Geri Dön

Diş çürüten kolacıya ses yok, biz sıkıysa kâr edelim

Denizbank CEO’su Hakan Ateş, bankacıların son günlerde haksız eleştiriler aldığını belirtti. Yaptıkları işe diğer sektörlerden çok farklı bakıldığından şikayet eden Ateş, ”Adam kola, yani asit üretiyor. Kâr ettiğinde kim rahatsız oluyor... Ama bankalar sıkıysa kâr etsin” dedi.

Diş çürüten kolacıya ses yok, biz sıkıysa kâr edelim

Bankacılık sektörü son yıllarda toplumun çeşitli kesimlerinden ve Bakanlar Kurulu’nun bazı üyelerinden ağır eleştiriler alıyor. Eleştiri ve şikayetlerin yoğunlaşması üzerine harakete geçen Türkiye Bankalar Birliği (TBB), sorunların çözümü için bir çalışma grubu oluşturdu.
Bankaların kârlılık gösterdiği ve ekonomiye aracılık yaptığı bir dönemde bu eleştirilerin neden tepe noktaya çıktığını sorduğumuz Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş, bir toplumun bankaları kâr ediyor diye eleştirmesi değil, bundan sevinç duyması gerektiğini söyledi.
Dünyanın ileri gelen ülkelerinin bankacılık sektörlerinin krize girmesi nedeniyle vatandaşlarının sokaklara döküldüğünü ifade eden Ateş, Türkiye’de toplumda bankalara karşı oluşan yanlış algının bankacılığın meslek olarak görülmemesinden kaynaklandığını söyledi. Ateş sorularımızı yanıtladı.

- Kredi talebi canlı mı?
Türkiye yüzde 2,2 büyüdü. Toptan eşya fiyatları hiç artmıyor. Bu sanayicinin, ara mal üretenlerin mallarına fiyatı yansıtamadığını gösteriyor. Ama senenin sonuna doğru ekonominin toparlanması umudu var. Burada banka kredileri önemli olacak. Her ne kadar bankacılığa devamlı bir şekilde sağdan soldan atak oluyorsa da bankacılık sektörü ekonominin büyümesindeki en sağlıklı dinamodur. 33 yıldır bankacıyım. Konuşuyorum ama bunu nedense belli kesimler anlamak istemiyorlar. Oysaki bankacılığı desteklemek lazım, toplumun geri kalan kesimine doğrudan yansır.

Kârımız göze batıyor

Bankacılık meslek olarak görülmüyor. Bu bana ait bir düşünce değil. Büyük bankalarımızdan birinin CEO’sunun görüşü. Adam jant üretiyor, buzdolabı üretiyor, her hangi bir şey üretiyor ve kâr elde ediyor. Kola üretiyor. Çocuk dişini içine attığın zaman çürüyor, yani asit üretiyor.
Kâr ettiği zaman hanginizin gözüne batıyor, kim rahatsız oluyor. Kimse rahatsız olmuyor. Ama bankacılık sıkıysa bir kâr etsin bakayım. Sanki bir şeyi istismar ediyor.
Peki, tekerlek, jant, araba satan ne alıyor? Ev satan ne alıyor? İnşaatçı kaç katına satıyor? İnşaatçı 3 - 3.5 katına satıyor. İmalatla fiyatların arasına bakın, fark yüzde 300’dür. Petrol kimya, rafineri ne kazanıyor? Yüzde 15, 20’nin altında kazanmayan yok. Lütfen bir alt alta koyun, kâr marjlarına bakın.
- Bankalar neden eleştiliyor?
Şu anda bankacılığın sermayesi 186 milyar TL’dir. Dişiyle tırnağıyla kazanıyor ve tekrar halkına çeviriyor. Çünkü bütün sermayeyi içeride tutuyor, ne yurtdışana çıkarıyor ne han hamam, apartman alıyor. Banka sermayesi tekrar içeride kalıyor.

Bankacılık dinamodur

Ama bankacılık meslek olarak görülmediğinden Ali’nin külahını Veliye gibi bir durum var. Bu yanlış bir anlayıştır. Bankacılık kaynakların doğru dağılımına aracılık eden yegane müessesedir. Herkes bunu laf diye dinliyor. Bunu bankaların da yani Bakanlara Kurulu’nun da anlaması lazım. Sayın Bakan Ali Babacan bunu her ortamda söylüyor.
Biz global krizden bankacılık sektörünün kuvveti sayesinde çıktık. Yunanistan’da halk sokakta, Portekiz’de İspanya’da genç nüfusta yüzde 50 işşizlikten var. Toplam nüfusta yüzde 27 işsizlik var bu ülkelerde. Bankacılık ekonominin böyle bir güzel döneminin nedeni olmuş. Buna karşın memlekette bankacılara hareket etmeyen kalmadı. Bunu anlamakta güçlük çekiyorum, haksız buluyorum.
- Eleştirilere bakmakta geç kalmadınız mı?
Çok geç kaldık. Bankacılık sektörü A’dan Z’ye herkese aracılık yapan, dokunan bir sektör. Hiç bir şey yapmasanız da en azından elektrik faturanızı ödeyeceksiniz. Politikacı da alıyor bunu, öyle güzel pozisyonlu ki kendisini...
Sadece Denizbank’ın 6 milyon 600 bin müşterisi var. 3 bin müşterinin şikayeti olsa, üç tanesi de gazetelere çıkınca bankacılık kötü oluyor. Halı parasını ödemeyince haciz geliyor, ona ses etmiyor ama kredi kartı borcunu ödemeyince sesi çıkıyor.
Hem bankasız bir ekonomik hayat düşünülemez hem de bankacılığa dair en ufak bir şikayet politikacı ağzından gündeme getirildiği zaman alkışlanıyorlar ve çok rahat pirim yapıyorlar. Bankacılara iki tane geçir senden iyisi yok. Halbu ki bu büyük bir haksızlık, böyle bir şey yok, bu doğru değil.

Krediyi kim veriyor?

Şu anda özelleştirmeler oluyor, otoyollar, yeni hastaneler. Kim finanse ediyor bunları? Barajlar diyorsunuz, Kanal İstanbul diyorsunuz, nükleer santral diyorsunuz...
Bunları kim finanse ediyor, bankalar. Burada büyük bir zafiyet var, toplumun anlayışında ve topluma anlatılmasında. Onun için bankacılığın haksız eleştirilmesi kadar hatalı bir şey yoktur. Bankacılık kâr etmeseydi ne olurdu, bunu kimse düşünmüyor, düşünüyor mu?
2001’de ne olduğunu gördük. Sağlıklı çalışan, kurallara, değerlere bağlı olan bankacılığın kâr etmesi bir toplumu sadece sevindirmeli. Çünkü bu sosyal sorumluluğu yerine getirmekle yanlış bir şey yapmıyoruz. Sadece Denizbank’a bakın, her yıl 100 çiftçi çocuğunu burslu okutuyoruz. Uluslararası İstanbul Opera Festivali’nin, Uluslararası Bodrum Bale Festivali’nin, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın sponsoruyuz.

‘KREDİ FAİZLERİ DÜŞÜYOR’

- Düşük faizden bankacılık nasıl etkileniyor?
Düşük faiz ortamından ilk etapta son derece iyi etkilendiği ortada. Çünkü biliyorsunuz 2006 - 2007’lerde enflasyona paralel faizler yüzde 20’lerdi. Yüzde 6 - 7’lere düşmesi bankacılığı doğal olarak iyi etkiliyor. Çünkü aktiflerde yaratılan varlıklar hep uzun vadelidir, pasiflerdeki mevduat ise kısa vadelidir. Dolayısıyla faiz eğirisi, yani getiri eğrisi aşağı düştükçe pasifiniz devamlı yenilendiği için faizi düşüyor ama aktifinizde ev kredileri, proje kredileri, kurumsal, ticari kredilerinde faizler düştü. Tüketici kredilerinde 5 yıla kadar olan krediler bile olumlu etkileniyor. Niye çünkü varlıkta fazla faiz kazanıyorsunuz pasifte mevduatınızın faizi daha süratli döndüğü için düşüyor. Arada kâr marjı oluşuyor.

‘ESKİ MÜŞTERİ YENİ FAİZİ İSTİYOR’

- Faiz düşmüyor diye şikayetler var...
Toptan bankacılıkta anlaşma faizine uyarsınız. Perakende de devamlı yeni gelen müşterilere cari faizden kredi veriyoruz. Eski müşteri diyor ki ‘Bak faizler düştü. Benimkini de oraya düşür, yoksa gideceğim.” Siz de o zaman yeniliyorsunuz, ortaya yeniden fiyatlama çıkıyor. Şimdi faizler düşüyor - düşmüyor tartışmaları var. Aylık yüzde 2.75’lerden aylık yüzde 0,69’lara düştü 10 yıllık konut kredisi faizleri. 0,69 yıllık olarak yüzde 10’nun altında bir faizdir. Diğer tüketici kredileri de buna paraleldir. Bu son derece makul bir faizdir. Kısa vadeli ticari kredilerde TL faizler yüzde 6 -7’dir. Uzun vadeli proje kredilerinde de faizler gerilemeye başladı.
Kredilerde bankacılık sektörü son derece rekabetçidir.

RUS SEKRETER GELDİ

Hakan Ateş, Denizbank’ın Rus devlet bankası Sberbank tarafından satın alınmasından sonra Rusça dersleri almaya başladı. Sekreterlerinden biri de Rus olan Ateş, Ruscasının ağır ağır ilerlediğini, çok fazla pratik yapamadığını söyledi. Ateş, “Türkiye’de olan yönetim kurulu üyemiz de Türkçeye çok meraklı, Türkçe öğreniyor. Dolayısıyla ben çok fazla pratik yapamıyorum’ dedi.

Bağcılar'da otomobili durdurup 2 milyon lirayı gasbeden şüpheliler yakalandıBağcılar'da otomobil sürücüsünün önünü keserek 2 milyon lira parayı gasbeden şüpheliler yakalandı. 8 şüpheli cezaevine gönderilirken, şüphelilerin takip anları güvenlik kameralarına yansıdı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber