Geri Dön
EkonomiTemiz enerji yarışı

Temiz enerji yarışı

Dünya bir zamanlar sıkı bir uzay yarışını yaşadı. Önde gelen ülkeler aya ilk ayak basan olmak için milyarlarca dolarlık kaynakları seferber ettiler; bilgi ve teknolojiye büyük yatırımlar yaptılar.

Temiz enerji yarışı

Aynı şekilde zorlu bir nükleer enerji ve silahlanma yarışına da şahit olduk. İlk atom ya da hidrojen bombasını yaratmak için bilim adamlarından dev ordular oluşturuldu; en gelişmiş laboratuvarlarda milyarlarca dolarlık çalışmalar yürütüldü. Geçen yüzyılın başlarından ise bir roket yarışı başladı; hala da sürüyor. En uzağa giden roketi yapabilmek için amansız bir yarışa girildi. Bu yarışın ürünleri hem uzay hem de nükleer yarışın girdileri oldu.

Şimdi ise yeni bir yarış var; yenilenebilir enerjide liderlik yarışı.

Ekolojik faktör

Avrupa’da, ABD’de ve Çin’de bu yönde yoğun çalışmalar var. Ülkeleri yenilenebilir enerjide liderliğe zorlayan iki temel neden var. Bunlardan ilki ekolojik yani çevreyi koruma dürtüsü. Ağustos ayında IPCC raporu açıklandıktan sonra, yaklaşan felakete karşı her ülkenin bir şeyler yapması gerektiği açıkça ortaya çıktı. Glasgow’da da bu yönde küresel bir irade ortaya konuldu. İklim değişikliğini önlemek ve tersine çevirebilmek için sera gazı emisyonlarının azaltılması şarttı. Sırf bu nedenle ülkeler yenilenebilir enerjiye yatırım yapmak ve enerji kaynaklarını bu yöne kaydırmak zorunda olduklarını gördüler. Aslında bu bir keyfiyet değil, zorunluluk. Neredeyse tüm ülkelerin imzaladıkları ve parlamentoları tarafından da onaylanan Paris Anlaşması gereği bu adımı atmak zorundalar.

Jeopolitik faktör

Ülkeleri yenilenebilir enerjiye zorlayan çevresel faktörün yanı sıra bir de stratejik gereklilik var. Dünyada birçok ülke enerji açısından ithal petrol ve gaza aşırı bağımlı. Bu durum ülkelerin hem enerji güvenliğini hem de ödemeler dengesini tehdit ediyor; petrol yataklarını ve arzını etkileyen gerilimlere karşı açık hale getiriyor. Büyük ülkeler petrol kaynaklarının güvenliğini sağlamak için yoğun askeri faaliyet içine giriyorlar, yüz milyarlarca dolarlık kaynak harcıyorlar. Askeri ve ekonomik olarak güçlü ülkeler enerji güvenliklerini sağlamak için Orta Doğu bataklığına saplanıp, yeni gerilimlere yol açıyorlar. Aslında Orta Doğu’nun bataklık olmasının nedeni de büyük ülkelerin petrol kaynaklarının kontrolü için yaptıkları müdahaleler.

Yenilenebilir enerji yarışı hem maliyetlerin azalması hem de imkanların artması noktasında ülkelere bir çok fırsat sunuyor. Şimdilik bu yarışın lideri olarak Çin öne çıkıyor. Şu anda miktar olarak en fazla yenilenebilir enerjiyi Çin üretiyor. Öte yandan ekipman anlamında da hem rüzgar ve hem de güneşte en büyük üretici Çin. Rüzgar türbinlerinin ve güneş enerjisi panellerin önemli bir kısmı Çinli firmalar tarafından imal ediliyor. Yapılan yatırımların boyutu itibariyle de Çin lider. Sadece içeri de değil ülke dışında da yatırımlar yapıyor.

Çin’i liderliğe içinde bulunduğu koşullar zorladı. Başta kömür olmak üzere fosil yakıtların yoğun kullanımının yol açtığı hava kirliliği nedeniyle her yıl 1.5 milyon insan hayatını dolaylı ya da doğrudan etkiyle kaybetmeye başladı. Fosil yakıtların neden olduğu çevresel etki yıllık yüzlerce milyar dolarlık ekonomik maliyet yaratmaya başladı. Su kaynakları kirlendi. İnsanlar protesto gösterileri yapmaya başladılar. Çin yönetimi bu durum karşısında yenilenebilir enerjiye yatırım yapmayı bir öncelik olarak belirledi.

Çin kadar olmasa da benzer sorunlar Avrupa’da da yaşandı. Rus gazına ve dolayısıyla Rusya’ya olan bağımlılığın artması Avrupa’yı rahatsız etmeye başladı. Trump döneminde sessiz kalan ve hatta küresel liderlik yarışından çekilen ABD ise Biden ile birlikte tekrar yarışa döndü, yenilenebilir enerji projelerine tekrar milyarlarca dolarlık destek sağlamaya başladı.

Bu alanda liderlik için önce politik irade ve ardından ekonomik kapasite olması gerekiyor. Büyük ülkeler bu iki faktöre de sahipler. Bizim gibi ekonomik imkanları sınırlı olan ülkeler ise politik irade ile birlikte borçlanarak da olsa bu yarışa katılabilirler.

Aslında Türkiye kısıtlı imkanlara rağmen bu alanda önemli ilerleme kaydetti. 2020’den itibaren devreye alınan kurulun gücün tamamına yakınını yenilenebilir kaynaklardan sağlandı.

Bu kapsamda yenilenebilir enerji kurulu gücünü en çok artıran ülkeler arasında Türkiye ön sıralarda yer almaktadır. Türkiye’nin yapması gereken yenilenebilir enerji sektöründeki yatırımları teşvik etmektir.