K12 bağlamında uzaktan eğitim bizimle olmalı. Bu eğitimi mümkün kılan teknolojiyi kullanmamak rasyonel bir seçim olmaz. Konunun sosyal adalet boyutu var. Pandemiden önce her çocuğun bir okulu vardı ama okullar kapanınca öğrencilerin bir kısmı bu imkândan mahrum kaldı. Online eğitimin uygulamalı olması gerekir. Mottom ‘Uygulamalı çevrimiçi eğitim’. Öğretmen uygulama yapmalı, öğrenciyi aktif hale getirmeli yoksa hiçbir öğretmen Google’dan fazla bilemez. Öğrencinin derinlemesine düşünmesi sağlanmalı.

‘Kademeli geçilmeli’

Türk Eğitim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu: Hibrit sistem, belli dersler için uygulanabilir. Ama bizim gibi ülkelerde gelişim ve çalışma disiplini sorununu da göz ardı etmememiz gerekir. Başlangıçta dikkatli

ve kademeli götürülmeli. Uzaktan öğretim bütün kademeler için değil sadece lise için hibrit olabilir. Çünkü diğerinde somuttan soyuta geçiş süreci tamamlanana kadar uzaktan öğretimin faydasını beklememiz mümkün değil.

‘Arkadaşlarımı tanımıyorum’

Nehir Çetinkaya (9. Sınıf öğrencisi): Eğitimleri online alıyoruz. Bence zaman ve ders tekrarı açısından olumlu buluyorum. Ama yüz yüze olunca arkadaşlarımla fikir alışverişinde bulunabildiğimiz için okulun daha verimli olacağını düşünüyorum. Geçen yıl LGS’ye hazırlanırken uzaktan eğitimde odaklanma sorunu yaşadım. Lisede ilk senem olduğu için daha hiç kimseyle tanışamadım.

‘Odaklanamıyorum’

Ece Naz Revan (11. sınıf öğrencisi): Uzaktan eğitim sözel dersleri çok etkilemedi ama matematik ve fizikte çok yoruluyorum. Görsel eğitime önem veriyorum. Online eğitimde sürekli ekrana bakıyoruz o nedenle kendimi veremiyorum. Normal zamanda okulda öğretmenimizle sürekli diyalog halinde eğitim görüyorduk.

‘Dershaneyi zorunlu tutuyor’

Erim Arslan (11. Sınıf öğrencisi): Uzaktan eğitimde not tutmuyorum. Matematik dersinde öğretmen soru açıyor, çözüyor, ekran görüntüsünü alsam dersi dinleyemiyorum. Dersle senkronize olamıyoruz. Dil dersleri sıkıntılı. Eğitimin yüz yüze olması çok etkili. Öğretmenler bilgisayarlara aşina değil. Bu süreç, başarılı olmak için dershaneye gitme zorunluluğu oluşturdu.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler